DÜNYAGÜNCEL

180 milyonun ‘suya erişimi’ neden yok?

UNİCEF: Çatışma bölgelerinde 180 milyondan fazla insanın içme suyuna erişimi yok

suya erişim

HABER MERKEZİ- UNİCEF “Dünya Su Haftası” vesilesiyle yaptığı açıklamada, savaş ve çatışmalardan etkilenen ülkelerde yaşayan 180 milyondan fazla insanın içme suyuna erişiminin olmadığını bildirdi.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNİCEF), başta Afrika’da Güney Sudan, Kuzeydoğu Nijerya ve Somali olmak üzere “çatışma, şiddet ve istikrarsızlıktan etkilenen ülkelerde 180 milyondan fazla kişinin temel içme suyuna erişiminin olmadığını” açıkladı.

Öte yandan, UNİCEF tam bir burjuva zihniyetle “çocukların suya erişiminin ayrıcalık değil bir hak ve öncelik olduğunu” ifadelerini kullanmış. Emperyalist-kapitalizmin yarattığı yıkımlar ve her şeyi tekeline, özel mülkiyetine alan kapitalist müdahale olmasa, yeryüzünde tüm insanlığa yetecek kadar temiz su var oysa.

“Ayrıcalık değil hak”mış. Meseleyi bu düzeyde ele almak burjuva kafanın katıksızlığını yansıtıyor.

Yeryüzünde yaşamın iki temel kaynağından birisi (diğeri güneş ışığıdır) olan su, doğanın ve ondan farklılaşarak türeyen insanın yaşam sürecinde ayrılmaz bir unsurdur. İnsanın “suya erişimi” insanoğlu varolduğundan beri doğal bir ilişkidir. Özel mülkiyetin olmadığı çok uzun zaman dilimlerinde, henüz “hak” “hukuk” “ayrıcalık” terimlerinde ifadesini bulan ilişki biçimleri yoktu. “Erişim” bu nedenle yanlış bir tanımlamadır. İnsanın doğayla ve suyla ilişkisi dışsal bir erişim ilişkisi değil (doğal ve) içseldir.

Doğanın bir parçası, ondan farklılaşarak aynı zamanda onu dönüştüren bir parçası olarak insanın bu konumunu ters yüz eden özel mülkiyet düzeni ve aslında tekelci kapitalist düzendir. Kapitalizm doğanın etkin bir parçası olarak emekçi insanlığı ondan koparıp almıştır. Doğayı, doğada bulabildiği her şeyi özel mülkiyete dönüştürmüş ve yapabildiği kadarıyla tekel altına almıştır.

Günümüzde içme suyu da büyük oranda tekelci kapitalist mülkiyete konu olmuştur. Bunun üzerine bir de emperyalist savaş kışkırtıcılığı ve yeniden paylaşım çatışmaları eklenince, insanın su ile olan (yok edilmiş) doğal ve içsel ilişkisi, özel mülkiyet dolayımlı savaşlar yoluyla tam bir kriz ve yokluğa dönüşmektedir.

Etiketler
Daha fazlası

İlgili

Close