
Zürih’te ESP’ye ve demokratik kitle örgütlerine yönelik gerçekleştirilen polis operasyonları yapılan açıklamayla protesto edildi.
Türkiye’de 3 Şubat günü birçok ilde eş zamanlı olarak gerçekleştirilen polis baskınları, Avrupa’nın çeşitli kentlerinde protesto edildi. Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Sosyalist Kadın Meclisi (SKM), Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF), Etkin Haber Ajansı (ETHA), DİSK/Limter-İş, Polen Ekoloji ve BEKSAV gibi kurumlara yönelik operasyonlarda çok sayıda sosyalist, kadın örgütü çalışanı, gençlik aktivisti, sendika temsilcisi ve basın emekçisi gözaltına alınmıştı. Bu geniş kapsamlı operasyonların ardından Avrupa’da bir araya gelen kurumlar, polis baskınlarını protesto etmek ve gözaltıları kamuoyuna duyurmak amacıyla ortak bir eylem düzenledi. Eylemde AVEG-KON, ADGB ve AGEB tarafından üç ayrı açıklama okundu.
Baskınlar Faşist Saldırı Dalgasının Yeni Halkasıdır!
Eylemde ilk söz alan AVEG-KON, Türkiye’deki operasyonları uzun süredir devam eden baskı politikalarının yeni bir halkası olarak değerlendirdi. Açıklamada, özellikle son yıllarda işçilere, kadınlara, gençlere, Kürtlere ve sosyalistlere yönelik artan devlet şiddetinin sistematik bir karakter taşıdığı vurgulandı. AVEG-KON, bu operasyonların yalnızca belirli kurumları hedef almadığını; aynı zamanda toplumsal muhalefetin tüm damarlarını kesmeyi amaçlayan daha geniş bir siyasal stratejinin parçası olduğunu belirtti.
Açıklamada, Türkiye’nin Rojava’ya yönelik askeri ve siyasi saldırılarının da bu baskı dalgasıyla bağlantılı olduğu ifade edildi. AVEG-KON, Rojava’daki devrimci kazanımları hedef alan politikaların içeride de devrimci-sosyalist kurumlara yönelen operasyonlarla tamamlandığını söyledi. Bu çerçevede, gözaltıların yalnızca bir “güvenlik operasyonu” değil, halkların özgürlük mücadelesine karşı yürütülen kapsamlı bir saldırı olduğu vurgulandı.
AVEG-KON, gözaltına alınan sosyalistlerin, kadın örgütü temsilcilerinin, gençlik aktivistlerinin ve basın emekçilerinin uzun süredir demokratik haklar, barış ve halkların kardeşliği için mücadele ettiğini hatırlattı. Bu nedenle operasyonların, iktidarın toplumsal muhalefeti kriminalize etme çabasının açık bir göstergesi olduğu ifade edildi. Açıklamada, özellikle devrimci basının hedef alınmasının, gerçeklerin halka ulaşmasını engellemeye yönelik bir girişim olduğu belirtildi.
Son olarak AVEG-KON, tüm baskılara rağmen mücadeleden vazgeçilmeyeceğini vurguladı. Halkların meşru direnişinin tarih boyunca hiçbir baskı karşısında sönmediğini hatırlatan kurum, dayanışmayı büyütme çağrısı yaptı. Açıklama, “Gözaltılar, baskılar ve tehditler haklı mücadelemizi durduramaz” sözleriyle son buldu.
Demokratik Haklara Yönelik Bu Saldırıyı Kabul Etmiyoruz!
Eylemde ikinci açıklama ADGB (Avrupa Demokratik Güç Birliği) tarafından okundu. ADGB, Türkiye’deki operasyonları ifade özgürlüğüne, örgütlenme hakkına ve demokratik siyasete yönelik açık bir saldırı olarak değerlendirdi. Açıklamada, gözaltına alınanların büyük bölümünün kadın örgütlerinde, gençlik derneklerinde, sendikalarda ve kültür-sanat kurumlarında faaliyet yürüttüğü hatırlatılarak, bu operasyonların toplumsal muhalefeti susturma amacı taşıdığı belirtildi. ADGB, demokratik hakların kullanılmasının kriminalize edilmesinin kabul edilemez olduğunu vurguladı.
