Yasanacakdunya.org, yasanacak. dünya , isci sinifi, alinteri ,
X

Zorla Sınır Dışı Edilmelere Son Verin!

İsviçre’nin Zürih kentinde göçmenlerin ve iltica talebinde bulunan mültecilerin sınır dışı edilmesi protesto edildi.

Zürih kentinde göçmenlerin ve iltica talebinde bulunan mültecilerin hukuksuz biçimde sınır dışı edilmesini protesto etmek amacıyla yaklaşık beş kilometrelik bir yürüyüş düzenlendi. Kent merkezinden başlayan yürüyüş boyunca sık sık enternasyonal dayanışma vurgusu öne çıktı; kitle “Jin Jiyan Azadî”, “Yaşasın Halkların Kardeşliği”, “Sınır Dışı Edilmelere Son!”, “İltica haktır, gaspedilemez!” sloganlarıyla İsviçre’nin giderek sertleşen iltica politikalarına tepki gösterdi.

Eylemde, Yaşanacak Dünya/Alınteri’nin de aralarında bulunduğu Türkiyeli ve Kürdistanlı devrimci örgütler, İsviçreli yerel devrimci gruplar, bfS ve ROTA yer aldı. Yürüyüş boyunca hem göçmenlerin hem de iltica talebinde bulunan mültecilerin maruz bırakıldığı hukuksuz sınır dışı uygulamalarına karşı ortak bir ses yükseldi; kitle, dayanışmayı büyüten bir kararlılıkla Zürih sokaklarını doldurdu.

Kürt mülteciler ve politik mülteciler en büyük tehdit altında

Yürüyüşün omurgasını oluşturan konuşmalarda, özellikle Kürt mültecilerin ve politik mültecilerin İsviçre’de en fazla sınır dışı edilme tehdidiyle karşı karşıya kalan topluluklardan biri olduğuna dikkat çekildi. Kürt halkının yüzyıllardır inkâr, baskı ve şiddet politikalarına maruz bırakıldığı; bu nedenle birçok kişinin yalnızca güvenli bir yaşam kurabilmek için ülkesini terk etmek zorunda kaldığı ifade edildi.

Konuşmada; “Hiç kimse doğduğu toprağı keyfi olarak bırakmaz” diyerek savaşların, siyasal baskıların, ekonomik krizlerin ve ekolojik yıkımların insanları göçe zorladığını vurguladı. Buna rağmen iltica hakkını kullanan insanların suçlu gibi muamele gördüğü, İsviçre’nin giderek sertleşen yasalarla bu hakkı fiilen erişilemez hale getirdiği belirtildi.

Belirsizlik yıllarca sürüyor, insanlar tükeniyor

Eylemde yapılan açıklamalarda, İsviçre’nin iltica süreçlerinde uyguladığı uzun bekletme süreleri, ağır barınma koşulları ve ret kararlarının yarattığı psikolojik yıkım sert biçimde eleştirildi. Aylarca, hatta yıllarca süren belirsizliğin insanları tükettiği; küçük odalarda, ağır koşullar altında, sürekli gelecek korkusuyla yaşamak zorunda bırakıldıkları ifade edildi. “Yıllar sonra gelen bir ret kararı yalnızca hukuki bir işlem değildir; bir insanın umutlarının, psikolojisinin ve yaşam enerjisinin yıkılmasıdır” sözleri eylemde sıkça dile getirildi.

Mehmet Toprak’ın zorla sınır dışı edilmesi protestonun merkezindeydi

Konuşmalarda birkaç gün önce yaşanan Mehmet Toprak vakası öne çıkarıldı. Politik Kürt bir mülteci olan Toprak’ın İsviçre polisi tarafından zorla Türkiye’ye gönderildiği, İsviçre makamlarının “Kötü muamele riski yok” diyerek iltica başvurusunu reddettiği hatırlatıldı. Ancak Toprak’ın Türkiye’ye varır varmaz işkence gördüğü ve tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne konulduğu belirtildi.

Bu olayın İsviçre’nin verdiği “güvenli ülke” kararlarının ne kadar ağır ve geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurabileceğini açıkça gösterdiği vurgulandı. Toprak’ın yalnız olmadığı benzer biçimde birçok politik mültecinin hukuksuz kararlar nedeniyle baskıya, şiddete ve ölüm tehlikesine terk edildiği ifade edildi.

Konuşmalarda ayrıca İsviçre devletinin son dönemde yalnızca sınır dışı süreçlerini değil, oturum kapatma uygulamalarını da sertleştirdiği vurgulandı. Özellikle Burundi, son dönemde en çok öne çıkan ülkelerden biri olarak dikkat çekti; Burundili mültecilerin dosyalarının toplu biçimde kapatıldığı, “güvenli ülke” değerlendirmesi gerekçesiyle ret ve oturum iptallerinin hızla arttığı ifade edildi.

Bunun yanı sıra Bangladeş, Fas, Irak, Mısır, Hindistan, Tunus, Cezayir ve Sri Lanka gibi ülkelerden gelen mültecilerin de oturumlarının toplu biçimde kapatıldığı; insanların yıllardır yaşadıkları İsviçre’de bir anda “statüsüz” bırakıldığı belirtildi.

Bu uygulamaların hem Kürt mültecileri hem de politik mültecileri doğrudan hedef aldığı; insanların çalışma, eğitim, sağlık ve barınma gibi temel haklarının bir gecede ellerinden alınabildiği vurgulandı. Konuşmacılar, bu politikaların “güvenlik” gerekçesiyle meşrulaştırılmaya çalışıldığını ancak gerçekte mültecileri daha kırılgan, daha savunmasız ve daha güvencesiz hale getirdiğini söyledi.

Yürüyüş boyunca yapılan açıklamalarda şu mesaj öne çıktı;

“İltica bir ayrıcalık değil, temel bir insan hakkıdır. İnsanları yıllarca belirsizlik içinde bırakmayı, savaş ve baskıdan kaçanları yeniden ateşin içine göndermeyi kabul etmiyoruz!”

Eylem, “Kabul etmiyoruz, susmuyoruz, direniyoruz!” ve “Dayanışma yaşatır!” sloganlarıyla sona erdi.

Yasanacak Dünya:
Related Post