İtalya, depremlerin sık yaşandığı bir ülke. Üstelik L’Aquila bölgesinde 2009 yılında meydana gelen depremde en az 300 kişi hayatını kaybetmişti. Buna rağmen insan yaşamını hiçe sayan kapitalist mantığın tek bir önlem almadığı açığa çıktı. Oysa tatlı kar ve vurgunlarından küçük bir kırıntı ayırdıklarında depreme dayanıklı, elastiki, yıkılmak yerine esneyen binalar yaptıklarında dahi binlerce insanın ölümünü engellemek mümkün. Ama onlar insanı, doğası, tarihi ile yerle bir olan, acısı yıllara yayılan depremlerin ardından timsahi gözyaşları dökmeyi tercih ediyorlar. Türkiye’nin de içinde bulunduğu bir çok ülke “insani yardım” adı altında İtalya’ya teklif götürüken aynı iğrenç mantıkları sırıtıyor. İnsan cesetler üzerinden inşaat sektöründe ihale kapabilirmiyiz zihniyeti hükmünü yürütüyor.
Ardından da deprem vurgununu yemiş diğer kapitalist ülkeler gibi şovlara başlarlar. İtalya Başbakanı Matteo Renzi’nin sabaha karşı olay yerine koşarak elleriyle ilk kurtarma çalışmalarını yürüten gönüllüler ve sivil savunma yetkililerine teşekkür etmesi, depremden etkilenen hiç bir ailenin, hiç bir kent ve kasabanın, köyün yalnız bırakılmayacağını söylemesi gibi.
“Daha önceleri bu hassasiyetinizle nerlerdeydiniz?!” diye düşünmemek mümkün mü? Köpekler yardımıyla arama yapıldığı, kayıplardan dolayı gerçek ölen insanların sayısına ulaşılamadığı, hasbelkader çoğunluğunu çocukların oluşturduğu ölüler listesine girmeyenlerin çadırlara tıkıştırıldığı manzara ortaya çıkmadan nerelerdeydiniz?