DÜNYAGENÇLİKGÜNCELİŞÇİ SINIFI

Tunus Komünist İşçi Partisi röportaj

https://i2.wp.com/devrimciproletarya.org/wp-content/uploads/pcot-150x115.jpg?resize=150%2C115Tunus’taki halk ayaklanması üzerine, Tunus Komünist İşçi Partisi sözcüsü Hammi Hammami’yle yapılan röportaj:

Tunus Komünist İşçi Partisi (PCOT) Genel Sekreteri Hamma Hammami‘yle Junge Welt gazetesi’nden Gitta Düperthal‘ın Tunus’taki halk ayaklanması ve son durum üzerine yaptığı röportajı yayınlıyoruz. Hamma Hammami toplam 10 yıl cezaevinde yattı. Mücadelesini 10 yıl da dışarda yeraltından sürdürdü. Gösterilerin başlamasından sonra 12 Ocak günü evi basılarak gözaltına alındı. 2 gün boyunca rehin tutuldu. Sabah başlayan gösterilerde yer alan 10 bin kadar göstericinin, öğleden sonra polisle çatışarak barikatları aşması, Hammami’nin de içinde bulunduğu tutukluların bulunduğu İçişleri Bakanlığı‘nın önüne ulaşması üzerine serbest bırakılmak zorunda kalındı.

Diktatör gitti, diktatörlük değil

Gitta Düperthal: Göstericiler ne istiyorlar, neden

Tunus'ta halk komiteleri

sokağa döküldüler, şu andaki durum nasıl?
Hammami: Diktatörlük sistemi kendisini stabilze etmek istiyor. Yeni kurulan hükümet içerisinde eski diktatörlük yanlısı kişiler yer alıyor. Muhalefet partisi ve ilerici kamuoyu “Ne diktatörlük yanlısı hükümet ne de polis devleti istemedikleri“nin manifestosunu sokaklarda haykırıyorlar. Onların istemi halktan, toplumun tam göbeğinde yer alan insanların hükümette yer alması.

Gitta Düperthal: Resmi açıklamalara göre yetmiş kişinin öldüğü söylendi. Daha mı fazla?
Hammami: Net olarak biz de bilmiyoruz. Ama görüyoruz ki, devlet halen polis vahşeti ve operayonlarla ayaklanmayı bastırmaya çalışıyor. Polis insan haklarını savunan insanları öldürdü. Polis asıl olarak devrimi engellemeye çalışıyor. Henüz nereye doğru gidilebileceği belli değil. Diktatör kaçtı, fakat diktatörlük sistemi duruyor.

Gitta Düperthal: 17 Aralık’ta ayaklanma başladı. Bugüne dek sokağa çıkmayan insanları, 4 haftadan fazla sokakta kalmaya motive eden nedir?
Hammami: Şu anda en acil talep, eski güçlerden oluşan hükümetin dağıtılması. Bunun için sokaklardayız. Galiba başaracağız. Şu anda iki muhalefet partisi bakanlarını geri çektiler. Onların açıklamalarına göre, baskı rejimiyle beraber çalışmak istemiyorlar.

Gitta Düperthal: Tunus Komünist İşçi Partisi bu hükümete girmek istemedi mi, yoksa engellendi mi?
Hammami: Biz bunu reddettik. Eski diktatörlük sistemi temsilcilerinin kilit rollerde olduğu geçici hükümete katılmayı biz baştan beri reddettik.

Gitta Düperthal: Tunus halkı bu diktatörlüğe 23 sene dayandı, şimdi onları çıldırtan ne?
Hammami: Dünyadaki kriz koşullarında diktatörlüğün bu ülkeyi mahvedeceği daha belirgin hale geldi. Baskılar arttı ve polis devleti karakteri daha fazla açığa çıktı. Birçok işyerini kapatmak zorunda kaldılar, işsizlik arttı, fiatları büyük hızla yükselttiler. Kamu hizmetleri gittikçe daha fazla bozuluyordu. İşçilerin, küçük memurların, çiftçilerin asgari bir yaşamı sürdürmeleri dahi zorlaştı. Yoksulluk ve rezillik ister istemez çıplak olarak görünüyordu. Aynı zamanda Bin Ali ve onun çevresi lüks içinde yaşıyordu. Gittikçe daha zenginleştiler. Şimdi devam eden protestolar parti bürokratlarına karşı…

