Almanya’nın bir çok kentinde olduğu gibi Köln’de bugün kürtaj hakkı savunucuları ile kürtaj yasaklansında dahil ortaçağ karanlığı savunucuları aynı yerde sokaktaydı.
Eylemlerden ilki saat 11:00’de Rudolfplatz’da Sınıf Kavası Federasyonu (FKO) tarafından organize edilen katılımın az olduğu bir miting olarak başladı. Bir saat kadar sonra, bir durak aşağısı Neumarkt’ta aynı saatlerde iki farklı yürüyüş karşı karşıyaydı. Yaşam Yüryüşü adı altında kiliseninde desteklediği, faşist AfD ile arasına sınır koymayan 16 derneğin düzenlediği gösteri bir polis ordusu ile korunuyordu.
Seçme Özgürlüğ Platformu’nun (Pro-Choice Bündnis Köln) kitlesel eyleminde ise ilk eylemde olduğu gibi “Üreme adaletini kendi irademizle mücadele ederek kazanalım.” talebini dillendirdi. Taleplerin başında ise doğrudan Nazi döneminden kalan ve kürtajı yasaklayan 218. madde kaldırılsın geldi. Platform; kürtajın yasal, güvenli ve ücretsiz olması, gebelik sonlandırmanın temel sağlık hizmetinin parçası haline getirilmesi ve tıp eğitiminde bu hizmetin öğretilmesini talep etti.
Eylemde öne çıkan diğer talepler de yalnızca kürtajla sınırlı değil. “Bedensel ve cinsel özerklik, bağımsız danışma merkezlerinin korunması, kadın doğum hizmetlerinin ve ebelerin yeterli biçimde finanse edilmesi, sağlık alanındaki kesintilerin durdurulması istendi. Platform kürtaj yasağına karşı mücadelenin patriyarka ve kapitalizme karşı daha geniş bir toplumsal mücadele olduğunu dillendirdi. Devrimci kadınlar ise “Biz üreme makinası değiliz” , “Devrim için mücadele eden kadınlarız” , “Benim bedenim benim kararım” pankartlarıyla yürüdü.
Dünyanın çeşitli coğrafyalarında her gün savaşlarda yüzlerce çocuk katledilirken kılları kıpırdamayan “Yaşam için yürüyüş“ demogoları “İnsanların öldürülmesi için vergi parası kullanılmasın” gibi ifadeleri öne çıkardılar. Muhafazakar gerici örgütler kürtajın yanı sıra ötanazi ve taşıyıcı annelik konularınada da karşı olduklarını hazırladıkları dev ekranlar döviz ve pankartlara yansıttılar. Doğmamış yaşamın da korunması gerektiği, devletin yaşam hakkını gebeliğin başlangıcından itibaren güvence altına almasını ve hamile kadınlarla ailelere çocuklarını dünyaya getirebilmeleri için daha fazla destek sağlanması konuşmalarına yansıyan başlıklardı.
218. maddenin kaldırılması bir yasa tartışması değil
Nazi dönemi artığı bir yasa maddesi olan 218 tartışması yalnızca bir yasa maddesinin tartışılması değil; beden, sağlık, kadınların toplumsal konumu, devletin bireysel yaşama müdahalesi ve üreme hakkının nasıl tanımlanacağı üzerine daha geniş bir çatışmanın ifadesi olmayı sürdürdü.
Almanya’da kürtaj yasağı
Almanya’da kürtaj yaptırmak genel olarak yasak. Bunu ceza kanununun 218. maddesi belirtiyor. Kürtaj sadece belli şartlar altında, yani aslında istisnai olarak yaptırılabiliyor. Bu şartlar şöyle: Hamile olan kişinin kürtajı kendi iradesiyle istemesiyle birlikte, devlet tarafından tanınan bir danışmanlık kurumuna gitmesi ve oradan bir belge alması gerekiyor (böyle bir kural sadece Almanya’da var!); bu belgeyi aldığı gün ve kürtajı yaptıracağı gün arasında en az üç gün geçmesi lazım (kadının fikri değişebilir diye). Ayrıca döllenmeden sonra en fazla 12 hafta geçmiş olması gerekiyor. Kürtajın bir doktor tarafından yapılması gerekiyor ve kürtajı yapan doktorla danışmanlığı yapan doktorun aynı kişi olmaması gerekiyor. Kürtajı sağlık sigortaları karşılamadığı gibi, istisnai denilen durumlarda da yapılan baskılardan dolayı doktor bulmakta oldukça güç.
Yasanın kürtajla ilgili 218 ve 219a maddelerinden özellikle 219a maddesi “Kürtaj için reklam yapma yasağı” diye geçiyor. Böylece kürtaj hakkı bir sağlık meselesi değil, tüketim meselesi olarak ele alınıyor. Bu maddenin asıl hedefi, kürtaj yapan doktorların bilgi vermesini engellemek ve kürtaj yaptırmak isteyenleri vazgeçirmektir. Bu yasalar Haziran 1933’te, yani faşist Almanya’nın ilk yasalarından biridir.
Bu yasanın bugüne kadar değiştirilmemiş olması, burjuva toplumun temel ilkelerinden birinin patriyarkal çekirdek aile olduğu ve ne olursa olsun korunması gerektiğinin göstergelerinden biri.