GÜNCEL

İşçi sınıfı çalışması üzerine öndüşünceler

sanayi-havza2

Sanayi havzaları ve işçi semtleri çalışmasının temel hatları, öncelikli adımlar…

Nasıl bir fizibilite çalışması?

Akdeniz’in sahil şeridinde bulunan ufak balıkçı köylerinde yaşamlarını olta balıkçılığı yaparak sağlayan yaşlı ve deneyimli balıkçılar vardır. Onlar, balıkçılık yaptıkları bölgeyi avuçlarının içi gibi iyi bilir ve tanırlar. Onlar, denizin hangi bölgesinde kaya, yosun ve batık olduğunu ezbere bilirler. Denizin hangi bölgesinde hangi cins balığın hangi olta çeşidi ve yemiyle tutulacağını, fırtınanın ne zaman çıkacağını ve ne zaman dineceğini, göçmen balıkların ne zaman geleceğini vb. hepsini çok iyi bilirler. Belki de bu yaşlı olta balıkçılarını diğer genç balıkçılardan ayıran en büyük özellik, onların balıkçılık yaptıkları bölgeyi tüm ayrıntıları ve özellikleriyle bilmeleridir. Onlar yaptıkları işte akıllara durgunluk veren bir profesyonelliğe sahiptirler.

Evet, Akdenizli yaşlı olta balıkçılarını diğer balıkçılardan ayıran en büyük özellik ve avantaj, onların şanslarından kaynaklı çok balık tutmaları değil, balıkçılık yaptıkları bölgenin tüm bilgisine sahip olmalarıdır. Bu formül bugün açısından işçi sınıfı çalışmasına uygulandığında karşımıza, çalışma yürütülecek olan sanayi havzasının bilgisinin en ince ayrıntısına kadar edinilmesi zorunluluğu çıkar. Bu ne demek ve nasıl yapılmalı? Örneğin pilot bölge olarak seçilen bir sanayi havzasını ele alalım. Bu bölgede planlı, programlı ve süreklileşmiş biçimde yürütülecek bir çalışmanın önkoşulu, ilk adım olarak bölgenin tüm bilgisinin en ince ayrıntısına kadar toplanması olmalıdır. Bu, fizibilite çalışmasını yürütecek bir ekibin özel olarak görevlendirilmesi anlamına gelir. Şunun altı ise en başta çizilmelidir: Bu ekip, fizibilite çalışmasını 3-4 gün içerisine sığdırmaya çalışmamalıdır. Çünkü fizibilite çalışması, o bölgeye ilişkin politika ve taktiklerin belirlenmesinde veri oluşturacaktır. Bu yüzden fizibilite çalışmasının önemi çok büyüktür.

Yılların deneyimine sahip yaşlı bir olta balıkçısının bu deneyimini edinmesinin on yılları aldığı su götürmez; fakat bizim on yılları beklememiz söz konusu bile edilemez. Bu yüzden, seçilen bölgedeki fizibilite çalışması oldukça hızlı ve yoğunlaştırılmış bir çabayı gerektirir. Fizibilite çalışmasında bölgenin bilgisini toplamakla görevlendirilen ekibin ilk olarak bölgede gezerek hem bir ilk gözlem yapması, hem de bölgedeki tüm fabrikaların isimlerini tek tek alması gerekiyor. Kuşkusuz bu bilgilerin birçoğuna internet üzerinden de ulaşılabilir, fakat burada sorun ekibin tek başına fabrika isimlerini alması değil, içerden bir gözlem yapması ve bölgenin havasını solumasıdır. Ekibin bölgedeki bu gezileri, hemen oracıkta, kafalarda çalışmanın yöntem ve araçlarına ilişkin fikirlerin oluşmasını sağlayacaktır. İşçi sınıfı çalışmasına tutkulu her komünist bu gezilerden bir dizi fikir ve sonuç çıkartacaktır zaten. Elde edilen fabrika isimleri diğer taraftan internet üzerinden tek tek araştırılıp bölgedeki tüm fabrikaların ayrıntılı bir dökümü çıkarılmalı ve bu doküman fizibilite ekibinin gözlemlerinin de kaleme alınmasıyla beraber dosya haline getirilerek bölgede çalışma yürütecek olan tüm aktivistler tarafından elden geçirilmeli.

