Dünya genelinde kadınlara yönelik sistematik baskı, kurumsallaşmış şiddet ve emek sömürüsü derinleşmekte; büyük bedellerle elde edilen haklar gasp edilmektedir.
Kadını hedef alan bu küresel saldırılar; dincilik, faşizm, ırkçılık ve militarizmle beslenen eril zihniyetin ürünüdür. Bu karanlık anlayış, yalnızca kadınları dışlamakla kalmayıp halkları birbirine kırdıran savaş politikalarıyla toplumsal yaşamı da tahrip etmektedir. Ulus-devletlerin ve kapitalist modernitenin kadını ve toplumu köleleştiren bu sömürü çarkına karşı kadınların yürüttüğü özgürlük ve eşitlik mücadelesi en güçlü yanıtı oluşturmaktadır.
Ancak kadınlar, tarih boyunca bu dayatmalara boyun eğmemiş; her dönemde direnerek mücadele bayrağını yükseltmiştir. Bunun en somut ve destansı örneklerinden biri Şengal ve Rojava’da yazılmıştır. DAİŞ’in kadını ganimet gören, köle pazarlarında satan, tecavüz ve katliamlarla yaşam hakkını elinden alan barbarlığına karşı en ön safta kadınlar durmuştur. YPJ saflarında filizlenen bu görkemli direniş, “Kadın özgürleşmeden, toplum özgürleşemez” ilkesinin yaşamsallaşmış halidir. Eril sisteme karşı özgür, demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü bir yaşamın mümkün olduğunu tüm dünyaya kanıtlayan bu direniş, insanlığa umut olmuştur.
Bu direniş ruhu, daha sonra Rojhilat’ta güçlü bir yankı bulmuştur. Jina Mahsa Amînî’nin İran’daki molla rejiminin sözde ahlak polisi tarafından katledilmesiyle başlayan isyan, kısa sürede evrensel bir kadın özgürlük hareketine dönüşmüştür. Kürt halkının bağrından çıkan “Jin, Jiyan, Azadî” çığlığı, artık yalnızca Kürt kadınlarının değil, dünyanın dört bir yanında eşitlik mücadelesi veren tüm kadınların ortak sesi, yeni yüzyılın kadın devrimi manifestosu haline gelmiştir.
Bugün Rojhilat’ta kadınlar; baskı, tutuklama, işkence ve idam tehditlerine rağmen geri adım atmamaktadır. Aynı kararlılık, Suriye’de oluşturulan geçici yönetimlerin ve kadınların özsavunma gücünü yok sayan yapıların karşısında da sürdürülmektedir. Demokrasi, eşitlik ve azınlık haklarından söz edip kadınların özgürlüğünü, örgütlülüğünü, özgün-özerk kurumlarını ve ödediği bedelleri görmezden gelen hiçbir yaklaşım kabul edilemez. Kadınların toplumsal yaşamın dışına itilmesine yönelik her türlü anlayışa karşı mücadelemiz devam edecektir.
Bizler, Avrupa Kadın Dayanışması (AKD) olarak; Rojhilat’ta, Rojava’da ve dünyanın dört bir yanında direnen tüm kadınları selamlıyor, onların özgürlük mücadelesini bütünüyle sahipleniyoruz. Kürt halkının öncülüğünde pratikleşen ve küreselleşen kadınların eşit ve demokratik bir gelecek için yürüttüğü bu kavga, halkların topyekûn özgürleşmesinin ayrılmaz bir parçasıdır.
Avrupa’daki tüm kadınları ve demokrasi güçlerini, Rojava’da YPJ ile dayanışmayı büyüten eylemlere, İran’da idamları durdurmak amacıyla gerçekleştirilecek eylem ve etkinliklere katılmaya; bu gündemler etrafında yeni dayanışma ve mücadele zeminleri örmeye, dayanışmayı büyütmeye çağırıyoruz.
Kadın direnişi büyüyecek, özgür yaşam mutlaka kazanacaktır!
Jin, Jiyan, Azadî!
Avrupa Kadın Dayanışması (AKD)
Bileşen Kurumlar: Yeni Kadın, Kadın Gözüyle, Avrupa Demokratik Kadın Hareketi (ADKH), Kürt Kadın Hareketi, Sosyalist Kadınlar Birliği (SKB)