Gitta Düperthal: PCOT demokrasinin oturtulması için en acil talepler olarak neyi görüyor?
Hammami: Geçici bir hükümet kurmak zorundayız. Acil olarak demokratik seçimlerin yapılması lazım. Bu geçici hükümete çalışanların, gençlerin, kadınların önde gelen temsilcileri katılarak toplumun tüm kesimleri temsil edilmelidir. Özellikle orta sınıf hükümet dışında kalmamalı.

Gitta Düperthal: Ayaklanmalarda polis ve ordu farklı konumlandılar. Polis diktatörlüğe halen destek veriyor. Biz bunu nasıl yorumlamalıyız? Diktatör gittikten sonra oluşan boşlukta bir cunta tehlikesi var mı?
Hammami: Tunus’ta ordu diktatörlük içersinde çok fazla yer almadı. Daha çok polis diktatörlüğüdür. Bu karışık günlerde Bin Ali’nin milislerinin topluma karşı vahşi eylemlerini engelemek için ordu gerekiyor. Bin Ali halen kaos yaratmayı hedefliyor. Eşkiya gurupların güçlenmesi de olabilir. Çünkü onların istediği güvenlik sorunlarının büyümesi. Bunu engellemek zorundayız. Bu yüzden orduya ihtiyaç var. Ama bu geçici süreçten sonra ordu yine kışlasına çekilmelidir. Demokratikleşme sürecini sivil toplumun yapması gerekiyor.

Gitta Düperthal: Güvenlik için sokaklarda kontroller yapan, vatandaşlardan oluşan komiteler kuruldu. Bunlar barikat arkasındalar, yollarda kontrol yapıyorlar. Bunu nasıl değerlendirebiliriz?
Hammami: Kendiliğinden örgütlenen komitelerdir. Onlar demokrat insanlardır. Diktatörlük sisteminin karşısındadırlar. Bin Ali milislerinin tehditlerine karşı güvenlik alıyorlar. Yağma olaylarına karşı da kollektif bir şekilde koruma görevindeler.

Gitta Düperthal: Hükümette yer alacak muhalefet partilerinin o koşullarda kendilerini topluma tanıtma olanakları var mıydı?
Hammami: Sürekli baskılar vardı; biz komünistlere karşı da… Ne televizyon kullanma fırsatı vardı ne de radyo. Buna rağmen, tabii ki sendikalar, İslami kesim, bağımsız insanlar toplumda siyasi bir etki yaratmaya çalışıyorlardı. Fakat toplum içerisinde kimin ne kadar etkin olup olmadığı şu anda belli değil.

Gitta Düperthal: Komünist Parti diktatörlük koşullarında ayakta kalmayı nasıl başardı? Ne kadar üyeniz var?
Hammami: Bunu söyleyemeyiz. Çünkü güvenlik nedeniyle üye kaydı yapamıyorduk. PCOT yasaklanmış bir partiydi. Fakat kamuoyunda yine de tanınıyor. Biz diktatörüğe karşı mücadele ettiğimiz için, sendikal hareket, kadın hareketleri, gençlik hareketleri ve aydınlar tarafından tanınıyoruz.

Gitta Düperthal: 12 Ocak’ta evinizden görevliler tarafından gözaltına alındınız. Bin Ali kaçtıktan sonra bırakıldınız. Baskı ve işkence gördünüz mü?
Hammami: Evet. Hışımla içeri daldılar. Yanımda yaşı küçük kızım ve misafirlerim vardı. Bir yoldaşımla beraber diktatörlüğe karşı faaliyetlerimizden dolayı tutuklandık. 2 gün sonra serbest bırakıldık. O esnada diktatör Bin Ali Suudi Arabistan‘a kaçmak için uçağa biniyormuş. Bırakılmamızda kamuoyunun baskısı ve protestoların etkisi vardı.

