GÜNCEL

Tekirdağ F Tipi’nde işkence belgelendi

ftipi_gokyuzu_1

“Uzun süre darp edildikten sonra bizi havalandırma alanına çıkarttılar”

Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İstanbul Şubesi Tekirdağ Yüksek Güvenlikli 2 Nolu F Tipi Cezaevi’ndeki işkence ve kötü muamele iddialarına ilişkin tutsaklarla yapılan görüşmeleri rapor etti. ÇHD, işkence ve kötü muameleye maruz kalan üç tutuklunun ifadelerinin birbiriyle uyuştuğunu ve işkence olayının varlığının belgelendiğini kaydetti.

ANF’de 23 Haziran günü yayınlanan haberde Tekirdağ 2’nolu F tipinde Ahmet Burak Eryıldırım, Serhat Tüzer ve Kemal Avcı adlı tutsaklara 5 saat boyunca işkence yapıldığı ortaya çıkarılmıştı. 21 Haziran günü üç kişilik hücrede birlikte kalan Eryıldırım, Tüzer ve Avcı’nın işkenceden sonra başgardiyan ve cezaevi müdürü tarafından revire götürme bahanesiyle havasız, ışıksız, duvarları süngerlerle kaplı ‘sünger odası’ olarak bilinen işkence odasına zorla sokularak işkenceden geçirilmişlerdi.

Bunun üzerine ÇHD tarafından yapılan görevlendirme üzerine Tekirdağ 2 Nolu F tipi cezaevinde gerçekleşen kötü muamele ve işkence iddiasının araştırılması amacıyla, tutuklu olarak cezaevinde bulunan Ferhat Tüzer, Kemal Avcı ve Ahmet Burak Eryıldırım ile görüşmeler yapıldı.

Mağdur tutuklularla farklı avukatlarca ayrı ayrı yapılan görüşmelerde, 21 Haziran tarihinde yaşan olaylara ilişkin tutsakların ifadeleri aktarıldı.

O KADAR ÇOK DÖVÜYORLARDI Kİ…

ÇHD’ye göre vücudunun çeşitli yerlerinde morluk ve eziklik, başında ise şişliklerin tespit edildiği Ferhat Tüzer olayı şöyle anlattı:

Son dönemlerde ‘İnsanlık Onuru İşkenceyi Yenecek’ şeklindeki sloganları çok duyar olmuştuk. Bu slogan işkence ve kötü muamele anında atılan slogandır, duyduğumuzda biz de slogana eşlik ediyoruz. 21 Haziran 2010 günü aynı sloganın atıldığını duyduk, sesler yoğunlaştıkça birlikte tutulduğumuz arkadaşlarımızdan Kemal Avcı kapıya yaklaşarak ‘neler oluyor’ diye seslendi ve kapıya vurdu. Bir süre sonra kapı açıldı, Kemal Avcı’ya doğru yönelip ‘kapıya ne vuruyorsun lan’ şeklinde söyleyerek kendisine saldırmaya başladılar. İçeriye 30 kadar kişiyle girdiler bir yandan Kemal Avcı’yı ellerinden almaya çalıştım, o kadar çok dövüyorlardı ki, kendimi Kemal Avcı’nın üzerine kapakladım. Uzun süre darp edildikten sonra bizi havalandırma alanına çıkarttılar. Darp etmeler orada devam etti, aynı zamanda ağza alınmayacak küfürler kullanılıyor ve hakaret ediyorlardı. Kemal Avcı bayılıncaya kadar darp edildik. Yaşanan olayların tümü Başgardiyan’ın talimatı ile gerçekleşti. Sonrasında havalandırma kapısı üzerimize kapatıldı. Kemal’in baygın olmasına aldırış etmeden iki saat havalandırma alanında bekletildik, iki saat sonra ön ismini Osman olarak bildiğimiz kısa boylu gözlüklü olan müdür arkasında onlarca memurla birlikte sizi revire götüreceğiz diyerek kapıyı açtılar. Bizi revir yerine süngerli hücreye attılar. Burada yaklaşık iki saat tutulduk, bu süre içersinde sürekli revire gitmemiz gerektiğini, durumumuz iyi olmadığını ifade ettik. İki saat sonra revire götürüldük ancak orada bulunan doktor yara ve morlukları tam olarak rapor etmemiştir.

