Stuttgart’ta Maraş, Cezaevleri ve Roboski katliamlarını protesto etmek için miting gerçekleştirildi.
Stuttgart’ta Maraş, Cezaevleri ve Roboski katliamlarını protesto etmek için miting gerçekleştirildi
YAŞANACAK DÜNYA
ADGB’nin (Avrupa Demokratik Güç Birliği) çağrısıyla Rotebühl Platz’taa yapılan mitingde bir devlet geleneği olan katliamlar konuşmalarla teşhir edildi. Eylemde yapılan konuşmalarda şu ifadelere yer verildi:
Türkiye’de katliamlar birer ‘hata’ ya da ‘kontrol kaybı’ değildir. Bunlar, faşist devlet karakterinin bilinçli ve sistematik ürünleridir. Devlet, her derin ekonomik ve siyasal krizde, halkın ve işçi sınıfının alttan gelen basıncını bastırmak için zor aygıtını devreye sokar. Bu zor, rastgele değil hedefli ve planlıdır.
Hedef alınanlar her zaman aynıdır: en örgütlü, en dinamik ve düzen için en tehlikeli görülen kesimler. Maraş’ta Alevi emekçiler, hapishanelerde devrimci tutsaklar, Roboski’de Kürt köylüleri katledilmiştir. Çünkü sorun kimlik değil, direnme kapasitesidir.
1970’lerin sonunda sermaye düzeni yönetemez hale gelmişti. Grevler, işgaller ve devrimci yükselişi parlamento ve seçim mekanizmaları durdurulamıyordu. Çözüm faşist şiddet oldu. Maraş Katliamı kontrgerilla ve sivil faşist çeteler eliyle örgütlendi, devlet bu sürecin koruyucusu ve yönlendiricisi oldu. Bu katliam 12 Eylül askeri darbesinin toplumsal provasıydı.
2000 yılında ise IMF programlarının önündeki en büyük engel örgütlü halk muhalefetiydi. Cezaevleri devrimci geleneğin merkezlerinden biriydi. “Hayata Dönüş” operasyonu bu nedenle bir cezaevi düzenlemesi değil, sınıf savaşının iç cephe saldırısıydı. Tecrit sistemiyle devrimci kolektif irade parçalanmak istendi. Onlarca tutsak yakılarak katledildi.
Roboski’de otuz dört sivil köylünün savaş uçaklarıyla bombalanması da bir ‘yanlış’ değildir. Bu saldırı, Kürt halkına açık bir devlet mesajıdır: İtaat, yoksulluk ve ölüm. Dosyaların kapatılması, Roboski’nin istisna değil süreklilik olduğunu göstermiştir.
Miting boyunca Almanca ve Türkçe sloganlar atıldı.