ADGB, özellikle Rojava’ya yönelik saldırılara karşı dayanışma faaliyetlerinde bulunan kurumların hedef alınmasının tesadüf olmadığını ifade etti. Bu kurumların barış, eşitlik ve halkların kardeşliği yönündeki çalışmalarının iktidar tarafından tehdit olarak görüldüğü belirtildi. Açıklamada, Rojava’daki gelişmeleri kamuoyuna duyuran, savaş politikalarını eleştiren ve halkların ortak yaşamını savunan kişilerin gözaltına alınmasının, iktidarın savaşçı ve otoriter politikalarının bir yansıması olduğu dile getirildi.
Açıklamada ayrıca, Türkiye’deki baskıların yalnızca iç politikaya yönelik olmadığı; Ortadoğu’dan Güney Asya’ya, Filistin’den Rojava’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada halklara karşı sürdürülen savaş ve işgal politikalarının parçası olduğu ifade edildi. ADGB, bu operasyonların uluslararası güç dengeleri ve bölgesel çatışmalarla bağlantılı olduğunu belirterek, Türkiye’deki demokratik kurumlara yönelik saldırıların küresel otoriterleşme dalgasının bir yansıması olduğunu söyledi.
Son olarak ADGB, gözaltına alınan herkesin derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu. Açıklamada, demokratik hakların engellenemeyeceği, halkların dayanışmasının sınırları aşan bir güç olduğu ve mücadelenin her meşru zeminde sürdürüleceği vurgulandı. ADGB, “Baskılar bizi yıldırmayacak, enternasyonal dayanışmayı büyütmeye devam edeceğiz” diyerek açıklamasını tamamladı.
Göçmen Emekçilere Verilen Gözdağına Karşı Dayanışma Büyütülmeli!
Eylemde son olarak söz alan Avrupa Göçmen Emekçiler Birliği, (AGEB ) Türkiye’deki operasyonların yalnızca devrimci kurumlara değil, aynı zamanda göçmen emekçilerin dayanışma ağlarına ve örgütlü mücadele deneyimlerine de gözdağı niteliği taşıdığını vurguladı. AGEB, Türkiye’deki baskı politikalarının Avrupa’daki göçmen toplulukları üzerinde de etkili olduğunu, devrimci kurumlara yönelik saldırıların göçmen emekçilerin örgütlenme hakkını hedef alan daha geniş bir baskı ikliminin parçası olduğunu belirtti. Açıklamada, gözaltıların ve ev baskınlarının, yıllardır hem Türkiye’de hem Avrupa’da emek, özgürlük ve eşitlik mücadelesi yürüten kesimleri susturma girişimi olduğu ifade edildi.
AGEB ayrıca, devrimci kurumlara yönelik saldırıların, işçi sınıfının örgütlü gücünü dağıtmayı amaçlayan politikaların bir devamı olduğunu dile getirdi. Göçmen emekçilerin, savaş politikalarına, sömürüye ve otoriterliğe karşı mücadele eden tüm toplumsal kesimlerle ortak bir hatta durduğunu vurgulayan AGEB, gözaltına alınanların yalnız olmadığını, dayanışmanın sınırları aşan bir güç olduğunu belirtti. Açıklama, “Faşizme karşı mücadele, göçmen emekçilerin de mücadelesidir” vurgusuyla sonlandırıldı.
Eylem, kurumların açıklamalarının ardından dayanışma sloganlarıyla sona erdi. Eylem boyunca “Gözaltılar serbest bırakılsın!”, “Faşizme karşı omuz omuza!”, “ESP yalnız değildir!” gibi sloganlar sık sık atıldı ve katılımcılar baskılara karşı ortak mücadeleyi büyütme kararlılığını yineledi.
Alınteri/Yaşanacak Dünya-Zürich