Bu dosyanın hazırlanmasında en genel anlamıyla şu bilgilere ulaşılmalı: Bölgede hangi sektörün ağırlıkta olduğu, büyük-orta ve küçük ölçekli fabrikaların sayısına göre ayrıştırılması, bölgedeki en büyük fabrikaların belirlenmesi, bu fabrikaların farklı bölgelerde ve şehirlerde üretim yaptığı işletme ve fabrikaların olup olmadığı -varsa yerlerinin tespiti-, fason bağlantıları, emperyalist bağlantıları, işçi sayısı, üretilen malların nerelere pazarlandığı, anonim şirket mi yoksa limited şirket mi olduğu (bu nokta sendikalaşma mücadelesinde önemli), üretim sistemi, yıllık kar oranı, vardiya usulü çalışıp çalışmadığı -vardiyalı değilse çalışma saatleri-, fabrikanın kısaca tarihçesi vb.

Bu bilgilerin edinilmesinin ardından bölgedeki işçilerin çalışma koşulları, en fazla rahatsız oldukları ve tepki gösterdikleri sorun ve uygulamalar, yoğun olarak oturdukları semt ve bölgeler, servis kalkış saatleri, servislerin fabrika içinden mi yoksa dışından mı kalktığı, işçilerin yaş ortalaması, Kürt işçi vb. yoğunluğu, bölgedeki sendikalı fabrikaların tespiti, bölgede kaç direniş ve sendikalaşma girişimi yaşanmış, yaşanmışsa sonuçları ve işçiler üzerinde bıraktığı etkileri vb. konusunda veri toplanmalıdır. Kuşkusuz ikinci adım olarak ele alınacak bölüm olan işçilerin durumu kısmı, tamamen fizibilite ekibinin yaratıcı yöntemleri ve girişkenliği sayesinde ulaşılabilecek bilgiler niteliğini taşımaktadır.

Örneğin, bu tip sanayi havzalarında çeşitli çay ocakları, mini cafeler, yemekhaneler ve kahveler bulunmaktadır. Bu işletmelerin sahipleri bölgeyle ilgili ayrıntılı bilgilere sahiptirler; bunları değerlendirmek, oralarda zaman geçirmek -hatta günlerce oturarak içerden bilgi toplamak- mümkün. Ayrıca bu işletmeler işçilerin yoğun olarak uğrayıp oturdukları, sohbet ettikleri mekanlardır. Tek başına buralardaki sohbetlere kulak misafiri olunduğunda bile oldukça zengin bilgilere ulaşmak mümkündür. Bu açıdan bu tür mekanlara sürekli girilip çıkılmasının ötesinde buraları çalışma merkezleri haline getirme yolları üzerine kafa yorulmalı. Örneğin bu mekanlara gazetenin sürekli olarak protokol olarak bırakılması gibi yöntemler düşünülmeli.

Diğer taraftan, bu sanayi havzaları eskisine oranla muazzam bir güvenlik ağına sahip durumda. Bölgede çalışan hemen hemen tüm işçilerin sicili emniyet tarafından araştırılıyor (NATO Zirvesi döneminde bu havzalardaki işçilerin bir çoğunun GBT’leri incelenmiştir. Polis tarafından araştırılmak üzere bu havzalara polis ekiplerinin mini baskınlar yaptığı pek duyulmamıştır, hatta kimi işçilerin topluca kimlik bilgilerinin alınmasına karşı tepki gösterdikleri de bir gerçek). Fabrika içindeki kameraları bir bir yana bırakalım, sokakları gözetleyen döner başlıklı kameralar gittikçe yaygınlık kazanmakta. Zaten bu tür havzalarda güvenlik elemanları özel olarak emniyet tarafından yetiştirilmeye başlandı ve birçok noktada polis gibi hareket etmekteler.