Gitta Düperthal: Uzun yıllar yeraltı yaşamı sürdürmek zorunda kaldınız. Uzun yıllar tutuklu kaldınız. 2002 Şubat’ında açılan davanız ne oldu?
Hammami: Toplam 10 yıllık politik tutukluluğum var. 10 yılda yeraltı yaşamı sürdürmek zorunda kaldım. Hukukları siyasi rejimin uzantısı olduğundan, sistem muhalifleri, sendikacılar, insan hakları savunucularının daima karşısında oldu. En son 1998 yılında hakkımızda açılan davadan dolayı iki yoldaşla birlikte yeraltına geçmek zorunda kaldık. Nedeni yeni bir tutuklama için geldiklerinde, filmlere ve belgelere el koymalarına karşı çıkmamızdı. Polise karşı koymak ve hakaretten dava açıldı ve gıyabımızda 9 yıl 3 ay ceza aldık.

Gitta Düperthal: Kimlerle siyasi ittifak yaparsınız?
Hammami: Tüm demokrat ve bağımsız güçlerle ittifaka hazırız.

Gitta Düperthal: Tunus halkının siyasi eğilimi nasıldır? İslami bir hükümet beklenebilir mi? Ya da sol bir partiye mi açıklar?
Hammami: Şu andaki devrimin hiçbir dinci yanı yok. Demokratik bir karakteri var.

Gitta Düperthal: Cezaevinden çıktınız konuşabiliyorsunuz?
Hammami: Evet sokakla kontağa geçtik. Televizyon ve radyoda konuşmak artık mümkün.

Gitta Düperthal: Tunus’ta antikomünizm yok mu?
Hammami: Var. Fakat Almanya’daki kadar tuhaf, gülünç oranda değil. Bizim partimiz toplum içerisinde tanınıyor ve seviliyor. Çünkü diktatörlükten kurtuluş ve demokrasi için çok şey yaptığımız biliniyor.

Gitta Düperthal: Diğer ülkelerin hükümetlerinin diktatörlükle ilişkileri nasıldı? Basında sürekli göz yumdukları okunuyor?
Hammami: Bin Ali diktatörlüğünün tüm zamanlarında ABD ve Avrupa‘nın desteği vardı; en çok İtalya ve Fransa‘nın… Bütün zamanlarda Batının diktatörlüğe desteğini biz unutmadık. Tunus işçilerinin ve zenginliklerinin sömürülmesini yurtdışından gelen birkaç bin firma yapıyordu. Tunus’taki emekçilerin sömürülmesi için bu diktatörlüğü onlar istediler. Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy, Bin Ali’yi “demokrat” görüyordu. Batı ülkeleri kendi çıkarlarına hizmet eden diktatörlüğü sürekli selamladılar. İtalya Başbakanı Berlusconi geldiğinde Bin Ali’ye “Arkadaşım” diye hitap ediyordu. Fransa Dışişleri Bakanı Michele Alliot Marie ülkeye güvenliği sağlamak gerekçesiyle Fransız timler göndermek istedi. Oysa bunu söylediği zaman, artık onlarca ölü vardı.

Gitta Düperthal: Peki Almanya?..
Hammami: Almanya’nın da farkı yok. Fakat ön planda değil.

Gitta Düperthal: Uluslararası dayanışma var mı?
Hammami: Özellikle diğer Arap ülkelerinden var. Mısır, Fas, Cezayir, Filistin komünist partileri bize yardım ettiler. Şimdi duyuyoruz ki oradaki hükümetler Tunus’u çok dikkatle takip ediyorlar. Oraların da Tunus halkı gibi ayaklanacağından korktukları kadar hiçbir şeyden korkmuyorlar. Bizim devrimimiz başarılı olursa, başka ülke diktatörlükleri bundan mutlaka etkilenecek.

[Gitta Düperthal‘ın Hamma Hammami’yle yaptığı röportajı Junge Welt‘ten çevrdik. 22-23 Ocak 2011]

Etiketler
Daha fazlası
Close