GÜNCELİŞÇİ SINIFI

“Meclisi Kuşatacağız!”

İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın eylemi günler öncesinden “yasadışı” ilan etmesi, Ankara Valiliği ve Emniyeti’nin böyle bir eyleme izin vermeyeceklerini, müdahale edileceğini açıklaması üzerine Ankara’daki eylemin çatışmalı geçeceği belliydi.

“Torba Yasa”yı protesto etmek üzere 81 ilden Ankara’ya gelen DİSK, KESK, TMMOB ve TTB üyeleri, devrimci-demokrat yapı ve kurumlarla binlerce işçi-emekçi, polis barikatı ve saldırısıyla karşılaştılar.

Meclisi Kuşatacağız!” diyerek çeşitli illerden üç gün önce yola çıkan eylemciler, insan zinciri oluşturma ve Meclis’e yürüme hedefindeydiler.

Yaklaşık 10 bin eylemci Ankara girişine dayandığında, polis önce kimlik kontrolü bahanesiyle otobüslerin geçişini engelledi. Ankara’ya doğru yola çıkan 160 otobüsten sadece 80’i ulaşabildi.

İçişleri Bakanı Beşir Atalay‘ın günler öncesinden eylemi “yasadışı” ilan etmesi, Ankara Valiliği ve Ankara Emniyeti‘nin Meclis çevresinde böyle bir eyleme izin vermeyeceklerini, müdahale edileceğini açıklaması üzerine Ankara’daki protesto eyleminin çatışmalı geçeceği hemen hemen belliydi.

Sabah 10:00’dan itibaren işçiler, emekçiler ve devrimci kurumlar Kurtuluş Parkı’nda toplanmaya başladı. Alınteri okurlarının da “Uzlaşmak yok! Genel Grev Genel Direniş!” şiarlı pankartıyla yer aldığı 10 bin kişilik kitle bir süre sonra sloganlarla Meclise doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüş boyunca Alınteri okurları “Sınıfa karşı sınıf! Krize karşı devrim! Kapitalizme karşı sosyalizm!”, “Yaşasın devrim ve sosyalizm!”, “İşçilerin birliği torbanızı delecek!”, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz.”, “Sendikalar göreve genel greve!”, “Kahrolsun sendika ağaları!”, “İnsanca yaşam sosyalizmde.”, “Hak verilmez alınır zafer sokakta kazanılır!”, “Zafer direnen emekçinin olacak!” sloganlarını attılar.

Ziya Gökalp Caddesi‘nde polisin barikat kurduğu görüldü. Barikatın önünde toplanan kitle gür sloganlarla protestoya devam ettiler. Barikatın açılması yönünde uyarıda bulundular. Valiliğin ilanını tekrarlayan kolluk güçleri eylemin “yasadışı” olduğunu söylemeye çalışırken ıslık ve yuhalamalarla sesleri bastırıldı.

KESK, barikatın önünde 10 maddeden oluşan taleplerini okudu. Polis barikatı uzun bir süre kaldırmayınca, Torba Yasa’nın sıcak öfkesini yaşayan emekçiler, devrimcilerle birlikte barikata yüklendiler. Barikat sloganlar eşliğinde uzunca bir süre zorlandı. Polisin gazlı saldırısından dolayı biraz geri çekilen, ardından hemen toparlanan kitle saldırıya cevap verdi. Barikatın önünde Ziya Gökalp caddesinde başlayan çatışma, Cebeci Dörtyol’a gelene kadar sürdü.

Polis tazyikli su, püskürtme gaz ve gaz bombalarıyla saldırdı. Polisin attığı onlarca gaz bombası geri fırlatıldı. Gaz bombaları kesilmediği gibi taşlar da hiç durmadı. Çatışma boyunca atılan devrimci sloganlar hiç susmazken, bir ara kitle içerisinde “Yaşasın Türkiye İhtilalci Komünistler Birliği!” sloganı atıldığı duyuldu.

Eylemde içlerinde Alınteri okurlarınında bulunduğu çok sayıda kişi, tazyikli su, biber gazı, gaz bombası ve plastik merminin atılması sonucu yaralandı. Çok sayıda kişi ise yoğun gazın etkisiyle fenalık geçirerek bayıldı. Ayrıca gaz bombası takviyesi yapılan eylemde çevre esnafı ve mahalleli de zarar gördü.