Bu havzalardaki bölge patronlarının örgütlenmeleri, bölgeyi çok yönlü bir hakimiyet altında tutmaya yönelik. Ayrıca, hepsinin ayrı ayrı işveren dernekleri bulunmakta. Bunun yanında bu dernekler ortak federasyonlar altında birleşerek örgütlülüklerini daha organize hale getiriyorlar (Böylesi bir federasyona örnek olarak toplam 5 işveren derneğinin oluşturduğu İstanbul’un en büyük işveren federasyonlarından biri olan İstanbul 3. Bölge ve İşadamı Dernekleri Federasyonu (İSİDEF) gösterilebilir).

Düşmanı düşmandan öğrenmek… Evet, özellikle bu tür havzalarda bölgeyle ilgili birçok bilgiye bu işveren derneklerinden ulaşabiliriz. Bu derneklerin çıkardıkları aylık dergi ve çeşitli materyaller muazzam bir bilgi kapasitesi taşımaktadır. Bu dernekler asla gözlerden kaçmamalı. Öncelikle, bu tür dernek vb. kurumlara -eğer öğrenciyseniz- girişiniz hiç de zor olmayacaktır. Hatta bu sanayi merkezleri ve kurumlar, sık sık öğrencilerin tez ve sınav hazırlığı için uğradığı mekanlar olmaktadır. Diğer taraftan eğer anketörseniz, bu bölgelerde yapacağınız anket çalışmasının sonucunda da bir çok bilgiye ulaşmak mümkün. Yine fabrika önünden kalkan servis şoförleriyle diyaloğun sağlanması da diğer bir önemli halka niteliği taşımaktadır. Servis şoförleri işçilerin çıkışını beklerken zaman geçirmek için meşgale ararlar, bu sırada sohbetlere oldukça açıktırlar. Servis şoförleriyle geliştirilecek iyi diyaloglar sayesinde servislere binme olanağı sağlanabilir. Bu hem servis içinde işçilerle sohbet olanağı hem de işçilerin hangi duraklarda indikleri bilgisine ulaşmamızı sağlayacaktır. Bu noktada işçilerin servislere bindikleri duraklara hedefli olarak afiş ve pul, gazete satışı ve bildiri dağıtımı yapılmasının da ötesinde, bu duraklarda işçilerle birlikte beklenerek ilişki geliştirilebilir. Belki ilk elde sonuç alıcı olmayabilir. Ama bu göz aşinalığı zamanla sohbetlere dönüştürülebilir. Fakat servislere binme olayı tek başına durakların tespiti ve servis içinde sohbetle sınırlanmamalı; belki de bunlardan da önemlisi, bu olanak bizlere işçilerin evlerini öğrenme fırsatı verecektir. Bu nokta oldukça önem taşımaktadır. Çünkü ev ziyaretlerinde karşındaki işçi ile diyalog yakalayıp eve davet edilebilirsen, bu sokakta veya çay ocağındaki diyalogdan daha sıcak ve samimi geçecektir. İşçi ev ortamında daha sıcak ve samimi davranır, bunun binlerce örneği bize bunu göstermektedir.

Diğer taraftan, bu sanayi merkezleriyle ilgili yapılan tüm çalışmaların -bizim dışımızda- büyük bir özenle toplanıp elden geçirilmesi de önemli bir nokta olarak görülmeli. Bu havzalarda çalışma yürüten ve bu konuda birikime sahip olan sendikal uzmanların ve akademisyenlerin araştırma ve deneyimlerinden de yararlanılmalı. Sınıf mücadelesi bağlamında bir şeyler yapma çabasında ve samimi olan sendikal uzmanlardan bu konularda sürekli bilgi alınmalı, fikir alışverişinde de bulunulmalı. Son dönemlerde kimi sendikaların bölgesel havza örgütlenmeleri bağlamındaki girişimleri enine boyuna ele alınarak işlenmeli. Eğer olanaklar varsa -ki yaratılabilir ve yaratılmalı- bu örgütlenmelerde görev almış olan uzmanlar bizzat bulunup yüz yüze görüşülerek deneyim edinilmeli. Tüm bu fizibilite çalışması sonuçlarının sınıf çalışmamızın sürekliliği ve merkezi yürütülmesi açısından önemi kavranılarak hareket edilmeli. Bu çalışma çerçevesinde edinilen tüm bilgi ve olumlu/olumsuz deneyimlerin bir bilgi havuzunda toplanarak arşivlenmesi, çalışmanın temel bir görevi olarak görülmeli ve kesinlikle ihmal edilmemeli.

