Yasanacakdunya.org, yasanacak. dünya , isci sinifi, alinteri ,
X

Örgütlü Hayatın Görünmeyen Direği: Şaban Amca

Örgütlü hayatın görünmeyen direği: Şaban Amca

Tanur Oğuz Gündüzalp

Şaban Amca’yı kaybettik. Bu kayıp sıradan bir acı değil bizler için. Bir yoldaşın babasını yitirmekten öte, yıllarca yanımızda duran, örgütlü hayatın iniş çıkışlarında bağını hiç koparmayan bir insanı uğurlamanın ağırlığı. Mürüvet’in yazısı onun yaşamına dair bildiğimiz ve bilmediğimizi sandığımız ne varsa hepsini netleştirdi; hepimizi yeniden sarstı.

Şaban Amca kendisini hiçbir zaman “büyük” bir yerden kurmadı, kitabı bile o kadar naifti ki… Yolaşlar da benim gibi düşünür mü bilmiyorum; Şaban Amca yanımızda duranların en sahicilerindendi. Büroya gelişi, sohbetleri, bizleri yemeğe çıkarmaları… Bunlar bir nezaket jesti değildi, onun hayatının doğal akışıydı. Bizler onun yaşamının bir parçasıydık ve o da bunu her adımında hissettirirdi. Örgütlü hayatımızın görünmeyen “direk”lerindendi!

Evinde kalan biri olarak biliyorum bunları: Yatma saati, kalkma saati, yemek saati, evdeki küçük işler, dışarı çıkıp günün işlerini örgütleme zamanı… Hepsi düzenli, hepsi yerli yerindeydi. Bu düzen onun hayata karşı kurduğu sorumluluğun, duruşun bir parçasıydı. Ve biz o düzenin içinde misafir değildik, asla değildik, biz o düzenin içinde evlatları gibiydik.

Bir de bize duyduğu güven vardı. Bu güven öyle sözle kurulan bir güven değildi. Evde yaşadığı teknik sorunlarda mail şifrelerini hiç tereddüt etmeden verirdi. O kadar rahattı, o kadar içtendi. Göç edip geldiği Yunanistan’daki köyünü -adını şimdi hatırlamıyorum- çok severdi. Birçok hesabının şifresinde o köyün adının geçmesi bile onun hafızasının, aidiyetinin, köklerinin hala oraya ait olduğunu hissettirirdi.

Mesleki olarak Türkiye’nin alt yapısına dokunan işlerde yer almıştı: köprüler, barajlar, yollar, büyük şantiyelerde çalışmıştı. Şaşırırdım, ama akşamları bilgisayarındaki bir klasör sorununu çözmek için beni çağıran, spam’a düşen mailleri bulmak için günlerce uğraşan o naif, içten insanı gördüğümde hep gülümserdim. “Memlekete köprüler, barajlar kuran bu adama klasörden maile bağlanacağı bir köprü de ben sana kurayım!” derdim içimden.

Şaban Amca’nın kibarlığı, ölçülülüğü, beyefendiliği… Bunlar dışarıdan öğrenilmiş davranışlar değildi. Zaten yüzüne bakanın sezdiği bir duruluktu bu. Ama onu asıl belirleyen şey dayanıklılığıydı bence. 2000 sonrası yaşanan örgütsel tasfiyecilikte, çözülmelerde, herkesin geri çekildiği bir dönemde o asla geri çekilmedi. Ailelerimizin bile uzaklaştığı bir zamanda o uzaklaşmadı. Bizleri yalnız bırakmadı. Çünkü bırakamazdı, o bağ, onun için bir görev sayılmazdı, bir vicdan, bir sorumluluk, bir aile babasının hassasiyet meselesiydi.

Bizim için çok özeldin Şaban Amca. Dokunduğun her an, her sohbet, her gündelik ayrıntı, yaşamımıza değer kattı. Seninle kurduğumuz bağ, hayatımızın sessiz ama en güçlü dayanaklarından biri olarak kaldı.

Daima sevgiyle. Daima özlemle.

Yasanacak Dünya:
Related Post