GENÇLİKGÜNCEL

Devlette devamlılık esastır!..

85 yaşındaki Hasan Basri Aydın, Murat Dil ve Sevgi İnce için 10 yıl önce yürütülen kampanyaya ilişkin yazılarından dolayı tutuklandı

Devlette devamlılık esastır!..

Devlet güçleri başlarını kumdan çıkarıp gerçekleri görsünler. Burası hukuk devletiyse böyle uygulamaların olmaması lazım! Hukuk devleti değilsek de bilelim, ona göre davranalım”…

Yukarıdaki sözlerin yazarı Hasan Basri Aydın, tedavi edilmeyen Hepatit-B’si karaciğer kanserine dönüşen TİKB tutsağı Murat Dil‘le, kalbine yakın yerdeki bir kurşun yarasıyla cezaevinde yatan PKK Davası’nda yargılanan Sevgi İnce’nin serbest bırakılmaları için 10 yıl önce düzenlenen kampanyaya katılmıştı. Hasan Basri Aydın, kampanyaya ilişkin yazılarından dolayı “Devlet büyüklerine hakaret”ten tutuklandı. Hakkında açılan iki davadan toplam 2 yıl 2 ay ceza alan yazar, Cumartesi günü tutuklanarak Metris Cezaevi‘ne konuldu.

Bir aydın, yeni bir cinayete dur dediği için ardından gelen bir başka hükümet tarafından zindana tıkılıyor. “Devlette devamlılık esastır” diye özlü bir söz vardır. Tam da bunu doğrularcasına…

Biz bu sürekliliği, emperyalist ve sermayeye yapılan hizmette/hizmetçilikte görürüz. DEVLETTE DEVAMLILIK ESASTIR!

Bir sermaye hizmetkarı, işlevini yitirip çöplüğü pis leşiyle pisletse de, yerine gelen korkuluk ona yapılanı yapanın yanına bırakmaz: DEVLETTE DEVAMLILIK ESASTIR!

Bir anda önemsizleşir dinci-laik, liberal-sosyal demokrat ayrımları… Hepsinin soyadı sermayenin ve emperyalizmin koşulsuz hizmetkarlığıdır. DEVLETTE DEVAMLILIK ESASTIR!

Bu, yazılı olmayan temel yasasıdır sermayenin; devlette devamlılık esastır. İş başına kim gelirse gelsin, bir öncekinin yarım bıraktığı her ne varsa, onları tamamlar. İhtiyaca göre yeni başlıklar açar. Öyleki, bu yasa her konuda kusursuz işler. İster katliam geleneğinin devamı, ister iş yaşamının sermayenin ihtiyaçlarına göre şekillendirilmesi, ister medeni, ister medeni olmayan, ister … ister… ister… Yeni çıkılan bir seçim ertesinde, bıraksalar birbirlerini boynuz darbeleri parçalayacak çayır kavgalarını onlar yapmamış sanki; bir gün önce seçim nutuklarında günyüzü görmemiş küfürleri birbirlerine saydırmamışlar sanki!.. “Onlar kendilerine yaparlar ne yaparlarsa”, “Oysa biz…” diye salyalarla hırlayan, onlar değil de tiyatro oyuncularıymış sanki!..

Yalnız bir konuda haklarını yemeyelim. İşçi ve emekçiler başta olmak üzere, ezilen halklara saldırı noktasında kendilerinden önceki programlara tamamen sadık kaldıkları gibi, çeşitli yaratıcı ve özgün saldırı biçimleri bulup hayata geçirmede sınır tanımazdırlar. Birbirleriyle sürekli bir yarış içindedirler. Bir öncekine parmak ısırttırırlar. Bu noktada hiç ama hiç şaşırtmadılar. Aklını ve devrimci ruhunu yitirip yönünü şaşırmış bazı eski solcular ve sözde Marksistler de bu gidişi bize hala “ileri demokrasiye geçiş” olarak yutturup pazarlamaya çalışıyorlar.