Pilot noktaların belirlenmesi: Bir sanayi havzasında veya işçi semtinde yürütülen çalışmada, pilot noktaların tespit edilerek hareket edilmesi önemlidir. Çalışma yürütülen sanayi havzasında ilk elde sonuç alınabilecek ve biraz yüklenildiğinde havzanın bütününde etki yapacak olan pilot fabrika veya işletmelerin tespit edilerek çalışmanın bu noktalarda yoğunlaştırılması asla ihmal edilmemelidir. Tespit edilen pilot fabrikalara -veya fabrikaya- yüklenilmesi, havzanın bütünden örgütlenmesini ertelemek değil, tam aksine bütüne ulaşabilmenin ve bütünü etkileyebilmenin kaldıracı olarak kullanılmasıdır. Yüklenilmesi gereken pilot noktanın tespiti, bölgede yürütülen ayrıntılı bir fizibilite çalışmasının sonucunda belirlenmelidir. Örneğin, pilot olarak seçilecek fabrikanın A’dan Z’ye her türlü bilgisinin edinilmesi gerekmektedir. Fabrika işçilerinin hangi semtlerde oturduğu, hangi noktalardan servislere binip indikleri, hangi kahvelere gittikleri, servis aracının hangi güzergahı izlediği, ağırlıklı olarak hangi siyasal görüşe sahip oldukları, nereli oldukları, kaç saat çalıştıkları, genel ve en temel talep ve sorunlarının neler olduğu, fabrikanın tarihsel geçmişi, fabrikanın üretim yapan kaç şubesinin olduğu, nerelere üretim yaptığı, üretinin hangi aylarda yoğunlaştığı, kaç fasonla çalıştıkları, müdür, yönetici ve ustabaşlarının ev adreslerinin tespiti, öncü işçi ve demokrat işçilerin tespiti, vb. yürütülecek çalışmada olmasa olmazlar arasında yer almalıdır.

Sanayi havzaları ve işçi semtleri çalışması üzerine

Sanayi havzalarında “Bölgesel Platformlar”: Sanayi havzalarında ve işçi semtlerinde, İşçi Kurulu temsilcilerinin ve sınıf örgütlenmesinde bizim dışımızdaki çeşitli demokratik kurum ve kuruluşların da yer alabileceği çeşitli oluşumlarla ortaklaşabileceğimiz noktalar yakalayarak ortak hareket etmek, çalışmanın bütünü açısından önem taşımaktadır.

Bu noktada, havzalarda oluşturulan bölgesel platformlar, tek başına bölgede bulunan siyasal yapılardan ibaret görülmemelidir. Bölgesel platformlar, bileşim olarak en geniş kurum ve örgütlülükleri, hatta kişileri kapsayacak genişlikte ve esneklikte olmalıdır. Bu platformlar içerisinde, işçi sınıfı çıkarlarını savunan -bölgedeki- örgütlülüklerin yanında demokrat muhtarlar ve azalar, okullardaki demokrat-devrimci öğretmenler, hastanelerdeki demokrat doktor ve sağlık personeli, köy dernekleri ve çeşitli meslek odaları ve kitle örgütlülüklerinin temsilcileri, sendikalar, demokrat bağımsız yapılar da yer alabilmelidir.

