İŞÇİ SINIFIManşet

Gezi’nin 6 yılında Ethem’in düştüğü yerde

Ethem Sarısülük yoldaş ölümsüzleşmesinin 6. yılında vurulduğu yerde anıldı

HABER MERKEZİ– Gezi Direnişi’nin 6. yılında da ölümsüzleşenler anılmaya devam ediyor. Katil polis Ahmet Şahbaz tarafından vurularak katledilen Ethem Sarısülük bugün düştüğü yerde ve saatte yapılan basın açıklamasıyla anıldı.

Gezi Direnişi’nde ölümsüzleşenler için yapılan bir dakikalık saygı duruşu ile başlayan anma, Ethem Sarısülük, Berkin Elvan, Medeni Yıldırım, Ali İsmail Korkmaz, Abdullah Cömert, Mehmet Ayvalıtaş, Ahmet Atakan ve Hasan Ferit Gedik’in isimlerinin okunup kalabalığın “Yaşıyor!” seslenişi ile devam etti.

Zarife Çamalan’ın okuduğu basın açıklamasında gezi direnişini meydana getiren dinamiklerden bahsedilirken “Ethem gibi gelecek düşü kurabilen işçi ve emekçi çocukları”nın her zaman en ön saflarda olduğu vurgulandı ve basın açıklaması Ethem’leşmek çağrısı ile son buldu.

Sık sık “Geziyi unutma, unutturma!”, “Her yer Taksim, her yer direniş!”, “Gezide düşene, dövüşene bin selam!”, “Anaların öfkesi katilleri boğacak!”, “Katil devlet hesap verecek!”, “Bu daha başlangıç mücadeleye devam!”, “Yaşasın halkların kardeşliği!”, “Direne direne kazanacağız!”, “Yaşasın Gezi direnişimiz!”, “Her yer gezi, her yer direniş!” sloganlarının atıldığı basın açıklamasının ardından Av. Kazım Bayraktar söz alarak adaletin duruşma salonlarında değil sokaklarda kazanılabileceğini belirtti. Ethem’in katilinin yargılandığı dava sürecinden bahseden Bayraktar, beraber verilen mücadelenin önemini vurguladı.

Ardından söz alan HDP İzmir Milletvekili Murat Çepni ise konuşmasında “Onların bıraktığı yerden mücadeleye devam ediyoruz” diyerek iktidarın Gezi Direnişi’ni saldırganca engelleme çabalarını “Onların yarattığı korku iklimine karşı toplu bir baş kaldırış” olmasına bağladığını belirtti.

Ardından CHP Ankara İl Başkanı Rıfkı Güvener söz alarak Gezi Direnişi’nin kendiliğinden gelişen bir başkaldırı olduğunu anlattı.

Eylem, sloganlarla ve Ethem’in düştüğü yere bırakılan karanfillerle son buldu.

Okunan basın açıklaması metni:

Türkiye ve dünya toplumsal mücadeleler tarihinde unutulmaz bir yeri olan Gezi Direnişi, 6 yaşında. Gezi direnişi, bedenlerini “birkaç ağaca” siper edenlerin yükselttiği çığlığın tetiklediği büyük bir toplumsal isyandı. Bu isyan, yağmacı-talancı politikaların uygulayıcısı siyasi iktidarın topluma giydirmeye çalıştığı deli gömleğinin parçalanmasıydı.

Baskıcı-despotik-gündelik hayatın dinci-gerici-faşist ideoloji temelinde yeniden örgütlenmesi dayatmalarının yarattığı toplumsal öfke; tüm bir ülkeyi saran, paylaşma ve dayanışmayla yoğrulmuş, genç, coşkulu bir isyanın ebeliğini yapmıştı.

Faşizmin toplumu istediği kalıplara dökmek için getirdiği yasaklara, derinleştirdiği denetim ve kontrol mekanizmalarına, kent meydanlarının emekçilere yasaklanmasına ve kadınları-gençleri istediği kalıplara dökme saldırılarına karşı birikmiş ne kadar öfke varsa hepsi zincirinden boşalmıştı. Ve nefessiz bırakılma halinin parçalandığı bir soluk borusuna dönüşmüştü.