Yaklaşık 2 saat süren çatışmadan sonra Cebeci Dörtyol’a gelindiğinde eylem bitirildi. Tekrar buluşmak üzere kitle dağıldı.

Dağılan kitle Ankara sokaklarını “Hak verilmez alınır zafer sokakta kazanılır!” şiarıyla yeniden doldurdu. KESK daha sonra Mithatpaşa Caddesi‘ni kesti. Polis bir kez daha saldırarak kitleyi Sakarya Caddesi‘ne sürdü.

Sakarya Caddesi’ne sürülen kitle sloganlarla 1 saate yakın alanda kalırken birçok kurumun katılımıyla yaklaşık 2 bin kişilik bir kitleyle basın açıklaması yapmak üzere Sakarya Meydanı’na yürüdü. Saat 16:30’da DİSK Başkanı Süleyman Çelebi kısa bir konuşma yaptıktan sonra KESK Genel Başkanı Döndü Taka Çınar DİSK, KESK, TMMOB ve TTB adına ortak basın açıklamasını okudu. Emekçilerin atran öfkesinden sendika başkanları da nasibini aldı. Özellikle sendika başkanlarının konuşmaları sık sık “Sendikalar göreve, genel greve”, “Söz bitti sıra eylemde” sloganlarıyla kesildi. Sendika başkanları atılan bu sloganlardan rahatsız oldu. Bunun üzerine sendika başkanları kitleyi yatıştırmak için “işçilerin asıl direniş alanının işyerleri olduğu” söyleminde bulundular. Bu sözlerde alandaki emekçileri yatıştıramadı, sloganların da ardı arkası kesilmedi.

Eylemde okunan basın açıklamasını aktarıyoruz:

AKP İKTİDARININ ŞİDDETİNE,
POLİS DEVLETİ GİRİŞİMLERİNE TESLİM OLMAYACAĞIZ!

Sayın basın mensupları;

Öncelikle bugün Ankara’da, OSTİM’de meydana gelen patlamada hayatını kaybeden 6 emekçi kardeşimizi saygıyla anıyor; yakınlarına başsağlığı, yaralı emekçi kardeşlerimize acil şifa diliyoruz.

Bugün OSTİM’de, ilk bakışta işçi sağlığı, iş güvenliği önlemlerinin yeterli olmamasından kaynaklandığı izlenimi veren bu vahim kaza yaşanırken, Kızılay’da da AKP iktidarının hak arayan emekçilere tahamülsüzlüğünü gösteren bir vahşet yaşandı.

İşçi ve emekçilerin sadece ve sadece demokratik hakları ve insanca yaşama hakkı için gösterdikleri demokratik tepkileri su, gaz ve gaz bombalarıyla bastırıldı.

Bu vahşeti AKP iktidarının işçi ve emekçilerin demokratik tepkilerine karşı tahamülsüzlüğünün ifadesidir.

Bu vahşet AKP iktidarının özlemini duyduğu ve adım adım gerçekleştirdiği “Polis Devlet’inin” ifadesidir.

Sayın Basın Mensupları;

Bu gidiş ülkemizin karanlığa doğru gidişidir. Kazanılmış demokratik hakların yok edilme isteğidir. İşçi ve emekçi halk düşmanlığıdır. İktidarın, sadece ve sadece kendi temsil ettiği sermaye sınıfının taleplerini hayata geçirme politikasıdır ve kanıtıdır.

Bugün Ankara’da ne yaşanmıştır?

Türkiye’nin en saygın emek-meslek örgütlerinin; milyonlarca işçiyi, kamu çalışanını, mimar ve mühendisi, doktoru temsil eden DİSK, KESK, TMMOB, TTB’nin hem kendi üyelerinin hem de bütün emekçilerin çalışma ve yaşam koşullarını savunmak, toplumsal ve demokratik taleplerini dile getirmek için düzenledikleri tamamen yasal ve meşru eylem , siyasi iktidarın güvenlik güçleri tarafından şiddet kullanılarak engellenmiştir.