Havzalarda oluşturulacak olan böylesi bölgesel platformları tek başına bölgede yer alan siyasal yapılarla yapılan ortak eylemlilik ve etkinliklerin, süregiden darlığın dışına çıkartarak çok çeşitli araç ve yöntemi bu platformlarda yaşama geçirmek, platformun sürekliliği açısından olduğu kadar, çalışmalarının kapsayıcılığı açısından da önem taşımaktadır. Bölgesel platformlar, ortak etkinlikler, seminer ve düzenli toplantılar, basın açıklamaları, bildiri ve afiş çalışmaları, havzada yerel sorunları ve gündemleri içeren düzenli yerel yayın çıkartılması, işçilerin ailelerini de kapsayan piknikler, spor turnuvaları vb. etkinlikleri ve araçlarıyla kendisini tüm sanayi havzasında ve bölgede hissettirmeli.

Sanayi havzalarında “İşçi Kurulları”: İşçi kurulları, bugün bizim sanayi havzaları ve tek tek üretim birimlerindeki örgütlenme faaliyetlerimiz sırasında, olabildiğince çok sayıda parti hücresi ve komitesi örgütleme temel hedefine bağlı olarak esas alacağımız taban/kitle örgütlenmesi biçimlerinin başında gelir.

İşçi kurulları, kuruldukları fabrika ve işyerlerinde sınıfı ve sınıf hareketini devrimci sınıf sendikacılığı çizgisinde örgütleyip yönetmeyi hedefleyen yönetici organlar/birimlerdir. İşçi sınıfı çalışmamızda, işçi kurulları en başta bu amaçla kurulur (Sınıfın devrimci örgütlenme ve mücadelesinin bugünkü düzeyinde kurabileceğimiz bütün işçi kurullarından bunu hemen bekleyemeyebiliriz; kimi yer ve durumlarda bu “sol” bir sabırsızlık, maceracı bir zorlama olabilir belki ama ne dışımızdaki nesnelliklerin dayattığı bu tür esnek tutumları genelleştirebiliriz ne de sabırlı olmamızı gerektiren en geri noktadan başladığımız yerlerde bile kurduğumuz isçi kurullarını bu düzeye getirme temel amaç ve perspektifini bir an bile “unutabiliriz”. Aksi taktirde farkına bile varmadan kitle kuyrukçusu, sağ-sendikalist bir savruluşa sürüklenme tehlikesi belirir). Bu anlamda, işçi kurullarını, misyon, konum ve tabii bileşim olarak da DSB’lerin (Devrimci Sendikal Birlik) güncel biçimleri olarak görüp bu şekilde konumlandırmalıyız.

İsçi kurullarının, “kuruldukları fabrika ve işyerlerinde sınıfı ve sınıf hareketini devrimci sınıf sendikacılığı çizgisinde örgütleyip yönetmeyi hedefleyen yönetici organlar/birimler olarak” tanımlanması, onların kuruluş amaçlarını ve oynamaları gereken rolü net bir biçimde ortaya koymanın yanında sınıf örgütlenmesinin diğer biçimlerinden olan farklarını da içerir. Mesela İşçi Gazetesi Okuma Grupları, Grev Komiteleri, Dayanışma Komiteleri, Sendikal Örgütlenme Komiteleri vb. gibi sınıf örgütlenmesinin diğer biçimlerinden farklı olarak bu organlar, o alandaki hareketin bütününü -başka bir ifadeyle sınıfın etkileyebildikleri tüm güçlerini-, proletaryanın bağımsız devrimci sınıf sendikacılığı çizgisinde örgütleyip geliştirmeyi hedefleyen yönetici organlardır.

İşçi kurullarının, partiyle olan ilişkilerinde örgütsel konum açısından da bu organlar, partinin doğrudan yönetimi altında çalışan, dolayısıyla ancak partinin çizgisini, politikalarını ve disiplinini benimsemiş öncü işçilerin katılabilecekleri parti hücreleri, birim ve komitelerinden farklı olarak, sınıfına bağlı, dürüst ve güvenilir öncü işçilerden oluşan daha esnek ve kapsayıcı birimlerdir. Partiyi çevreleyen örgütler ağı kapsamında birinci -yerel özellikler, bileşiminin bilinç düzeyi vb. etkenlere bağlı olarak bazıları ikinci- halkada yer alırlar. Parti, sınıf hareketini, bu kapsayıcı öncü/yönetici birimler aracılığıyla etkileyip kendi stratejik ve taktik politikaları doğrultusunda yönlendirmeye çalışır.