Gezi, her iki halde de bir kentin, bir ülkenin akciğerlerine sahip çıkmasıydı.

Ethem yoldaş gibi gelecek düşü kurabilen işçi ve emekçi çocukları, Berkin, Medeni, Mehmet, Hasan Ferit, Ahmet, Abdullah, Ali İsmail, toplumun acılarını, öfkelerini, özlem ve beklentilerini yüreklerinin ta içinde hissederek en önde yer aldılar. Ölüm korkusunu, tüm kaygıları ayaklarının altına alarak en öne atıldılar. Geriden gelenlere yol açtılar.

Gezi, bir ülkede işçi ve emekçilerin ön yargılarından, dayatılan değerler sisteminden, disiplin anlayışı ve öğretilmiş alışkanlıklarından uzaklaşmalarının; önyargısızca bir arada yaşamalarının, paylaşma ve dayanışmalarının; başka bir dünyanın, başka toplumsal ilişkilerin mümkün olabileceğin hissettirdi.

Gezi’de yakalanan bu soluk, oluşan bu toplumsal hafıza bugüne kadar içten içe yaşadı, fırsatını bulduğu her anda kendisini bir şekilde hissettirdi.

O günlerde dayatılan o cendereyi kıramamış olabiliriz. Hatta o cendere şimdi bütünsel bir ifadeye kavuşturulmaya çalışılan bir rejim değişikliği biçimini almış olabilir. Fakat Gezi ve ortaya çıkardığı toplumsal dinamikler, oluşturduğu hafızanın yarattığı korku, inşa edilmeye çalışılan faşist rejimin dikiş tutamamasında da görüldüğü gibi alttan alta işleyen bir dinamik olmaya devam ediyor.

Bu açıdan da Gezi aslında burjuvazi ve siyasi temsilcilerinin yaşadıkları büyük kırılmanın adıdır. O kırılmadan sonra gerek kendi içlerindeki çelişkiler gerekse işçi ve emekçilerle yaşanan çelişkiler keskinleşmiştir. Yeni rejimin inşası için rıza üretemez hale gelinmiş, sistemi onaylatmak için gerekli tüm meşru mekanizmalar hoyratça rafa kaldırılmıştır. Sandıkta ifade bulan temsili demokrasinin tüm yasal gerekleri hiçe sayılmış, onunla sağlanan sözüm ona meşruluk değil, açık dayatma ve zorbalık temel hareket biçimi haline gelmiştir. Gezi burjuvazi ve temsilcilerinin içinde bulundukları krizin boyutlarını gösterdiği kadar bu krizi derinleştiren özel bir dinamik olmuştur.

Şimdi bu ruhu kolektif bir mücadele programı ve birleşik mücadelenin katığı yapma zamanıdır.

Gezi direnişi yargılanmak isteniyor. Gezi direnişinde öne çıkanlara davalar açılıyor, Gezi davasında yargılanmaya çalışılanlar sadece birkaç isim, birkaç kişi değildir. Yargılanmaya çalışılan Gezi direnişine “Artık yeter” diyerek katılan milyonlardır. Yani bizleriz. 24-25 Haziran’da Silivri’de görülecek olan Gezi davasını hepimiz sahipleniyoruz ve diyoruz ki; Gezi yargılanamaz. Tüm halkımızı 24-25 Haziran’da Silivri’de görülecek olan Gezi duruşmalarını sahiplenmeye davet ediyoruz.

Devlet terörünün bizleri nefessiz bırakmayı hedeflediği;

Hayat pahalılığının mutfaklardaki yangını büyüttüğü;

İşsizlik ve yoksulluğun iliğimize oturduğu;

Savaş politikalarının, şovenizm ve halklar arası düşmanlığın körüklendiği;

Tüm bir yaşamımızın tecrit altına alınmaya çalışıldığı;

Tek tipleşmemizin dayatıldığı koşullarda;

Daha fazla Gezi, daha fazla Haziran ruhu ve daha fazla Ethem’leşmek dışında bir seçeneğimiz yok.

Tarih bizden bunu bekliyor.

Gazete Alınteri

Etiketler
Daha fazlası

İlgili

Check Also

Close
Close