Yasanacakdunya.org, yasanacak. dünya , isci sinifi, alinteri ,
X

Artsakh artık hayalet bir ülke

Yaşanacak Dünya Gazetesi olarak Azerbaycan’ın Artsakh halkına dönük katliamla ilgili olarak Sayat Tekir ile süreci değerlendirdiğimiz röportajı yayınlıyoruz.

Yaşanacak Dünya: Sizi tanıyabilir miyiz?

Sayat Tekir: 1984 İstanbul doğumluyum. Nor Zartonk, Nor Radyo ile Ermeni Kültürü ve Dayanışma Derneği kurucularındanım. Genç yaşlardan itibaren sosyalist solun Ögrenci Muhalefeti, ÖDP, HDK (MYK) ve HDP gibi yapıları içerisinde siyasal faaliyetlerde bulundum. Hrant Dink Vakfı ve Agos’ta görev yaptım. Koç ve Bilgi üniversitelerinde sosyoloji bölümlerinde araştırmacı olarak çalıştım. Çeşitli gazetelerde Türkiye-Ermenistan sınırı ve sınır insanları, Turkiyeli azınlıklar, göç sosyolojisi ve sınıf hareketleri üzerine yazılar yazdım. Dünyanın farklı kentlerinden Türkiye ve Ermeniler ile ilgili konularda panellerde konuşmacı oldum. Şu anda Nor Zartonk Hollanda örgütü temsilcisiyim.

Yaşanacak Dünya: Azerbaycan Ordusu’nun Dağlık Karabağ’a yönelik saldırı ve işgalinde son durum nedir?

Sayat Tekir: Artsakh / Dağlık Karabağ yüzyılı aşkın çetrefilli bir konu. Çarlık Rusyası döneminden beri otonom bir statüdeydi ve çevresinin aksine geçmişten beri Ermenilerin yoğun olarak yaşadığı bir bölgedir. Sovyetler idaresi tarafından nüfusun çoğunluğu Azeri ve Ermenistan’a dahil olan Nahçıvan Azerbaycan’a bağlanmış, nüfusun çoğunluğu Ermeni olan ve Azerbaycan’a dahil Dağlık Karabağ ise Azerbaycan’da özerk bir bölge olarak kalmıştır.

Ermeni soykırımı, Ermeni-Tatar (Azeri) katliamları, Kafkas İslam ordusuna katılamları gibi olaylar da bölgedeki demografiyi Ermeniler aleyhine değiştirmiştir. Yüzyıl önce 150 bin civarı Ermeni ve 50 bin civarı Azeri’nin yaşadığı Artsakh aslında bu iki halkın bir arada uzun zaman yaşayabildiğini de bize göstermektedir. Ne yazık ki Sovyetler öncesi ve sonrası yaşanan katliamlar ve milliyetçi propagandalar ile bugün geldigimiz noktada bölgeyi etnik bir homojenleşme beklemektedir.

Yaşanacak Dünya: Bu saldırı Artsakh (Ermeni halkını) nasıl etkiledi? Yaşatılan göçertme ve yıkımın boyutları nelerdir?

Sayat Tekir: Bu işgal ve etnik homojenleştirme politikası tüm dünyadaki Ermenileri derinden etkiledi. Artsakh halkını açlığın eşiğine getiren 10 aylık insanlık dışı ablukanın ardından 19 Eylül’de Azerbaycan yönetimi sivil halka karşı geniş çaplı bir askeri saldırı başlattı. Sürekli fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalan 30 yıllık demokratik özyönetim sonrasında, geçtiğimiz hafta 120 bin Ermeni’den oluşan nüfusun neredeyse tamamı yüzyıllardır yaşadıkları Artsakh’tan zorla sürüldü ve yetkililer bu devletin varlığının sona ereceğini duyurmak zorunda kaldı. Göç sırasında Arstakh Cumhuriyeti eski ve yeni yöneticileri Azerbaycan Ordusu tarafından terör suçlamasıyla tutuklandı. Medyaya da yansıdığı üzere Güney Kafkasya’daki Laçin Koridoru boyunca arabalar sıralandı. Bu görüntü Ermenilere 1915’te Suriye çöllerine sürülen kadın ve çocukların görüntüsünü hatırlattı.

Yaşanacak Dünya: Türkiye destekli Azerbaycan Ordusu’nun bu saldırısı nasıl gelişti; Türkiye, İran gibi bölgesel güçler ve ABD, Rusya gibi küresel güçler arasındaki ne gibi pazarlıklar sonucunda bu saldırı gerçekleştirildi?