Ancak o bu etkiyi, işçi kurulları içinde yer alan parti üyesi ya da sempatizanı öncü işçi kadroları aracılığıyla, onlar üzerinden, onların (ve tabii kendisinin) hem kurullar hem de işçi kitlesi üzerindeki manevi-politik etki ve saygınlığına dayalı olarak sağlamaya çalışır. Dolayısıyla partinin kurullar ile olan ilişkisi (örgütsel açıdan) doğrudan değil dolaylıdır. Partiye dolaysızca bağlı parti hücreleri, komiteler, parti organları ve parti üyeleri ile olan ilişkilerindeki gibi gerekli durumlarda direktif de verebileceği bir emir kumanda ilişkisi şeklinde değil; iknaya, pratik içinde oluşmuş güvene, saygınlık ve manevi otoriteye dayalı bir etkileme çabası sınırları içindedir.

Bu çerçevede, işçi kurulları, en geniş işçi çevrelerini bir araya getirme yeteneğine ve esnekliğine sahip olabilmelidir. İşçi kurulları, kurul üyesi olan her işçinin bütün yaşamına nüfuz etme kabiliyetine sahip olmalıdır. İşçi Kurulu, bünyesinde işçi eşlerinden oluşan “Kurul Kadınları Komisyonu” ve “Kurul Çocukları Komisyonu” kurmayı önüne hedef olarak koymalıdır. İşçi kurulları, örgütlendiği sanayi havzası çevresinde bulunan işçi semtlerinde örgütlenme faaliyetini de asla ihmal etmemelidir.

Bu bağlamda, içerisinde bulunduğu sanayi havzasında çalışan, işçi çevresi tarafından sevilen, sayılan ve çalıştığı sanayi havzasında işçilerin her türlü sorununa çözüm üretmek isteyen her işçi, işçi kurulunda yer alabilmelidir. İşçi kurulu din, dil, ırk, mezhep ayrımı yapmadan, bulunduğu bölgede tüm işçilerin ortak sorunlarını çözme yönünde çalışmalarda bulunur. Temel ilkesi, işçi sınıfının çıkarlarını gözetmektir.

Bu çerçevede, Tuzla Tersaneleri’nde yürütülen kurul çalışması deneyimi eksikliklerine rağmen ön açıcı örnekleri içerisinde barındırması bağlamında önemlidir. Tersanelerde kurul çalışmasının ilk adımı 4 tersane işçisinin bir araya getirilmesi ile oluşturulan çekirdek bir birimin varlığıyla başlatılmıştır. İlerleyen süreçte, çeşitli etkinlikler vasıtasıyla (imza stantları, bildiri dağıtımlarında tanışılan işçilerden alınan bağlantıların sürdürülmesi, bekar odalarının sürekli ziyaret edilmesi, tersane işçilerinin oturdukları çay ocaklarının sürekli takip edilmesi, tersane işçilerinin yoğun olduğu işçi semtlerinde gazete dağıtımı, mini tiyatro uyunları ve megafonlarla sesli ajitasyonlar, tersanede çalışan işçilerimizin ve örgütçülerimizin birebir içeriden örgütledikleri işçi ilişkileri) yakalanan işçi ilişkilerinin genişletilmesi ve süreklileştirilmesiyle her hafta düzenli olarak 20-25 tersane işçisinin katılımıyla tersane çalışmalarının tüm boyutlarıyla tartışılıp kararların alındığı, eğitim çalışmalarının yapıldığı-, bir yapıya büründürülmesi… Kurul içerisinde beş vakit namaz kılan hacı amcadan, MHP’li işçiye kadar geniş bir bileşimi içerisinde barındırması ve birlikte karar alma süreçlerinin giderek güçlenmesi ve kalıcılaşması. Kurulun giderek kendi iç tüzüğünün çıkartılması, kendi içerisinde aidat sisteminin yaratılması ve giderek bölgedeki eylemler ve yarattığı örgütlenmeyle hatırı sayılır bir güç haline gelmesi. Dahası, kurulun kendi güçleriyle örgütlediği ve geniş işçi bileşimini içerisine çektiği çeşitli tersanelerdeki yemek boykotu, ücretlerin verilmemesine karşı iş bırakma eylemleri, 800 kişilik bir tersanede iş saatlerinin kısaltılması için öncülük ettiği iş bırakma eyleminin başarıyla noktalanması, servis haklarının gasbedilmesi karşısında kurul üyesi işçilerin örgütlediği çeşitli eylemler gibi içeriden örgütlenen eylemlerin varlığı. Bu çerçevede, tersane çalışmasında hayata geçirilen kurul çalışması, gelecek kurul çalışmaları açısından incelenmeyi fazlasıyla haketmektedir.

