İŞÇİ SINIFIManşet

Almanya’da makinistler grevi: ‘Zayıf vuruşlardan fazlası gerek’

Alman Makinistler Sendikası GDL’nin grevi üzerine makinist ve politik aktivist dostumuz Lisa Lorenz ile konuştuk

Yaşanacak Dünya: Kaç yıldır makinist olarak çalışıyorsun? Hangi sendikada örgütlüsün?

Lisa Lorenz: Ben 8 yıldır tren makinistiyim. Üç yıllık tam bir eğitim programı olarak değil, 11 aylık bir mesleki eğitimle yatay geçiş yaptım makinistliğe. Bu işin öğrenilmesi kolay olmasına rağmen tercih eden pek az kişi oluyor. GDL üyesiyim çünkü işyerimdeki meslektaşlarımın yüzde 99’u GDL’de. Ancak alanda iki sendikaya bölünmek ölümcül. Bu bizim çıkarımıza değil, sadece sendika liderlerinin çıkarına. Birbiriyle rekabet eden iki sendikanın olması mücadelemiz için ölümcüldür. İhtiyacımız olan şey, sektörler ve şirketler genelinde tüm uluslardan işçilerin oluşturduğu devrimci bir birliktir.

Yaşanacak Dünya: Makinistlerin grevi DB (Deutsche Bahn)’nın tarihindeki en uzun grev. Süreci özetleyebilir misin?

Lisa Lorenz: Sadece DB’nin grevde olması büyük bir sorun. Grev için tabandan çok fazla destek var. Her şeyden önce, haftada 35 saat çalışma talebi sadece demiryollarında değil, diğer pek çok sektörde de kabul görüyor. Mesela, metal işçileri ve çelik işçileri ile aynı anda eylemde, grevde olsaydık, kimsenin kendi çorbasını kendi başına pişiremeyeceği, ancak, haftalık çalışma süresinin 35’ten 32 saate düşürülmesi için birlikte mücadele etmemizin ne denli önemli olduğu kısa sürede anlaşılırdı.

Bu nedenle, bu toplu pazarlık görüşmelerinde masada GDL üyelerinin asla kendi başlarına çözemeyecekleri konular var. Ancak GDL’nin taktiği, otomotiv endüstrisi ve çelik endüstrisinden işçilerin greve katılması için mücadele ederek grev cephesini genişletmek değil, ters yönde işleyen bir taktiktir. Oysa, çalışma saatlerinin azaltılması talebi onlar için de geçerlidir; çünkü tüm demiryolunun yeniden düzenlenmesi onlar için de çok önemlidir; örneğin, ulaşım ve taşımacılıkta kamyon-tır yerine demiryoluna ağırlık vermek onların da çıkarınadır! Ancak bunun yerine grev cephesinin boyutları küçültülüyor. Toplu sözleşme halihazırda 18 şirketle imzalanmış durumda. Bana göre bu, FAZ’ın (Frankfurt kökenli bir gazete-bn) iddia ettiği gibi bir “mega grev” değil, GDL’nin “salamı dilimleme” taktiklerinin bir sonucu olarak demiryolu ile bağlantılı diğer şirket ve alanlardaki işçilerin çok küçük bir kısmının dahil edildiği bir grev.

Bu nedenle -GDL çok güçlü taleplerle yola çıktı, savaşa hazırız, ancak- işçi sınıfının diğer kesimlerinin desteği olmadan, ve GDL üyelerinin bizzat aktif müdahalesi olmadan, son kararı sendika liderliği verecek ve duvara toslanması kaçınılmaz olacaktır!

Yaşanacak Dünya: Alman devleti ve DB yönetimi grevlere neden bu kadar agresif yaklaşıyor? Grevi kötülemek için her yola başvuruyorlar.

Lisa Lorenz: Bana göre agresif davranmıyorlar. Bu grev, şirket yönetiminin basına verdiği demeçlerde sözünü ettiğinden çok daha az zarar verecek. DB, özelleştirmeden bu yana eski halinin bir gölgesi haline geldi. Bu süreç henüz tamamlanmadı, örneğin Berlin S-Bahn şu anda satılıyor. DB Cargo da satılıyor. GDL yönetimi Deutsche Bahn’a karşı kampanya yürütürken, diğer tüm şirketler ile yapılan TİS görüşmelerinde, doğru dürüst bir kazanm içermeyen anlaşmalar yapmış durumda. Bu da 14 saate varan vardiyalar, düşük ücretler gibi berbat çalışma koşullarının temelde iyileştirilmediği anlamına geliyor.