Bugün TBMM’de görüşülmekte olan “Torba Yasa” içinde gerek parlamento içinde gerekse toplumsal hayatta bir mutakabatla karşılanan cezaların indirilmesi, öğrenci gençliğe af, emeklilerin bazı taleplerinin karşılanması gibi düzenlemelerin yanında milyonlarca işçi ve emekçinin haklarının gasp edilmesi, gençlerin ve çocukların geleceğinin karartılması, daha da karanlık süreçlere götürücü düzenlemeler içermektedir.

Bu yasada güvensiz çalışma vardır. Bu yasada kamu çalışanlarına sürgün vardır.

Bu yasada gençlere istihdam adına mali kıskaca almak vardır. Bölgesel asgari ücret vardır. İşsizlik fonunun yağmalanması vardır.

Ne yapmalıydık?

Hiç ses çıkarmamalı mıydık? Üyelerimizin hak ve çıkarlarını korumamalı mıydık? Demokratik haklarımızı savunmamalı mıydık?

Ne yapmalıydık?

Teslim mi olmalıydık?

Yani AKP iktidarının bugüne kadar yaptığı gibi toplumsal örgütlerden kaçırdığı, parlamento içindeki partilerden dahi kaçırdığı “imamın doğru bildiği yolda” yürümesi karşısında susmalı mıydık? Yani bizden iktidar karşısında el pençe divan durup saygı duruşuna geçmemiz mi bekleniyordu?

Hayır! Bin kere hayır!

Bizlerin örgütsel geleneğinde “gelene ağam, gidene paşam” demek yoktur. Teslim olmak yoktur.

Doğru bildiğimiz yolda yürümek, mücadele etmek vardır.

Bu gün de haklılığımızdan aldığımız güçle TBMM’de görüşülmekte olan Torba Yasa’yı protesto için 81 ilden sadece örgütlerimizin yöneticileri, işyeri temsilcileri ve bizi bu haklı mücadelemizde destekleyen Türk-İş’e bağlı sendikalar, siyasi parti, demokratik kitle örgütleriyle birlikte Ankara’da bir demokratik eylem düzenledik.

Sayın basın mensupları;

Yaşananları gördünüz. Bu demokratik tepkimizin nasıl bir şiddetle engellendiğini gördünüz.

Bunun tek bir suçlusu vardır: AKP iktidarı ve onun başı Recep Tayyip Erdoğan’dır.

Yaşananlar bizzat onun talimatıyla gerçekleştirilmiştir. Kendisi yurtdışında olmasına rağmen görevlendirdiği İçişleri Bakanı ve onun talimatlarını gerçekleştiren Ankara Valisi, Ankara Emniyet Müsürü tamamıyla bu olayın sorumlusu ve suçlusudur.

Güneş, tarihte olduğu gibi bugün de balçıkla sıvanamaz. Baskı, şiddet ve cebire dayanan hiçbir şato tarihte de sağlam kalmamıştır. Bugün de kalmayacaktır. Demokrasiye tahammülsüzlüğün Tunus’taki, Mısır’daki sonuçlarını bütün çıplaklığıyla görüyoruz. Kurulan saltanatların polisiye baskılarla korunamayacağı da açıktır.

Milyonları temsil eden, emek ve meslek örgütleri temsilcileri olarak buradan bir kez daha ilan ediyoruz ki; yaratılmak istenen polis devletine karşı direnmek en demokratik hakkımızdır.

Bugünü AKP iktidarı için “Kara bir gün” olarak ilan ediyoruz.

Sayın basın mensupları;

Mücadelemizin temeli haklılığımızdır.

Evet, bugün TBMM’ye gidip demokratik tepki ve taleplerimizi dile getirmemiz engellendi. Çünkü bizim copumuz, gazımız, tazyikli suyumuz yok. Bu saldırıyı sadece ve sadece mücadele azmimizi bileyen bir saldırı olarak değerlendiriyoruz.

Ve Türkiye’nin her yerinden bu saldırı gereken kararlılıkla lanetlenecektir. Bu saldırıyı kınamak ve Torba Yasa’yı protesto etmek için yarından itibaren bütün işyerlerinde demokratik tepkimizi göstermeye devam edeceğiz.

Teslim olmayacağız!

DİSK, KESK, TMMOB, TTB

Sloganlarla basın açıklaması sona erdi.

Etiketler
Daha fazlası

İlgili

Close