Sanayi havza çalışmasında “Havza Konseyleri”: Havza konseyleri, işçi kurulları üzerinde yükselen, bu kurulların temsilcilerinden oluşan -bu anlamda, tabandan bireysel katılımların ancak istisnai durumlarda mümkün olabildiği-, havza genelindeki ortak sorunlara ilişkin merkezi sendikal politika ve taktikler belirleyen üst yönetici organlar olarak düşünülmelidir. Havza konseyleriyle tabandaki işçi kitleleri arasındaki bağlantıyı (ara halka) işçi kurulları sağlar.

Konseyler, işçi kurullarına kıyasla daha illegal ve daha sıkı örgütlenmelerdir. Zaten faaliyetlerde ve önderlikte sürekliliğin sağlanması yanında, deneyimli öncü işçilerin korunabilmesi için de bu şekilde örgütlenmelidirler.

İşçi kurulları gibi havza konseyleri de yukardan aşağıya -yani partiden kitlelere-, doğru değil aşağıdan yukarıya -yani sınıfın içinden partiye-, doğru örgütlenmenin biçimlerinden biridir. Bu anlamda ‘taban örgütlenmesinin’, daha doğru bir ifadeyle ‘tabandan örgütlenmenin’ biçimlerinden biridir. İşçi kurullarıyla birlikte taban örgütlenmesinin üst biçimlerinden biridir.

İşçi kurullarında olduğu gibi konseylerin faaliyetlerinin de proletaryanın devrimci sınıf sendikacılığı çizgisinde örgütlenip yürütülmesi için çalışmak, partinin ve havzadaki parti kadrolarının attıkları her adıma yol gösterici temel ilke olmak zorundadır. Aksi taktirde, ne bu birimlerde ne de havzada parti adına yürütülen partili bir komünist faaliyetten söz edilebilir. Bu etkileme çabası -bu birimler düzleminde de-, direktif ve dayatmalara dayalı olarak değil, sınıfın karşı karşıya olduğu sorunlara havzanın somut gerçekliklerini de dikkate alarak iyi düşünülmüş isabetli politika ve taktik önerileri ortaya koyma temelinde, iknaya dayalı sabırlı ve sistematik dönüştürücü bir çaba temelinde yükselmek zorundadır.

Bu ilişki, elbette partinin de sınıftan ve öncü işçilerden öğrendiği, ondan da önce her havzanın, tek tek fabrika ve işyerinin somut gerçekliklerini de gözetip hareket ettiği karşılıklı bir etkileşim çizgisinde kurulmalıdır. Ancak ilişkinin komünistler açısından amacını ve stratejik hedefini oluşturan konseylerin ve kurulların faaliyetlerini parti çizgisi, parti politikaları ve taktikleri temelinde etkileyip biçimlendirme yönünde çaba harcamak zorunluluğunu tekyanlı bir vurguyla abartıp adeta bir emir-komuta ilişkisi biçiminde algılanmasına meydan vermek ne kadar yanlış olur ve bürokratik “sol” sekter bir yaklaşım anlamına gelirse; komünistlerin, konsey ve kurulların faaliyetlerinin proletaryanın devrimci sınıf sendikacılığı çizgisinde şekillenip yürümesi yönünde çaba harcamaları yükümlülüğünü anmaksızın işin sadece taban inisiyatifi ve demokratik katılım yönünün tekyanlı vurgulanması aynı ölçüde eksik ve hatalı bir hat çizmek olur.