Yaşanacak Dünya: Grevi uzatma kararı nasıl alındı? Aşağıdan gelen bir baskı sonucu mu alındı?

Lisa Lorenz: Hayır, GDL üyeleri kendilerinin yönlendirilmesine izin veriyorlar. GDL liderliğinin Fairtrain adında bir geçici istihdam bürosu (taşeron şirket-bn) kurarak uzun zamandan beri karşı tarafa geçtiğinin farkında değiller. Netinera, Abellio vs. gibi özel demiryolu şirketlerine yönelik “zararsız muamele” de bundan kaynaklanıyor. Ancak güçlü bir mücadele dalgası yaratmak için gücü kullanılabilecek olanlar GDL üyeleridir. Demiryolundaki her şeyi durma noktasına getirme ve diğer her şeyi kargaşaya sürükleme yetisi işçilerin elinde.

Ancak, bana göre, GDL’nin taktikleri işçinin çıkarlarına hizmet etmiyor. Grevin merkezinde 35 saatlik çalışma haftası var. GDL 18 şirketle (25 Ocak itibariyle) anlaşmaya varmış ve 35 saatlik haftalık çalışma süresini kabul ettirmiştir. Ancak bunun bedeli çok ağır oldu. Karşılığında, örneğin Netinera adlı şirket, tatil hakkında kısıtlamalar içeren yeni düzenlemeler getirdi.

Sonuç: Kağıt üzerinde 35 saatlik bir çalışma haftası olacak, ancak bunun pek bir değeri olmayacak. Çünkü demiryolu işletmeciliğinde yıllık çalışma süresi geçerlidir. Yani boşa kürek çekiyoruz! Çünkü referans çalışma süresinin 38 saatten 35 saate indirilmesi, haftada 50 saat çalışılabileceği gerçeğini değiştirmez.

Bundan 40 yıl önce metal işçileri ve matbaacılar haftada 35 saatlik çalışma süresi için süresiz greve gitmişlerdi. O zaman bile, saatleri azaltma konusu yasal düzenlemelerle birlikte talep edilmemişti; bu da tam bir keyfiliğe yol açmıştı! Bu bizim de başımıza gelecek.

Yaşanacak Dünya: Bazı burjuva politikacılar uzun grevleri önlemek için yasal değişiklikler yapılması çağrısında bulunuyor. Buna dair neler söylemek istersin?

Lisa Lorenz: Fransa’da, Türkiye’de ve diğer pek çok ülkede, bizim burada “uzun grev” dediğimiz şeye kahkahalarla gülünüyor. “Yasaklama” fantezileri muhtemelen her endüstriyel anlaşmazlığın bir parçasıdır. Her şeyden önce, kapitalistlerin zayıflığını ve işçilerin gücünden duydukları korkuyu göstermektedir bu. Çünkü gerçek şu ki, mücadelemiz başarılı olursa, Alman devletini, tekelcilerini ve büyük şirketlerini şu anda uğruna birbirleriyle ölümüne savaştıkları milyarlardan mahrum bırakacaktır. Üretilen zenginlik, demiryollarını genişletmek ya da çocukları eğitmek için değil, milyarderler tarafından “hayatta kalma” mücadelelerinde kullanılıyor. Eğer büyük bir başarı elde etmek istiyorsak, tek bir şirketin, tek bir sektörün işgücünden daha fazlası olmalıyız.

Tek bir sektör, şirket ya da alanda yapılan toplu pazarlık turunun işçiler için gerçekten ve kalıcı şekilde ekonomik bir şeyler sağlayabileceği zamanlar herkes için sona erdi.

Şimdi asıl soru, (örneğin sağlık, eğitim, toplu ulaşım vb. için-bn) finanse edilmeyen devlet bütçesinden bir sonraki milyarın nereye gideceği, hangi tekelci şirketin alacağı?

Ya da, GDL grevindeki gibi zayıf vuruşların ötesine geçilemediği sürece, devletin kolaylaştırıcılığında milyarları devşirmeyi başaran kapitalistler karşısında, onların bunu yapmasını engelleyecek şekilde işçi hareketi mi dümene geçecek?

Yaşanacak Dünya: Teşekkürler bize zaman ayırdığın için.

Lisa Lorenz: Ben teşekkür ederim.

Daha fazlası

İlgili

Close