DÜNYAGÜNCEL

Edi bese loo…

Kekik, reyhan ve kaçak tütün kokusu taşırdı rüzgar. Alçak damlı evlerin pencerelerinden soluk ışıklar yayılırdı geceye

Edi bese loo...

Kekik, reyhan ve kaçak tütün kokusu taşırdı rüzgar. Alçak damlı evlerin yüksek, küçük pencerelerinden soluk ışıklar yayılırdı geceye. Köpek havlamaları korkulara karışır kaygıları beslerdi. Sonra dağlardan kurşun sesleri gelirdi belirli belirsiz. Namlunun ucunda çırpınırdı yürekler… Ağıtlar yankılanırdı dağlara doğru. Kapılar kırılır talan edilirdi, sevdalar, umutlar ve insan olan ne varsa… Ve kan akardı derelerimizden. Zilan, Munzur, 33 Kurşun, Nevala Kasaba… Ve ülkemin bütün derelerinden… O iklimde kalırdı acılar… Duymazdı bir allahın kulu çığlığımızı. Ve dağlara sevdalanırdık, karabasan gecelerin sabahlarında. Direnmek kalırdı Kürde. Yaşamanın bir başka adı direnmekti…

Zora dayalı baskı altında yaşayan bir halk isyanının adresidir bu topraklar. Susacak, konuşmayacak, konuşacaksan da Türkçe konuşacaksın. Düşüneceksen Türkçe düşünecek, bu rejimin kendi istediği gibi olacaksın. İnkâr ve yok sayma adına katledilen binlerce yürek… Yeşilliğin ve güzelliğin mekân eylediği diyarlarda, tankların ve topların, asker dipçiklerinin kâbus yarattığı bu topraklarda direnmek; düşmana karşı…

Türkiye Kürdistan‘ında generaller postallarıyla ellerini eziyor, evlerini yakıyor yıkıyor. Annelerin, babaların, kızların ve çocukların isyanlarını büyüterek vurdumduymazca saldırıyor. Korku duvarlarının beyinleri esir alması için, asıyor, kesiyor, bir gece ansızın kaybediveriyor sizi. Yokluğunuz o gece eve gelmediğinizde anlaşılıyor. Aranıyor fakat bulunamıyorsunuz. Kaybedilen çocuğunun bedenini aramak işkence demek, ölüm demek oluyor aileler için. Tıpkı diğerleri gibi siz de aynı kaderi yaşıyor ve bir şekilde kaybediliyorsunuz.

Ölülerimizden korkan, ölülerimize bile tahammül edemeyen faşist devlet, onları asit kuyularına, ölüm çukurlarına atıyor. Bitlis, Mutki, Siirt, Batman, Diyarbakır, Kozluk, Hazro, Siirt, Ağrı, Bingöl, Tatvan, Başkale, Nevala Kasaba ve diğer bölgelerde açığa çıkan toplu mezarlar “ileri demokrasi” söylemlerinin aksine, Türkiye’deki gerçekler tamamen farklı bir tabloyu gösteriyor.

Ölülerimizin bedenleri şehir merkezlerinden yol kenarlarına, çöplüklerden kırsal alana kadar değişik bölgelerde ortaya çıkıyor. Öldürdükleri binlerce kişiyi bu toplu çukurlara gömen devlet, cenazeleri hala ailelerden gizliyor. Yüzlerce toplu mezardan ancak yüzonyedi kişinin kemiklerine ulaşılmış durumda. Kayıplarını arayan ailelerin acıları büyürken, çocuklarını şimdi bu çukurlarda bulma umuduyla bir kez daha kahroluyor anaların yüreği.

İlhak ve talan politikasının aynı zihniyet eliyle sürdürüldüğü bu düzende yüzler değişiyor, burjuvazi egemenliğini bir şekilde sürdürüyor. Yıllar öncesinden başlayan, dün hız kesmeden süren katliamlar, bugün de devam ediyor. Katliamcıları besleyen faşist devlet Osmanlı oyununu oynamaya devam ediyor. ‘Ben yapmadım, ben etmedim’ deseler de failli belli olan bu katliamların sorumlusu devlettir. Sadece figüranlar, yerler ve yüzler değiştiriliyor, düzen bu haliyle var olmaya devam ediyor. Burjuva hükümetin başbakanının Kürdistan’da asimilasyona, inkar ve imha siyasetine karşı, meşru direnme ve savunma hakkını kullanan Kürt halkına karşı “Çocuk da olsa kadın da olsa vurun!” talimatını kamuoyu önünde yaptığı o günlerde bebeler ve çocuklar evleri ve damlarında otururlarken kurşunların hedefi oluyor. Erdoğan‘ın bu sözleri kullandığı 2006’da 22 çocuk hayatını kaybetti. Son 9 yıllık AKP hükümeti döneminde ise 61 çocuk öldürüldü.

Bu 9 yılda Siirt, Batman, Van, Maraş, Ağrı, Hakkari, Mardin, Gümüşhane, Diyarbakır, Adana, Şırnak, Urfa‘da namluların ucunda çırpınan çocuk bedenleri ölüme direndi. 21 yılda (1988 -2010) en az 398 çocuk faşist devlet tarafından katledildi.

Bu kanlı ve inkarcı devlet politikası nasıl ki Kürt halkının özgürlük mücadelesini bastırmayı ve düzlüğe çıkarıp ehlileştirmeyi amaçlıyorsa, Kürt halkının siyasal bağımsızlığına kavuşacağı bağımsız sosyalist bir Kürdistan şiarı da hala güncelliğini koruyor. Çünkü, Türkiye ve Kuzey Kurdistan’da militan bir mücadele dinamiği taşıyan Kürt halkı baş eğmemekte ve kararlılığını bugün de korumaktadır. Bu mücadele hattından vazgeçmeden yürüyen Kürt yurtseverlerini çukurlara atan, Kürt çocuklarını katleden bu düzenden elbet bir gün hesap soracağız.

Ji bo me kurda zalıma logatek çékırine dı logate wan de nawé kustina me kurdan
paqıjiye u tibeme yi bi hewre ji tim best geli çem u newalin dı seerte newala kasaba
bi dersime çeme munzure geliye zila newala qute siw se gulee çuxurce u helepce…

eyy xwede édi bese loo…

Etiketler
Daha fazlası

İlgili

Close