KEMAL AVCI’DA DARP İZLERİ

Olayı benzer şekilde anlatan Kemal Avcı’nın ise her iki kolunda ve elinde çok sayıda yara izi, el parmaklarında kuvvet kaybı (sıkmada zorlanma), sağ kulak üstünde yaklaşık 3cm uzunluğunda darp izi, omuzlarında şişlikler, sol bacağın iç-alt tarafında 4-5 cm’lik darp izinin müşahede edildiği kaydedildi.

SÜNGERLİ İŞKENCE

Avcı, gördükleri işkenceyi anlatırken “Bir anda çok sayıda memurun kapıya kim vuruyor diyerek, ağır hakaretler eşliğinde hücreye girip kendisini yere yatırarak darp etmeye başladıklarını, saldırıda memurların oda da bulunan sandalyeyi üzerinde kırdıklarını, saldırının yaklaşık 10 dakika sürdüğünü saldırı neticesinde bayıldığını” dile getirdi. Avcı, revire götürecekleri bahanesi ile süngerli oda tabir edilen alana götürüldüklerini, burada ağrı ve bulantıları devam ettiği halde yaklaşık iki saat daha tutulduklarını, daha sonra revire götürüldüklerini ancak görevli doktorla memurların müdahalesi olmayan bir ortamda muayene olanağı tanınmadığını, doktorun bulguları tam olarak inceleyip raporlamadığını, hastaneye sevk etmediğini ifade etti.

AYAK PARMAKLARI EZİLDİ

Vücudunda anlatımlarıyla uyumlu yara izleri ve morluklar tespit edilen Ahmet Burak Eryıldırım da, uzun süre darp edildiklerini söyleyerek, şunları anlattı:

Kemal Avcı bayıldığında başgardiyan artık durun dedi, havalandırma kapısı üzerimize kapandı. Benim ayak tırnaklarım daha önce çekilmiş olduğu için hassastır. Bu nedenle ayak parmaklarımı saldırı esnasında ezdiler, ayak başparmağımdaki et açıldı kanama oluştu. Sağ omzumda, sırtımda kol ve bacaklarımda çizik ve morluklar oluştu. Sol böğürüm de böbrek üstüne gelen kısımda çizik ve morluklar oluştu. Kafamın arkasında şişlikler var. Saldırı bittiğinde bizim üzerimize havalandırma kapısını kapatıp orada bir süre beklettiler. Daha sonra Osman olarak adını bildiğimiz müdür peşinde onlarca 30-40 kadar gardiyanla gelip sizi revire götüreceğiz dedi. Kemal ve Ferhat’ı aldılar beni tek başıma hücrede bırakıp, havalandırmayı da kapattılar. Birkaç saat sonra Kemal ve Ferhat geldiğinde onların revir yerine süngerli odaya götürüldüklerini öğrendim.

MÜDÜR SAKLANDI

ÇHD, İnfaz Koruma Başmemuru ile yapılan görüşmede böyle bir olayın gerçekleşmediğini söylediğini aktarırken, “Müdürün ise yerinde olmadığını söylemiş müdürün cezaevinde olduğu tespit edilmesi üzerine ise olayın adli soruşturmaya konu olduğu gerekçesiyle görüşme talebimiz red edilmiştir” dedi.

Soruşturmayı yürüten savcı ile yapılan görüşmede ise savcı, olaydan haberdar olduğunu söylediği ifade edilirken, mağdurların hastaneye sevk edilmeleri, kamera görüntülerine el konulması için 22 Haziran’da cezaevi idaresine yazıların yazıldığını belirttiği dile getirildi. ÇHD, “Aradan iki gün geçmesine rağmen hapishane idaresinin tutukluları hastaneye sevk etmedikleri iletilmiş ve gerekli tedbirlerin alınması amacıyla yazılı talepler savcılığa iletilmiştir” diye kaydetti.

İŞKENCE BELGELENDİ

Tutuklularla yapılan görüşmeler ve incelemeler sonucunda ÇHD şu sonuca ulaştı:

Her üç tutuklu ile yapılan görüşmelerde anlatımların birbiri ile uyumlu olması, vücutlarının çeşitli yerlerinde ekimoz ve şişlik ve yaraların tespit edilmesi anlatımlarının doğru olduğunu göstermekte ve işkence olayının varlığını belgelemektedir.

ANF NEWS AGENCY

Daha fazlası

İlgili

Close