GÜNCEL

Ya ileri fırlayacağız ya bugünleri de arayacağız!..

mayis19782010 1 Mayıs’ını, 1976 ve ‘96 1 Mayıs’larının ruhunun geri geldiği, işçi sınıfının gücünü ve gövdesini Taksim Meydanı‘nda bütün heybetiyle gösterdiği bir gün haline getirme hedefi ve iddiasıyla kolları sıvamalıyız!..

Alınteri gazetesinin 2. sayısının manşet yazısını yayınlıyoruz:

İşçi sınıfı hareketi yeni bir tarihsel eşiğin başında: 1996 1 Mayıs’ından bu yana bir türlü kıramadığı tutukluk ve durgunluk çemberini bu kez parçalayarak ya güçlü bir yükselişe geçecek ya da son olarak TEKEL hamlesiyle zorladığı o çürütücü çemberin bir kez daha üzerine kapanmasına meydan verecek!..

Her iki olasılığın sonuçları da büyük ve sarsıcı olmaya adaydır!..

Birinci durumda işçi sınıfı en başta, burjuvazi ve uşaklarının “köpeksiz köyde değneksiz dolaşma” rahatlığı ve pervasızlığına “dur” demiş olacaktır! Yıllardan beri çalışanların pestilini çıkaran, enerjisini tüketen, onurunu çiğneyen, iş arayanı sokaklarda süründüren, işçiyi ailesiyle birlikte sadece yoksulluk ve yoksunluğa değil geleceksizliğe ve güvencesizliğe sürükleyerek düşkünleştiren azami kar azgınlığına bir sınır çekilecektir! “Attım” deyince atmak, “sattım” deyince satmak, “işinize gelirse” deyip dayatmak, “yerseniz” deyip özelleştirmek, zam yapmak, sadakaya bağlamak artık öyle kolay olamayacaktır.

Bu eşiği yine aşamaz, yine korkar, yine yalpalar, yine geri durursak, bugünleri bile mumla arayacağımız kesin!.. Çünkü burjuvazi yine krizde. Yeni sömürü ve soygun önlemlerine ihtiyacı var. Bunun için en başta haksız, hukuksuz, güvencesiz, sendikasız, esnek çalışmayı kural haline getirip yaygınlaştırmak istiyor. Paralı hale getirdiği hayatın kendisini ucuzlatırken, paralı hale getirdiği bütün gereklerine yeni zamlar bindirmeye hazırlanıyor. Asgari ücreti azami ücret haline getirmenin yollarını arıyor. Buna karşı “gak” diyene cop, “guk” diyene gaz… Onlar da yetmezse, PVSK var!.. Herkesin dinlenme ve izlenme korkusu ile yaşadığı “büyük gözaltı” var!.. Ucunu yeniden gösterdikleri “faili meçhuller” var!..

Birinci kefede ‘fırsat’ ikinci kefede ‘tehlike’ var. Hangisini seçiyoruz?..

Sonuç bizlerin tutumuna bağlı çünkü!.. “Fırsatı bu kez kaçırmayacağız” diyorsak, tutmamız gereken yolu TEKEL’deki kardeşlerimiz gösterdiler bize. Zaten önceki yılların direniş ve grevlerinden aldıkları bayrağı bu sıçrama eşiğinin kenarına getiren onlar oldular. En başta cesarete, inada ve ısrara ama bunlarla birlikte kendimizin kuracağı taban örgütlülüklerimize dayalı öz inisiyatif ve kafa açıklığına ihtiyacımızın olduğunu yine onlar hatırlatıp gösterdiler bir kez daha. Doğrulup ayağa kalkmak istiyorsak, bugün ilk yapmamız gereken şey, henüz sönmemiş olan TEKEL ateşini büyütüp yangına çevirmektir!..TEKEL’in arkasını getirip şekeri, karayollarını, enerjiyi, iletişimi, ulaşımı, metali, otomotivi, tekstili…. TEKEL’e eklemektir!..

İkinci yolda bizi bekleyen felaketleri yaşamak için ise fazla bir şey yapmamız gerekmiyor!.. 15 yıldır yaptığımızı sürdürmek yeter bunun için: Korkmak, sinmek, “bana ne” demek, seyretmek, susmak, ilgilenmemek…

Eğer tercihimiz birinci yoldan yana ise, önümüzdeki ilk sınav 1 Mayıs!.. Arkasından 26 Mayıs!.. Bugünü 1 Mayıs’a, 1 Mayıs’ı 26 Mayıs’a bağlayan halka ise TEKEL!..

2010 1 Mayıs’ını, 1976 ve ‘96 1 Mayıs’larının ruhunun geri geldiği, işçi sınıfının gücünü ve gövdesini Taksim Meydanı‘nda bütün heybetiyle gösterdiği bir gün haline getirme hedefi ve iddiasıyla kolları sıvamalıyız!.. 1 Mayıs bilincinin ve bu 1 Mayıs’ta bayraklaştırmamız gereken temel talep ve sloganlarımızın girmediği fabrika ve işyeri, OSB ve sanayi havzası kalmamalı!..

Militanlığı başa yazan birleşik ve yığınsal bir 1 Mayıs, 26 Mayıs genel grevinin de ilk büyük provası olmalı!.. Hatta onu öne çekme arzusu ve yönelimi doğurmalı, ona giden yolda çığlaşarak büyüyen bir süreci tetiklemeli!..

Hem militan, birleşik ve yığınsal bir 1 Mayıs hazırlığı hem de 1 Mayıs’tan 26 Mayıs’a uzanan yol, ateşi henüz sönmemiş olan TEKEL ekseninde örülmeli!.. Bu öncü direnişi büyütüp güçlendiren eylemli destek halkaları temelinde örgütlenmeli!.. Hepimiz adına dövüşen ve hepimizin direnişi haline gelen TEKEL’e omuz verme temelinde çabalar çabalara, sesler seslere, adımlar adımlara eklenerek büyümeli!..

Daha fazlası

İlgili

Close