Yasanacakdunya.org, yasanacak. dünya , isci sinifi, alinteri ,
X

“Kadın Olmadan Bir Gün“

Bugün Alınteri- Kadın Gözüyle ve Alman KPD Yeniden İnşa örgütüyle birlikte düzenlediğimiz gösterimde ”Kadın olmadan bir gün” belgesel filmini izledik. Ve belgesel üzerine sohbet ettik.

Kadın olmadan bir gün

Dünyada sınıf hareketinin güçlü olduğu 1970’lerin ortalarında bir tarih, İzlandalı kadınların bir günlük grevine tanıklık eder. Grevin 50. yıldönümünde, 2025 yılında gösterime giren belgesel film, kadınların, hakları ve geleceği için mücadeleyi ilmek ilmek örmede, aynı zamanda, toplumun geneli üzerinde etkiler bırakmada nasıl bir kolektif gücü ortaya çıkardıklarına dair verdiği mesajlarla, nelerin mümkün olduğunu yeniden düşünmeye teşvik ediyor.

1975 sonbaharında İzlandalı kadınların yüzde 90’ı iş bırakıp greve çıktı. Kadınlar çalışmayı, yemek pişirmeyi ve çocuklarına bakmayı reddedip, ülkelerindeki “hayatı” durma noktasına getirdiler ve İzlanda’da, görünmeyen, değer verilmeyen kadınlar görünür kılındı; kadın olmadan hiç bir şeyin olmayacağı anlaşıldı.

İzlandalı yaklaşık 50 kurumun bu grevi örgütlemesi ve bu süreçte yaşadıkları zorlukları, kapitalist sistemde kadına biçilen rol ve o rolün dışına çıkmanın zorluklarını anlatıyor belgesel.

O dönemde kadını yıldıran ev işleri ve çocuk bakımında kadının biri “Keşke üç ay cezaevine girsem de kitap okuyabilsem” çığlığı görmezden geliniyor. Ya da başka bir kadın “Ben kaptan olmak istiyorum” demesine karşılık, “Sen 18 yaşına geldiğinde evleneceksin…” gibi baskı ve sınırlamalar kadının toplumdaki yerini çok iyi özetliyor. Ya da çiftçi kadının kocasıyla aynı işi yaptığı halde hiç bir sözünün geçerli olmayışı gibi, aslında yabancısı olmadığımız durumlar.

Devlet dairelerinde ise, kadının ilerlemesi, kariyer yapmasının olanağı hiç yok. Çalıştığı iş yerlerinde bütün iş kollarında ileri düzeyde iş yapsalar da kendi alanlarında söz sahibi değiller. Verilecek çok örnek var ama bunlar bile kadının yerini ve görünmezliğini yeteri kadar anlatıyor. Eşit işi yaptığı halde ücretlerde eşit olmayan haklara sahip olunması ise tabloyu tamamlayan olgulardan..

Kadınlarda ne değişti

Dünyada kabaran sınıf hareketinin de etkisiyle bir yıl önce Dünya Kadın Konferansı düzenlenir. Bu konferansta 24 Ekim 1975 tarihinde bir günlük grev kararı alınır. Ardından startı verilen hazırlıklar sırasında tutucu, gerici kadınları da greve katabilmek için -yapılan tartışmalar sonucunda- “Bu güne siz grev değil de, bir günlük izin diyebilirsiniz” esnekliği gösterilir. Kuşkusuz işçi kadın temsilcileri çalışmayı “Bir günlük grev” olarak tanımlar. Grevi örgütleme sürecinde çıkartılan bildiriler eşliğinde girilmedik ev bırakılmaz ülkede. Basın, radyo iyi kullanılır. İş yeri toplantıları yapılır. Çiftçi kadınlar örgütlenir. Bu aynı zamanda her kadının gündemine giren çok güçlü kolektif bir örgütlenmenin sonucudur.

Çalışan kadınların işi bırakması

Ofislerde, fabrikalarda ve mağazalarda çalışan kadınlar o gün işe gitmezler. Bunun sonucunda birçok işyeri çalışamaz veya çok zor durumda kalır. Erkekler, kadın çalışanlar olmadan işlerin ne kadar zor yürüdüğünü fark eder.

Öğretmen ve kreş çalışanlarının greve katılması

Birçok öğretmen ve kreş çalışanı kadın greve katıldığı için okullar ve kreşler kapanır. Çocuklara bakacak kimse olmadığı için birçok erkek çocuklarını işyerlerine götürmek zorunda kalır. Bu durum belgeselde oldukça çarpıcı bir örnek olarak anlatılıyor.

Ev işlerinin yapılmaması

Ev kadınları da greve katılır ve yemek yapmaz, temizlik yapmaz, çocuk bakmazlar. Bu durum, evde yapılan işlerin ne kadar önemli olduğunu açıkça gösterir. Erkekler ilk kez bu işlerin ne kadar zaman ve emek gerektirdiğini fark eder.

Reykjavik’te büyük kadın mitingi

Binlerce kadın başkentte toplanarak “Eşit işe eşit ücret” gibi temel haklar talep eden büyük bir miting yapar. Bu kalabalık gösteri İzlanda tarihinin en büyük kadın protestolarından biri olur.

Alana gelemeyenler bulundukları yerde iş bırakır. Mesela gemide bulunan 3 kadın kendilerini odaya kilitler ve kaptanın bütün tehditlerine rağmen iş yapmazlar.

Grevin toplumdaki etkisi

Belgeselde anlatıldığına göre o gün İzlanda’da hayat neredeyse durur. Bu olaydan sonra kadın hakları konusunda büyük bir farkındalık oluşur ve 5 yıl sonra ülke Vigdís Finnbogadóttir’i ilk kadın Cumhurbaşkanı olarak seçer! Fakat hala günümüzde de ”Eşit işe eşit ücret” talebi yakıcılığını koruyor…

Yasanacak Dünya:
Related Post