Mayıs ayını geçirir geçirmez, gözlerimizi paçavraya dönüşmüş bir ekonomiye açacağız. Ev hapsinde olduğumuzdan ve tepkilerimiz sadece sözlü kaldığı için durum idare edilebilir görünüyor hükümete…
Ev hapsi gecikmeli bir saatli bombadır
Sevgili okurlar,
Hayal kırıklığı yaşıyorum.
Ev hapsi epideminin başlangıcında faydalı olabilirdi. Çünkü bu olmasaydı hastaneleri bir anda dolduran hastalarla başa çıkılamazdı.
Bir de eğer sağlık çalışanları bürokratik işlerle uğraşmak zorunda kalmasalardı, 100 binden fazla sağlık çalışanımız olacaktı pratik alanda.
Bu durum sistem için büyük bir tehdit oluşturuyor. Ekonomik olarak ev hapsini sürdürebilecek durumda değiliz.
Mayıs ayını geçirir geçirmez, gözlerimizi paçavraya dönüşmüş bir ekonomiye açacağız. Devlet, borç aldığı paralarla bu yazı sorunsuz geçirilebilir. Fakat küçük ve orta boy işletmeler birbiri ardına kapanmaya başladığında, devlet borç aldığı paraları iade etmek zorunda olduğunda, öte yandan bankalar borç para vermek istemediklerinde… işte o zaman bu işin içinden nasıl çıkılacağı büyük bir merak konusu.
Yöneticiler kısa vadeli bakıyor.
Ev hapsinde olduğumuzdan ve tepkilerimiz sadece sözlü kaldığı için durum idare edilebilir görünüyor onlara.
Virüs mutasyona uğradı bile…
Ev hapsi doktorları bile düşündürmeye başladı. Ülke düzeyinde virüse karşı biyolojik direniş, toplumsal bir bağışıklık durumuna engel oluyor.
Huzur evlerindeki insanlar yalnızlığa mahkum ediliyor. Yalnızlık içinde sonlanıyor yaşamları.
Umutsuzluk
Ailelerde, çocuklarda, bekarlarda, sorunlu çiftlerde ev içi şiddet katlanarak artıyor. Emanuel Macron aşı gelsin diye bekliyor. Fakat deneyimli genetikçi Axel Kahn’ın en iyimser tahminine göre aşıyı gelecek kıştan önce beklememeli.
Üstelik eğer bu aşı da grip aşısı gibi işlerse, sadece yüzde 42 üzerinde etkili olabilecek. Gripte olduğu gibi, covid-19 da her sene mutasyona uğramış olacak ve bu kendini tekrar edecek. Bize düşen görev de, ihmalden hasta düşmemek ve hastaneleri tıka basa doldurmamak olacak.
“Bugün Fransa’da bu hastalığın tedavisinde kullanabileceğimiz basit ve çok ucuz ilaçlar var. Fakat bu tedavi yöntemine karşı şiddetli bir savaş yürütülüyor. Fransa’daki ölümler (covid-19) Asya ve Afrika’dakilerden fazla, bilmiyorum, bunun etkisi var mı ancak bu iyi bir soru olarak karşımızda duruyor.
Epidemide düşüş!
Bu ilan müzmin komploculardan gelmiyor; profesör Raoult’un bizzat kendisi bunu Marsilya’da 5 Nisan IHU’de (institut hospitalo-universitaire) yayınlanan bir videoda söyledi. Koronavirüs epidemisinde gerileme başladı, diyor.
Dr. Raoult Marsilya’da epidemide gerilemenin başladığını söyledi; fakat bu gerilemeye dikkat edilmesi uyarısında da bulundu. Çünkü epideminin düşme nedeninin hala belirsiz olduğunu söyledi; bunun havaların yumuşamasından mı yoksa doktorların hastalara düzenli olarak verdiği hidroksiklorokin ya da azitromisin’den mi henüz bilmiyoruz, dedi.
Her halükarda çözüm sunan sadece profesör Raoult değil.
Hatırlarsınız, doktor Raoult tedavide hidroksiklorokin ile azitromisin’i birlikte kullanıyordu. Oysa azitromisin antibiyotik ailesinden.
Bazı antibiyotikler bu epidemi için çok iyi olabilir.
Yine hatırlayacaksınız; doktor Sabine Paliard-Franco, çalıştığı Isère’de hastalarına antibiyotik uyguladı (zeclar, rulid, zithromax).
Sonuç: Otuz altı koronavirüslü hasta üzerinde uygulanan bu tedavi 24 saat içinde etkisini gösterdi, gözle görülür iyileşmeler sağladı.
Bu tedavi sayesinde yedi hasta ayakta tedavi gördü, üstelik bunlardan beşi 75 yaş üzeriydi.
Bunlar yetersiz sonuçlar gibi görünebilir fakat çok cesaretlendirici. Kaldı ki bunlardan tekrar hastalanan da olmadı. Bu doktorun yöntemini enteresan bulan doktorlar bu bilgilere kolaylıkla ulaşabilir.
Ozon iyi bir hayat kurtarıcı!
Kimi süpermarketlerde arabaları temizlemek için ilk sırada ozon öneriliyor. Çünkü çok etkili bir virüs karşıtıdır.
Bu Belçika ve Tayland’da uygulanıyor, çok yakında bulunduğumuz yerlere de gelir.
