Berlin’de polis baskınlarının nedenlerini ve buna karşı tepkileri, göçmenlerin ve anti kapitalist güçlerin dayanışma içinde toplandıkları alanlardan birisi olan ve polis tarafından sabah saatlerinde kapısı kırılarak içeri girilip dağıtılan yerlerden Karanfil Cafe’nin işletmecisi Turgay Ulu ile konuştuk
Emperyalist/kapitalist zincirin temel halkalarından Almanya’da Filistin halkıyla dayanışma gösterenlere dönük saldırılar vites büyüterek sürüyor.
Berlin’de polis genç kadın örgütü Zora, Karanfil Café ve InterBüro’nun da aralarında bulunduğu birçok noktaya ve bazı evlere 20 Aralık’ta baskın düzenledi.
Polis baskınlarının nedenlerini ve buna karşı tepkileri, göçmenlerin ve anti kapitalist güçlerin dayanışma içinde toplandıkları alanlardan birisi olan ve polis tarafından sabah saatlerinde kapısı kırılarak içeri girilip dağıtılan yerlerden Karanfil Café’nin işletmecisi Turgay Ulu ile konuştuk.
Ulu, bu baskınların Almanya’da savaş karşıtı hareketin yükselmesine ve militan kitle eylemlerine karşı “korku yayma” amacı taşıdığını belirterek, Karanfil Café’nin de “Filistin sorununda devletin resmi politikasına, dolayısıyla haksız savaş ve işgale karşı devrimci bir pozisyonda duranların bir cephesi haline geldiği için saldırının hedefi oldu”ğunu söyledi.
Turgay Ulu’ya yönelttiğimiz sorular ve yanıtları şöyle:
– Alman polisinin baskınlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu baskın savaş karşıtı hareketin yükselmesine karşı korku yayma amacını taşıyor. Baskın arifesinde iki ses getirici eylem gerçekleşti Berlin’de üniversite işgal edildi ve hemen akabinde Berlin merkezi tren istasyonu işgal edildi.
Sahte demokrasi maskesi…
-Saldırıya uğrayan yerlerden birisi olan Karanfil Café’de ne gibi faaliyetler yürütüyorsunuz, niçin hedef seçildiniz?
Karanfil Café O-Platz Devrimci Mülteci Hareketi’nin uzun yıllar militan sokak mücadelesinin devamı olarak ortaya çıktı. O-Platz hareketimiz devletin sahte demokrasi söylemlerinin arkasına gizlediği maskeyi darbeleyip ırkçı, sömürgeci gerçek yüzünü açığa çıkarmıştı.
Devletin tüm gücüyle saldırdığı O-Platz Hareketi yıllarca bu saldırıya karşı uzun yürüyüşler, konsolosluk, parlemento, parti binaları, sendika şubeleri işgali, çatı ağaç işgalleri ve son taktik olarak da açlık greviyle sonuna kadar direndi. Tabii ki sonunda tüm şiddet araçlarıyla saldıran devlet direniş yerlerimizi yıktı. Karanfil Café yıkılan mekanlarımızın yeniden inşaası olarak ortaya çıktı ve O-Platzt hareketinin birikimini de arkasına alarak enternasyonal devrimci direnişin Berlin’deki merkezi haline gelmeyi başardı.
Dünyanın değişik Yerlerinden gelen mültecilerin Karanfil’de buluşması burayı enternasyonal bir merkeze çevirmiş oldu. Filistin sorununda devletin resmi politikasına ve dolayısıyla haksız savaş ve işgale karşı devrimci bir pozisyonda duranların bir cephesi haline geldiği için saldırının hedefi oldu.
Daha da kudretlidir durumumuz
-Bu saldırılara karşı tepkileri nasıl değerlendiriyorsunuz, bundan sonra nasıl bir tutum içerisinde olacaksınız?
Karanfil Café nin duvarında “Gayet tabi kudretlidir durumumuz“ yazıyor. Saldırıyla birlikte “Daha da kudretlidir durumumuz”. Devlet bu saldırıyla arı kovanına çomak sokmuş oldu. Büyük bir dayanışmanın fitili ateşlenmiş oldu.
O-Platz direniş damarının üzerinden yükselen Karanfil, “Jin Jiyan, Azadi” perspektifiyle dikkate değer bir mücadele yürütmekte olan Zora kadın hareketiyle mekan ihtiyacına yanıt olan Café’de karşılaşarak parelel bir güzergah oluşturdu.
Sertleşme eğilimi taşıyan direnişin güçlenerek süreceğine hep birlikte tanık olacağız.
Alınteri Gazetesi