Binbir türlü yalan ve demagojiyle geçen 12 Eylül Referandumu böyle bir süreçti. “İleri demokrasi” sloganı hemen ertesinde “Devlette devamlılık esastır”a hızlıca dönüş yaptı. Bu dönüşle Kürt halkına, işçilere, devrimcilere ve aydınlara yönelik saldırılar çeşitlenerek arttı. Başta devrimciler olmak üzere muhalifler, haklarında, hiçbir maddi gerçeğe ihtiyaç duymadan oluşturulan komplo senaryolarla zindanlara tıkılmıştır. “İleri demokrasi” yalanı etrafında kümelenen soldan sağa libarellerin suç ortaklıklığında, ileri demokrasinin bir avuç sermayedarı, onun sadık hizmetçisi AKP‘yi kapsadığı değişik örneklerle gözler önüne tekrar tekrar serilmiştir.

İşçileri, en basit hakları için işten atanlar, onların geleceklerini kölelik yasalarıyla kuşattılar. Yaşam ile ölüm sınırındaki silikozisli kot işçilerini yüzde 40 işgörmez raporu vererek özürlü ilan eden bir alçaklık demokrasisi olarak hepimize izletiyorlar. İşçilerin şikayetleri ve kamuoyu baskısı sonucu nihayet harekete geçen SGK’nın müfettişleri, merdivenaltı diye tabir edilen fason işletmelerin sıvışmaları sonucu asıl köle tüccarlarına ulaşamayınca, yalan beyan vererek devlet memurlarını meşgul ettikleri gerekçesiyle para cezasını işçilere kestiler; onlara son nefeslerinde bir fatura daha çıkardılar.

Bir sendikaya üye olmanın işini kaybetmekle aynı anlama geldiği çalışma koşullarında, işçilerin iki sendikaya üye olacakları söyleyerek “sendikal haklar genişliyor” diye bizimle adeta dalga geçiyorlar. Başta ağır harçlar olmak üzere en demokratik taleplerle eyleme geçen gençliğe panzerle, bombalarla, coplarla saldırıyor; ana karnındaki çocuklarımızı katlediyorlar.

Devlette devamlılık esastır ilkesi çerçevesinde, “ileri demokrasi”lerinden Kürt halkına düşen yeni bir şey yok; inkar, imha ve asimilasyon! Köylülerin ve çevre gönüllülerinin binbir emek ve mücadeleyle kazandıkları hakları kendi yasalarını değiştirerek yeri geldiğinde yok sayarak yeni peşkeş alanları yaratıyorlar. Kadınlar artık her gün bir cenaze kaldırırken, mahkemeler dalga geçer gibi kararlar veriyorlar. Söz konusu yargılanan bir devrimci, bir Kürt, bir aydın veya başkorkuluğa hakaret eden bir emekçiyse bir ayda tamamlanan mahkemeler, kendi hizmetçilerinin suçüstülerini bile zamanın örtüsüyle kapatmaktan çekinmiyorlar. Kısaca “ileri demokrasi”lerde işçilere, emekçilere ve ezilen halklara hak kırıntısı bile yok. Varolan haklar da üçer beşer torbalanarak tarihe gömülüyor, sesini çıkaranlar zindanlara tıkılıyor: “Devlette devamlılık esastır!”

Bu ilke gereği, 85 yaşında, bu ülkenin işçi ve emekçilerinin onur duyacağı bir aydını zindana tıkarlar. Bu ilke gereği, onlarca aydına yazılarından dolayı asırlık davalar açarlar. Bu ilke gereği, “daha mahkemeye çıkma şansı olmadan” işkencede katledilen İbrahim Kaypakkaya’lar suçlu değil bizim için onurdur” diyen sanatçı Pınar’a yeni davalar açarlar. Kendi ağırlığında altın çalan Erbakan efendi hapis cezasını bir eli yağda bir eli balda çekerken, alzeimer hastası felçli Hasan Basri Aydın, aydın olmanın, işçilere, emekçilere ve ezilen halklara karşı sorumlu olmanın bedelini ödüyor. Bu bedel hepimize kesilmiştir. Başta Hasan Basri Aydın ve hasta tutsaklar olmak üzere tutsaklara özgürlük çığlığı yükseltilmelidir! Acilen “Hasan Basri Aydın’a Özgürlük Komitesi” kurulmalıdır!

* Hasan Basri Aydın’a Özgürlük!

* Hasan Basri Aydın Serbest Bırakılsın!

* Siyasi tutsaklara Özgürlük!

A l ı n t e r i

Etiketler
Daha fazlası

İlgili

Close