
Dönem dönem Rusya burjuvazisi tarafından basına sosyalizmsiz bir Stalin “sevdası” servis edilir.
Revizyonist SSCB’nin dağılması sonrası Rusya ekonomik, siyasi, ideolojik, toplumsal tam bir yıkım yaşamıştı. Bir avuç oligarkın yönetiminde yarı mafyatik bir polis devletiyle emperyalist kurtlar sofrasına çıkarak sosyal emperyalist olduğu dönemdeki gücünü toparlamaya, bu doğrultuda üst üste ataklar yapmaya başlaması ile yürüttüğü propaganda da doğru orantılı ilerledi. Çöpten ekmek toplayan, alkol batağına saplanmış geniş kesimleri bu emperyalist politikaların arkasına yedeklemek kolay değildi. Özellikle Putin yönetimi ideolojik olarak can düşmanı oldukları Stalin ve 2. Emperyalist Paylaşım Savaşı’nda Nazileri yeryüzünden silmede Kızıl Ordu’nun başarılarını büyük Rus şovenizmini geliştirmek için tepe tepe epeyce kullandı.
Son dönemlerde bunun yeni bir versiyonuna tanık oluyoruz. Tabii ki öncesinde olduğu gibi Rus burjuvazisinin en büyük destekçisi yine sözde Komünist partiler. Birleşik Krallık’ın (BK) önde gelen gazetelerinden Telegraph’ın servis ettiği ve bütün dünya basınının üzerine atladığı habere göre, bu yıl Rusya’da iki Stalin anma merkezi kuruldu.
Sosyalizmsiz Stalin “popülerliği”
Emperyalist Rusya kendi işgalci savaş politikalarında ne zaman batağa saplansa, sosyalist SSCB’nin başarılarını ve marksist önder Stalin’i ihtiyaçları doğrultusunda arsızca kullandığı bilinir. Ukrayna’ya destek vereceğini açıklayan Polonya’ya Putin’in söyledikleri bunun küçük bir örneği;
Putin, “Polonya, Sovyetler Birliği sayesinde, Stalin’in yaklaşımı sayesinde Batı’da önemli topraklar, Almanya’dan toprak aldı. Günümüz Polonyasının batı toprakları, Stalin’in Polonyalılara armağanıdır. Varşova’daki arkadaşlarımız bunu unuttular mı? Onlara hatırlatacağız” demişti.
İnsanlığın Nazilerden kurtulduğu 9 Mayıs kutlamalarındaki abartıya eklemlenen propaganda ikili sonuçlar ortaya çıkardı. Yapılan araştırmalarda göre, neredeyse tarih sahnesinde yokmuş gibi davranılan ya da diktatör olarak lanse edilen Stalin’e Rusya’da halkın yüzde 70’i olumlu yaklaşıyormuş.
Rusya’nın emperyalist stratejileri doğrultusunda köpürttüğü propaganda sonucu Rus halkında sosyalizm döneminin kazanımlarına özlemin olması elbette doğal, ama Putin rejimi bu özlemi bile büyük Rus şovenizmine katık edilen bir Stalin hayranlığına tahvil ediyor.
Stalin, Ruslar’ın büyük çoğunluğu tarafından, Rusya’yı süper güç haline getirmiş bir millî lider olarak görülüyor (aslen Gürcü olmasına rağmen Rus milliyetçileri onu kendilerinden görüyor ve onu Gürcülerden daha çok sahipleniyor).
Açılan yeni iki Stalin anma merkezi aynı politikanın devamı. Merkezlerden biri Volga Federal Bölgesi’ndeki Nijni Novgorod Oblastı’nda yer alan Bor şehrinde temmuzda, ikincisiyse Sibirya Federal Bölgesi’nde yer alan Altay Krayı’nın başkenti Barnaul’da aralıkta açılmış.
Rusya Komünistleri (RK) partisinin Barnaul sorumlusu Sergey Matasov, 16 Aralık’ta merkezin açılışında yaptığı konuşmada, “Stalin’in ekonomisi, siyaseti ve kültürü, tüm dünyaya bir kalkınma ivmesi kazandırdı” diyor.
Müzelerde, 1924’ten 1953’teki ölümüne kadar Sovyetler Birliği’ni yöneten Stalin’e ait fotoğraflar, konuşma metinleri, büstler ve biblolar var.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, geçen yıl 24 Şubat 2022’de savaş emrini vermeden üç gün önce yaptığı konuşmada, Sovyetler Birliği’nin 1941-1945’de Nazi Almanyası’na karşı verdiği Büyük Savaş’a göndermede bulunarak, “Bu muharebeden önce Stalin tüm Sovyet ülkelerini birleştirdi” demişti.
Tıpkı Ukrayna işgalini “Neonazizme karşı mücadele” diye lanse etme boş çabası gibi…
ABD fonlu Özgür Avrupa Radyosu’nun (RFE) aktardığınagöre Rusya’da 110 Stalin anıtı var. Bunların 37’siyse 1999’da Putin başbakan seçildikten sonra inşa edilmiş.