Ozon tedavisi kandaki oksijeni yükseltir. Ozon, 3 oksijen atomundan oluşan moleküldür. Oksijenden farklı olarak daha aktif ve yüksek enerjiyle yüklüdür -“süper oksijen”-, atmosferde bulunur.
2011 yılından beri bütün korono tipi virüslerde kullanılmış, iyi sonuçlar verdiği kanıtlanmıştır.
Covid-19 tedavisinde neredeyiz?
Kendi hastalarım üzerinde ozon tedavisi uygulamasıyla harika sonuçlar aldım ve bu konuda yalnız değilim.
Yine İtalya ve İspanya’da otuz altı kişi üzerinde yapılan ozon tedavisi harikulade sonuç verdi.
Diğer taraftan tedavinin başka birçok hastalık üzerinde de mükemmel sonuçlar verdiği biliniyor olmasına rağmen, daha geniş kesimler üzerinde denenmemiş olması anlaşılır gibi değil.
Çinko, vazgecilmez!
Çinko ve koronavirüs arasındaki bağlantı hakkında yazmıştım.
Birçok hastalıkta başgösteren birbiriyle benzer belirtileri olan tat alma duygusundaki kayıp çinko eksikliğinden kaynaklanır.
Hatırlatmak isterim ki, çinko organizmamız için 300’den fazla kimyasal reaksiyonun esaslarındandır. Ayrıca savunma sistemimizin ve hücrelerimizin yenilenmesinin vazgeçilmezidir.
Dahası, eğer çinko eksikliği olursa, tymus thymuline* üretemez, bu da T4 lenfositlerini… Sistemimiz bunlarsız savunma yapamaz.
Daha 2010 yılında yayınlanan bir makalede koronavirüsün önceki formuna karşı uygulanan çinko tedavisinin ne kadar iyi sonuçlar verdiğinden bahsediliyordu.
İşte bunun içindir ki bilim adamları hep bir ağızdan hidroksiklorokin ya da azitromisin demeye başladılar. Tıpkı Mosel’li doktor Jacques Erbestein gibi…
Burada bir hatırlatma; çinkonun düşmanı ‘kadmiyum’dur, bu da içimize çektiğimiz sigara dumanında bulunur.
Vücudunuzda ne kadar kadmiyum varsa o kadar az çinko var demektir. Dolayısıyla koronavirüse yakalanmış biri, bu süreci içmeyenlere oranla daha ağır yaşar.
Bu bir tesadüf mü? En iyisi vücudunuzdaki çinko ihtiyacını garantilemek ve sigarayı bırakmak!..
Çinko, vücudumuzun çok zor emebildiği bir element. Fakat pastil biçiminde alınırsa vücudunuz daha kolay kabul eder.
Savunma sisteminizi magnezyumla güçlendirin
Yaşananlara bir bakalım: İki aylık bir süredir durmadan koronavirüsten bahsediliyor, üstelik hiçbir şey yapılmadan.
Bir yerden sonra sisteme olan güvenimizi kaybetmeye başlıyoruz ve anlıyoruz ki sistem, yaşanan panikten maksimum fayda sağlamaya çalışıyor.
Gazete ve televizyonlar durmaksızın bundan bahsediyorlar, gereksiz korku ve stres bir süre sonra insanı yormaya başlar.
İşte bu dönemlerde vücudumuzdaki magnezyumu çok yüksek tutmamız gerekir. Çünkü magnezyum stresle savaşmak ve savunma sistemimizi güçlendirmede çok önemlidir. Suvimax’ın araştırmalarına göre Fransızların yüzde 70’inde magnezyum eksikliği var.
Bu eksiklik savunma sistemimizi direkt etkiler: Bu eksiklik, ağrıların iltihapların ve hücre yıkımının başta gelen nedenidir.
Mesela astım bir solunum yolu hastalığıdır fakat magnezyum buna dair tedavi seçenekleri sunuyor.
Bilim adamları, beslenme üzerine yaptıkları araştırmalarda magnezyum almanın ve egzersiz yapmanın savunma sistemi üzerinde önemli bir rol oynadığına işaret ediyor.
Dr. Thierry Schmitz, 1986’da mezuniyetinden bu yana alternatif tıp üzerine araştırmalar yapıyor.
(*) Timus bezi, vücudumuzda iman tahtasının üzerinde, tiroid bezinin altında ve soluk borusunun önünde bulunur. Timüs bezi bir komuta-eğitim merkezidir. Tiroid bezi tarafından salgılanan T hücreleri yani lenfositlerin; vücut hücreleri ile vücuda zararlı olabilecek yabancı hücreleri ayırt etmeyi öğrendikleri yerdir..
Timüs bezinde meydana gelecek titreşimlerin sıklığı kişinin genç ve sağlıklı yaşamasıyla paralellik gösterir. Yani Timüs bezi ne kadar çok titrerse kişi o kadar genç ve sağlıklı yaşar. Aşırı üzüntü anında özellikle de kadınların göğüslerine vurduklarını görmüşüzdür. Bu olay tamamen beyin tarafından kumanda edilen, yani refleks kaynaklı bir harekettir. Kişi göğsüne vururken Timüs bezini titreştirir ve üzüntü kaynaklı bağışıklıkta ortaya çıkacakdirenç kaybının önüne geçer. Timüsün ürettiği hormon, buraya gelen lenfositlere antikor yapma özelliği kazandırır. Vücudun savunmasını güçlendirir.