Sayat Tekir: Halklar hapishanesi olarak adlandırılan Çarlık döneminden beri Rusya yönetimleri, etnik grupları birbirlerine kırdırarak bu grupları hem kendine daha sıkı bağlamakta hem de nüfus sahasını genişlemektedir. Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti tarihinde de bu politikanın benzerlerini görebiliyoruz. Son 5 yılda Artsakh’ta gelişen savaşlar neticesinde Türkiye bölgedeki nüfuzunu arttırırken Sovyetler sonrası Rusya bölgeye askeri gücü ile direkt olarak girme imkanı buldu. Ermenistan ise Sovyetler sonrası birçok antlaşma ile Pantürkist komşularına karşı güvenliğini bir bakıma Rusya’ya emanet etmiş durumdaydı. Rusya’nın savaştaki tutumu Paşinyan Hükümeti’ni Batıya daha da yaklaştıdı.

Geçtiğimiz hafta Ermenistan Parlamentosu, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Roma Tüzüğü’nü onayladı. Moskova’nın yargı yetkisini tanımadığı Uluslararası Ceza Mahkemesi, 17 Mart tarihinde Vladimir Putin hakkında tutuklama emri çıkarmıştı. Batı ise 10 aylık ablukadaki sessizliği sonrasında açıklamalar yayınlamaya başladı. İnsan Hakları İzleme Örgütü Karabağ’da uluslararası bir misyon kurulması çağrısında bulurken Avrupa Parlamentosu Azerbaycan’ın 19 Eylül’de gerçekleştirdiği Karabağ’a yönelik saldırıyı kınadı. Bu saldırı ile ilgili ayrıca Uluslararası Adalet Divanı “Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşme” uyarınca bir oturum yapacak. Sivillerin durumunu incelemek için yola çıkan BM misyonu ise Azerbaycan’ın izin vermesini beklerken, tüm Artsakh’ın boşalması sonrasında izin alıp Stepanakert’e gidebildi.

Diğer yandan Aliyev ve Erdoğan cephesinin Pantürkist hayalleri çerçevesinde Ermenistan’ın güneyini işgal etme planları her geçen gün daha fazla dile getirilmekte. Bu plana en açık şekilde karşı çıkan ülke İran’ın bunu ikili görüşmelerde Türkiye’ye de ilettiğine dair haberler karşımıza çıktı. Öte yandan savaş süresince bu Pantürkist koalisyona İsrail yönetiminin açık şekilde destek olması da bölgede başka bir resim ortaya çıkarıyor. Umuyorum ki fillerin tepiştiği coğrafyamızda İran’ın işgal planının bir parçası olarak Ermeniler ve Azeriler daha fazla acı yaşamazlar. Umuyorum ki diktatörlerin kendi iktidarlarını korumaları adına daha fazla genç yaşamını yitirmez.

Yaşanacak Dünya: Saldırı ve işgal sürecinde, bölge halkı içerisinden ona karşı direniş geliştirilebildi mi? Bu noktada son durum nedir?

Sayat Tekir: Artsakh halkı dünyanın gözü önünde neredeyse 1 yıldır abluka altındaydı. Son 5 yılda süregelen saldırılar karşısında gerek farklı yerlerden gelen gönüllü Ermeniler gerekse de Artsakhlılar bir direniş gösterseler de karşılarında devasa bir koalisyon gücü vardı. Azerbaycan yönetimi Rusya yönetiminin verdiği siyasi destek ve petrolün getirdiği sınırsız maddi imkanları kullanarak; IŞİD’den kalan savaşçılar ile birlikte İsrail, Pakistan ve Türkiye gibi farklı orduların modern silahlarını da kullanarak kısa zamanda başarı elde etti. Bu süreçte iki taraftan da genç nesiller bu savaşın kurbanı olurken, diktatörlüklerin dünyaya ne gibi sorunlar getirdiğini bir kez daha görmüş olduk. Dünyanın gözü önünde cereyan eden bu süreç devam ettikçe Aliyev ve Erdoğan’ın işgalci politikası Ermenistan’ın güneyi için de tehdit oluşturmaktadır.

Yaşanacak Dünya: Sizce süreç nereye evrilebilir? Hangi dinamikler ve güçler bu süreçte hangi rolleri oynayabilir?

Sayat Tekir: Artsakh artık hayalet bir ülke. Azerbaycan yönetiminin 30 yıldır sürdürdüğü Ermeni karşıtı ve ırkçı politika sonrasında kaç Ermeni’nin tekrar Artsakh’a dönüp-dönmeyeceği merak konusudur. Her ne kadar bir barış misyonunun Artsakh’ta konuşlanması konuşulsa da Azerbaycan yönetiminin istediği etnik bir homojenizasyondur. Ermeniler Artsakh a geri dönseler bile Azerbaycan askerlerinin ve milis güçlerinin işledikleri savaş suçları Ermenilere güvende olmadıkları hissini herdaim yaşatacaktır. İlerleyen süreçte Ermeni tarihi mirasının, Türkiye, Nahçıvan ve Azerbaycan’dan silinmesine benzer bir süreci Artsakht’a da göreceğiz. Dünya kamuoyu yüzlerce yıllık manastırların ve kültürel mekanların günbegün yok olmasını izleyecektir.

Yaşanacak Dünya:
Related Post