DÜNYAManşet

Davos Zirvesi Mahşerin Atlılarının Son Solukları

Davos 2026 zirvesi emperyalist kapitalizmin çürümüşlüğünün sureti, kendi kendisiyle yüzleşmesi oldu.

Çiğdem Devran

Kanada Başbakanı Mark Carney, Davos‘da “Nostalji bir strateji değildir; artık bir geçiş döneminde değiliz, kuralların, ittifakların ve hatta gerçekliğin parçalandığı bir kopuş anındayız” sözleri artık bağlayıcı bir ilişki sistematiğinin kalmadığının, emperyalistlerin hegemonya krizlerinin artık alışıldık bir kriz düzeyinde olmadığının anlatısıydı.

İsviçre Alpleri’ndeki tatil kasabasında her yıl düzenlenen bu toplantıya, ABD emperyalizmini temsilen Trump’ın adı kalmış yadigar konumundaki çürümüş bir birlik AB ​​müttefikleri arasındaki artan gerilimler damgasını vurdu. Aynı zamanda neoliberal kapitalizmin son solukları, ABD emperyalizmi tarafından yükseltilen dünya hegemonyasına oynamanın masabaşı hali. Eski hegemonik gücünü yitiren, askeri ve teknolojik üstünlüğünü kullanarak dünyaya kükreyen Trump suretinde bir ABD, 2008 krizinde neoliberal politikaların duvara toslamasından sonra adım adım gelinen son 15 yıllık bir kesitin sonu vardı.

Parçalanan kurallar ittifaklar gerçekler

Yeni hegemonya, iktidar sistemi, yeni emek rejimi, yeni toplumsal ilişkiler sistemi inşası arayışları. tarihsel ve siyasal olarak ömrünü doldurmuş, fiziksel olarakta sınırlarına dayanmış bir sistemin ömrünü uzatma çabalarının hızlı çekim filmi gibiydi Davos.

Burada olanlara ABD, AB gerilimi demek yeterli olmayacaktır. Trump’ın sözde o ulusal onurlarına pek düşkün AB emperyalist ülkelerini aşağılamalara doymadığı bir zirve demek daha doğru olacak.

Trump, Avrupa kıtasının bazı bölgelerinin “Artık tanınmaz hale geldiği, doğru yöne gitmediğinden” girip, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un taktığı pilot gözlükleriyle dalga geçmesinden çıktı. “Dün Emmanuel Macron’u o güzel gözlüklerle izledim,” demesi “Hiçsiniz“ demekle eşdeğer emperyalistler arası dalaşın yeni rotasını anlattı aslında. Ev sahibi ülke de nasibini fazlasıyla aldı. Gümrük vergilerini ödeyemeyiz diyerek Trump’ı epey sinirlendirmişler meğerse. Ve şunu fark etmiş “Biz olmasaydık İsviçre, bugünkü İsviçre olmazdı”

Trump’ın Avrupa’ya attığı en güçlü ve aşağılayıcı tokat ise “Sizi kurtarmasaydık bugün Almanca ya da Japonca konuşacaktınız” ironisi oldu. Bu bir tarihsel basitleştirme değil, ideolojik, siyasi bir hançer. Burada bir yönüyle “Siz hâlâ bizim korumamız altındasınız, haddinizi bilin” göndermesi, öbür yanıyla “2. Dünya Savaşı’nda Nazi faşizmini yenmeyi Amerika’nın zaferi gibi sunmak, Avrupa’yı Almanca konuşmaktan kurtaranın sosyalist SSCB ve Kızıl Ordu’nun görkemli direnişi olduğunu unutturmak vardı. Aynı zamanda Avrupa’nın “Siyasal borç skalası” 2. Dünya Savaşı‘na kadar geriye çekildi.

Avrupa’yı hedef alırken hegemonya yarışında asıl derdin Çin olduğunu “Bizim Grönland’ı istememizin sebebi nadir elementler değil. Orası çok stratejik bir alanda ABD ve Çin arasında” diyerek açıktan belirtti.

Eski bitti, yeniyi de henüz inşa edemedik

Hiçbir şey ama hiçbir şeyin eskisi gibi gitmediğinin altını bir kez daha çizdi Davos. Eski dengeler, ilişkiler, yerleşik olan ne varsa eskisin buharlaştığı, belirsizlik ve kaos döneminin tüm kuralları işledi. Eskinin devam edemediği, yeninin de kendi sistematiğini kuramadığı koşullarda, uç veren şekillenmeler Trump görüntüsüne büründü. Silah ve teknoloji devlerini arkasına alarak ahlaki insani burjuva hukuku anlamında dahi hiçbir kural hiçbir sınır hiç bir bağlayıcılık taşımayan, gücü gücü yetene devrine geçildiğinin altı bir kez daha kalınca çizildi.