Bu bağlamda, işçi kurullarının temsilcilerinden oluşan kurumsallaşmış çekirdek ekibin düzenli iletişim ve toplantılar yoluyla -taban inisiyatifi ve demokrasisiyle- ortak hareket noktalarını belirlemeleri, işçi kurulları temsilcileri arasında deneyim aktarımı ve dinamik bir etkileşim yaratılması açısından havza konseylerinin yaratılması, çalışmanın daha dinamik yürütülmesi açısından önem taşımaktadır. Bu bağlamda, havzalarda oluşturulan sektörel ve çeşitli işçi kurullarının temsilcilerinden oluşan konseyin belirli aralıklarla düzenli toplantılar yaparak ortak sorunlar ve çözüm önerileri üzerine tartışıp ortak hareket noktalarını belirleyerek kampanyalar, eylemler, çeşitli etkinlikler, piknikler, spor turnuvaları, eğitim seminerleri düzenlemeleri sınıfın bu denli parçalara ayrıldığı bugünkü durumda üstünden atlanılmaması gereken bir zorunluluk olarak görülmelidir.

Sanayi havzalarında “Emeğin Yumruğu”: Çalışma yürütülen sanayi havzalarında bugün ve gelecek açısından “Emeğin Yumruğu”nun konuşturulması, bir bütün olarak çalışmanın önünü açmasının dışında, artık sanayi havzalarında ciddi olarak çalışma yürütmeyi önüne koyan her hareket için bir zorunluluk olarak kendisini dayatmaktadır. Bu gerçeğe gözleri kapatıp sanayi havzalarında adım atmanın olanaksızlığı hafızalarda bir kez daha yer etmelidir.

Havzalarda mafya tarzı patron beslemelerinin en ufak bir hareketlilikte tasmalarından çözülmesi, faşist ve gerici güçlerin bu bölgelerde giderek yoğunlaşması, (sanayi havzalarındaki camilerde özel örgütlenmelere giren gerici-dinci yapılar buralarda giderek kökleşmektedir) özel güvenliklerin polisiye yetiştirilmesi, fabrika müdürlerinin özellikle asker emeklilerinden devşirilmesi, grevlerde yaygın şekilde kullanılan grev kırıcıları, tacize uğrayan kadın işçiler, kafası kolu kırılan öncü işçiler vb. vb. Tüm bunların üstünden atlayarak havzalarda sınıf çalışması yürütmeye çalışmak neredeyse olanaksız hale gelmektedir. Diğer taraftan, özgücüne güvensizleşen, yanındaki sınıf kardeşi kadın işçiye ustabaşı veya müdür tarafından gözünün önünde yapılan tacize bile ses çıkartamayan genç işçi kuşağına sınıfın yumruğunun örnekleri gösterilmelidir. Emeğin yumruğu, çalışma yürütülen havzada esas olarak öncü işçiler tarafından kitlesel uygulanmalı ve bunu örgütlemeye çalışmalıyız. Fakat bunun olmadığı yerde, ustabaşı veya müdür tarafından tacize uğrayan bir kadın işçinin hesabı kendi özgüçlerimizce de görülmelidir. Kuşkusuz emeğin yumruğu kapsamında yapılan her eylem havzada geniş işçi çeperine nedenleriyle ve niçinleriyle birlikte duyurulmalı ve böylesi olaylara sessiz kalınmaması hatırlatılarak işçi sınıfı onurunun altı çizilmelidir. (SÜRECEK)

Daha fazlası

İlgili

Close