Almanya bütün basın yayın organlarıyla her gün “yüksek yoğunluklu çatışmaları” yürütmek üzere bir “savaş endüstrisi” kurulması çağrıları yapan ülkelerin başında geliyor.
Çiğdem Devran
Sadece çağrı düzleminde de durmuyor. Bütün gereklerine de uyuluyor. Savaş endüstrisi ile mevcut resesyon ve ekonomik krizin aşılacağı, bunun için iki otomotiv fabrikasının da silah üretimine geçeceği söylenen bir ülkeden bahsediyoruz. Buna rağmen Almanya’nın ekonomi gazetesi Handelsblatt, Türkiye’ye savaş uçağı Eurofighter satışının; Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması ve bunun Türk demokrasisine bir saldırı olduğu gerekçesiyle veto edildiğini devlete yakın kaynaklara dayandırarak yazdı.
Yenik SPD’li Başbakan Scholz’un gittiği, yeni hükümet döneminde de bir hükmü olmayacak bu vetonun ekonomik siyasi bin bir nedeni ve bir şantaj unsuru olarak kullanıldığı düşünülebilir. Fakat Türk devletine demokrasi uyarısı gerekçesinin hiçbir inandırıcılığı olmadığını Almanya’nın silahlanmada Avrupa’da nasıl başı çektiğine, buna bağlı olarak ekonomik olduğu kadar siyasal özürlüklerdeki saldırganlığına bakarak anlamak mümkün.
Silahlanma ve ‘demokrasi’ yan yana gelmez
Silah tekellerinin CEO’larının, devlet sözcülerinin, burjuva ekonomistlerin her gün “Otomobil sektörü ve tedarik zincirlerinde yaşanan daralmanın askeri harcamalar ve silah üretimiyle aşılabileceği” açıklamalarını dinliyoruz. ‘Ekonomik durgunluk silah üretimi ile aşılacak’ propagandasından geçilmiyor.
İşbirlikçi sendikalar da içinde olmak üzere pek çok kesim işsizlik kaygısı duyan sınıf ve emekçilere silah üretimi artarsa kapanan ya da kapanma riski bulunan işyerlerinin korunacağı propagandası yapıyor.
Almanya, Ukrayna savaşının başlamasından hepi topu üç gün sonra askeri harcamalar için 100 milyar euroluk özel fon kurdu. İkinci Dünya Savaşı sonrasından beri anayasasında var olan maddeleri değiştirip askeri harcamalarda üst sınırı da kaldırarak, silahlanma kapasitesi ve askeri gücünde artışın önündeki engelleri temizledi.
Şimdilerde tekelci sermayenin değişik bölükleri -devletin devasa olanaklar sunması ve yüksek bütçeleri görünce savaş sanayine kayma eğilimindeler.
Silah tekeli Rheinmetall Ukrayna savaşı başladığından bu yana kârlarını yüzde 1000’lere çıkardığı yetmezmiş gibi, NATO’nun askeri harcamalar kriterini yüzde 2.5 ila 3.5’e çıkarması durumunda 2030 yılına kadar “300 ila 400 milyarlık euroluk” potansiyel sipariş alabileceğini söylüyor. Bu da yeni silah fabrikaları kurulacak anlamına geliyor.
Gidici başbakan Scholz çok çaba harcamıştı
Eurofighter Türkiye’ye satış sürecinin onaylanmasında, Olaf Scholz’un yoğun çabaları, koalisyon içinde oluşan endişeleri yatıştırmak için uğraşları söz konusuydu. Çekinceleri olan Yeşiller’in yönetimindeki Dışişleri ve Ekonomi Bakanlıkları da buna onay verdi. Şimdi İmamoğlu’nun tutuklanması sonrası bu çabaların geçersiz hale geldiği söylenmekte.
Silah satma yarışı
Eurofighter savaş uçakları Almanya, İtalya, İspanya ve İngiltere’nin dahil olduğu bir konsorsiyum tarafından üretiliyor. Handelsblatt’taki haber muhtemelen Mart ayında 40 tane savaş uçağı satın almayı isteyen Türk devletine İngiltere’nin satış için teklif sunmasının ardından sızdırıldı. Kendileri bu ölüm uçaklarını satmak isteyen Alman silah tekellerinin İmamoğlu tutuklanması, Türk demokrasisine saldırı gibi argümanları şantaj malzemesi olarak kullanması çıkacaktır. Zira Mayıs’ta gidecek ve yeni gelen hükümetin bu uçakları satmakta esnek olacağı bilinen bir süreçte bu propagandanın ne alemi olabilir?!