Bu anlamda 2026 Davos’u, çıplak bir yüzleşmeydi; neoliberal kapitalizmin son solukları, kapitalizmin kendi yarattığı canavarlarla hesaplaşması ve Arktik buzullarından yükseltilen dünyanın tek sahibi imajı. Trump’ın konuşmasıyla o klasik Davos cilası, sahte uzlaşmalar, sözde çok taraflılık bir anda tuzla buz oldu. Konuşma konuşma olmaktan çıkarak dünyanın tek egemeni benim nutkuna dönüştü. Grönland için “Burayı sadece Amerika koruyabilir” diyerek Monroe Doktrini’nin buz tutmuş haliyle buz gibi masaya savurdu. Arktik bölgesi için askeri güç kullanmayacağını söyledi ama herkes biliyor: “kullanmayacağım” demek, “henüz kullanmadım” diyerek üstünlük satmaktı. “Muhtemelen, aşırı güç ve şiddet kullanmaya karar vermediğim sürece hiçbir şey elde edemeyiz; açıkçası, bu durumda durdurulamaz hale geliriz. Ama bunu yapmayacağım,” diye sallanan parmağın rotası açıktı. Çin emperyalizmi.

Grönland sevdası

Trump istediği kadar ABD emperyalizminin Grönland’a ilgisi bu adanın nadir elementleri deği desin, bölgenin nadir elementler açısından zengin olması, bazı enerji kaynaklarının varlığı, “kuzey yolu” diye adlandırılan ve özellikle küresel ısınma ile yakın bir dönemde buzların erimesiyle açılacağı ileri sürülen deniz yolu burayı vazgeçilmez kılıyor. Bu yol Pasifik kıyıları ile Atlantik kıyıları arasında ulaşım süresini neredeyse 3’te 1 oranında kısaltıyor. Çin malları Avrupa ve Atlantik’te kıyısı olan ülkelere daha kısa zamanda ulaşacak. Bu yanıyla stratejik önemi olan bir ticaret yolu. Hedef diğer avantajların yanı sıra yine bu ticaret yollarını Çin emperyalizmine bırakmamak.

Kapitalizmin faciasına hazır olun“

Emperyalist ülke sözcülerinin iyi bildikleri bir başka konu bu devranın böyle gitmeyeceği gerçeği. Asıl ürktüklerinin birbirleriyle dalaşlar değil, dünya çapında direnme dinamiklerinin patlamalı öfkesi. Bunu söylemekte asalak sermaye temsilcisi, BlackRock’un Başkanı ve CEO’su, aynı zamanda Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) geçici Eş Başkanı olarak Davos’u yöneten Larry Fink’e düştü. Fink’in itirafı buzdağının diğer tarafı oldu. “Kapitalizm mavi yakayı yuttu, yapay zeka beyaz yakayı da yutacak” diyerek neoliberalizmin vasiyetini okudu.

Söylem kapitalizmin ekonomik krizinin derinliğini olduğu kadar, Davos’un ruhunu özetledi. “Sistem kendi kendini yiyor. Mavi yakalılar küreselleşmeyle Çin’e kaydı, beyaz yakalılar AI’yle siliniyor. Orta sınıf eriyor, eşitsizlik patlıyor. Üstelik çok kıymetli küresel elitler hâlâ “inovasyon” diye alkış tutuyor.”

Bu bir uyarı değil, gerçekten neoliberalizmin vasiyeti. Neoliberal kapitalizm meşruiyetini kaybetti, Davos’a üşüşen burjuvazinin sözcüleri yerine ne geleceğini tam olarak formüle edemiyor belki. Fakat dünya çapında işçi emekçi halkların öfkesinin patlamalarını, başlarına gelecekleri iyi biliyorlar.

Bu yüzden “Sistem 30 yıldır halka hiçbir şey vermedi, kapitalizmin faciasına hazır olun”, “Bu kadar adaletsiz bir dağılıma hiçbir toplum uzun süre dayanamaz; eninde sonunda sistem çatırdar”, “Davos’ta toplanmış bir grup elit herkesin dünyasını şekillendirmeye çalışıyor. Ama esas darbeyi yiyecek olan halkın bu masada sandalyesi bile yok.”

“Sistemin tamamen çökmemesi için tek bir yol var: Halkı büyümenin kurbanı veya sadece izleyicisi olmaktan çıkarıp, bu yeni zenginliğin ortağı haline getirmek zorundayız. Aksi halde, adaletsizliğin yarattığı öfke tüm dünyayı saracak” diyerek zirveyi kapattı Fink.

Özetle birbirinizi boğazına sarılmaya yeterince enerji harcadık, emekçilerin öfkesi, patlama dinamiklerini ne yapacağız”la kapandı Davos.

Daha fazlası

İlgili

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ayrıca bak..

Close
Close