Manşet

Alman tekeli Audi’de işçi kıyımı planı

Alman otomotiv tekelinin Belçika’daki elektrikli araç üretim tesisinin tümden kapatılması da söz konusu olabilecek

Alman otomobil tekeli Audi’nin, Brüksel’deki fabrikasında çalışanlardan 1,500’ünü Ekim ayı sonuna kadar, 1,100’ünü ise önümüzdeki yıl Mayıs ayına kadar işten çıkarmayı planladığı konuşuluyor. Alman basınında çıkan haberlere göre, elektrikli araç üretimine göre yapılandırılmış fabrika gelecek yıl kapanabilir de.

Gerçekleştirilirse bu planın “Çalışma ve sosyal hayata olumsuz etki edeceği”nden kaygı duyan Belçika devleti ve Başbakan Alexander De Croo, devreye girerek, Audi Brüksel’in yönetimi ve sendikalarla görüşeceğini açıklamıştı. Bu görüşmede, “Audi’nin fabrika ile ilgili planlarının daha iyi anlaşılıp” federal hükümetin “nasıl yardımcı olabileceğinin” ele alınması bekleniyor. De Croo, “Audi, fabrikanın geleceği ile ilgili planlarını bize açıklamalı” demişti.

De Croo, Audi yönetimine daha önce vergi avantajları, eğitim programları ve daha esnek çalışma saatleri gibi “teşvikler” teklif etmişti, ancak Audi -yeterli bulmamış olacak ki- bu tekliflere yanıt vermemişti.

Aslında Avrupa’da ve Almanya’da çok sayıda Audi arabasının kullanıldığını görüyorsunuz. Klasik içten yanmalı motorun yanı sıra hibrit araçlar ve elektrikli otomobiller de kullanıma girmiş durumda. Gene de, diğer otomotiv tekelleri gibi Audi de yeterince -azami oranda- kâr edemediğini düşünüyor.

Gittikçe daha fazla otomobil üreticisi mevcut durgunluktan şikayet ediyor; giderek daha az sayıda müşteri yeni araç satın almaya yöneliyor. Ve bu “talep yetersizliği” elektrikli otomobiller için çok daha fazla geçerli.

Oysa, 2035’ten itibaren içten yanmalı motorlara -hangi sınırlarda olacağı belirsiz olan- yasak getirilmesi kararı söz konusu. Ve bundan dolayı, bir çok otomotiv tekeli elektrikli araç üretimine geçiş yapmak için yeni tesisler kurma yoluna gitti. Gelgelelim, küresel ekonomide yaşanan kriz ve özellikle Almanya’da ağırlaşmaya başlayan “resesyon” yani piyasalardaki durgunluk koşullarında, bu takvimin ne oranda işletilebileceğine dair korkunç bir belirsizlik hali var.

Tekelci kapitalistlerin, “İnsanların işi görülsün” ya da “Elektirikli araç üretimine hız verelim ki doğa-çevre daha az zarar görsün” gibi kaygılarla hareket edecek halleri yok! Madem piyasalardaki talep, azami karlarını garantiye alacakları düzeyde yüksek değil, o halde, bu durumda gözlerine batar hale gelen maliyetlerdeki göreli artış karşısında, işçi maliyetlerinde mutlak bir azalmaya gitmekten başka “çare” yok! Bunun da iki yolu var; ya işçi sayısını kıyım düzeyinde azaltacaklar, ya da, “işçi maliyetlerini” kabul edilebilir düzeye indirmek için ücretleri daha da aşağıya çekecek ve sosyal-sendikal hakları budayacaklar. Audi patronlarının, Belçika devletinin çok yönlü “teşvikleri”ne dahi olumlu yanıt vermemiş olmaları, ikinci yolun (Belçika’nın sınıfsal-toplumsal-siyasal koşullarında) tıkandığını gösteriyor.

“Yıllık ekonomik büyüme”de sıfır noktasına gelip dayanmış Almanya’da, demir-çelik tekeli Thyssenkrupp’un da, Almanya’daki fabrikalarda “Çelik üretimini azaltma” kapsamında 10 bin işçiyi işten atmayı planladığı açığa çıkmış, bu da işçilerin protestolarına neden olmuştu.

Daha fazlası

İlgili

Close