DÜNYAManşet

“Bizim kimseye, eğecek başımız yok! Umudumuzun bittiği yerde, inadımız başlar!”

“Bir tek kurtuluş vardır, o da Devrim!” diyen Yılmaz Güney hep aramızda olacak!

HABER MERKEZİ- Yılmaz Güney “Vurdulu kırdılı” “Çirkin Kral” diye tanımlanan ilk filmleri ile Umut, Arkadaş gibi toplumsal politik filmlere geçişteki sürekliliği ile tanınır. Modern politik sinema adı verilebilecek filmlerine geçmeden önceki döneminde de, O bizden biridir, hep bizimledir. O dönemdeki filmlerinin romantizmi, içeriği Yeşilçam klişelerinden pek de uzak değil gibi görünür. Fakat onlarda bile ezilen zulme uğrayanların yanında duran karakterler ile güçlü bir duruş hissedilir. O filmelerde de kişisel, ailevi, özel meseleler ile toplumsal, politik meseleler arasındaki geçişler kısa mesajlarla korunur.

Emperyalist-kapitalist sistemde, emekçileri durumları üzerine düşünmeye sevk eden Lütfü Akad’ın deyimiyle “Marazı teşhir edip gösteren” film¬lere geçişi bu yüzden uzun sürmez. . Bundandır; Çirkin Kral dönemi sonrasında çektiği ve önemli bir sinemacı olarak kabul edilmesini sağlayan Cannes film festivali ödüllü Yol,Sürü, Umutsuzlar gibi filmlere imza atabiilmiştir.

Yılmaz Güney
Yılmaz Pütün; 1 Nisan 1937 yılında Adana’nın Yenice ilçesinde doğar. Aslen Urfa Siverekli yoksul bir Kürt aileden gelir. Oyuncu, yönetmen, yazar.. Kendini geliştiren, yenileyen özelliklerine yeni özellikler katmasını bilen bir duruşun sahibidir. Kendi tanımıyla Pütün “Kırılması zor sert meyve çekirdeği” demektir. Adana’da yetişmiş büyümüştür ve daha sonra ki yıllarında da O Adana’yı unutmamış, Adana birçok sinema filmine konu olmuştur Adana O’nu hiç unutmamıştır. Adanalı olarak bilinir Üniversite okumak üzere İstanbul’a gider ve Atıf Yılmaz ile tanışır. Bu süreçte bir yandan da hikayeler yazar. Daha sonra Atıf Yılmaz’ın da desteğiyle sinemada çalışmalarına başlar.

Sinemaya başlaması
Yılmaz Güney, 1959 yılında Atıf Yılmaz’ın yönetmenliğini yaptığı Bu Vatanın Çocukları ve Alageyik isimli filmlerin hem senaryosunu yazar hem de filmlerde rol alır ve oynar. Karacaoğlan’ın Karasevdası’nda da yönetmen yardımcılığı yapar. Yeni Ufuklar ve On Üç gibi dergilere de öyküler yazan Yılmaz Güney, bir öyküsünde komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle yargılanır ve 1961 yılında bir buçuk yıl hapis cezasına mahkûm olur.

İki yıl sonra tekrar kaldığı yerden devam eden Yılmaz Güney, o dönemde daha çok macera filmleri çeker. Filmlerinde ezilen, hor görülen bir “Anadolu çocuğunun” otoriteye başkaldırısı vardır. Çirkin Kral lakabınıda bu yüzden alır. Bu dönemdeki en önemli filmi Lütfü Akad’ın yönettiği ve kendisinin yazdığı bir film olan Hudutların Kanunu‘dur. Bu dönem oyunculuğunu geliştiren Yılmaz Güney, abartısız ve yalın oyunculuk anlayışı ile kendisini kabul ettirmiştir.

Cezaevi ve firari yılları
Yılmaz Güney, 1972 yılında “devrimcilere yardım ve yataklık yaptığı” gerekçesiyle 2 yıl hapse ve sürgüne mahkûm edildi. İçeride kaldığı süre boyunca sinema ve sanat ile ilgili fikirlerini; şiir ve öykülerini o dönemde çıkarmaya başladığı Güney dergisinde yayınladı. 1974’te cezaevinden çıktı ve aynı yıl Arkadaş filmini çekti. Yine aynı yıl Endişe adlı filmi çekerken Adana’nın Yumurtalık ilçesinde tartıştığı ilçe yargıcı Sefa Mutlu‘yu öldürmekten tutuklandı ve 1976’da 19 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Beş yıl hapis yattıktan sonra 9 ekim 1981 tarihinde izinli olarak çıktığı Isparta yarı açık cezaevinden yurtdışına firar etti. Hapse girmeden önce çekmiş olduğu Şeytanın Oğlu filminde bir günlük bayram izininde dışarı çıkan ve kayıplara karışan bir adamın hikayesini anlatan sanatçı, “Bu kez filmi kendisi oynadı“ Bir günlük izin ile hapisten çıkarak Fransa‘ya kaçtı ve yaşamının geri kalanını orada geçirdi.

Cezaevinde iken yazdığı Zeki Ökten tarafından çekilen Sürü ve Şerif Gören tarafından Yol çekildi. Yol filmi Cannes Film Festivali‘nde ödül aldı.Yurt dışına kaçtıktan sonra Duvar filmini Fransa’da çekti. Duvar onun son filmi olmuştur.

Son yıllarını Paris’te geçiren Güney, mide kanseri nedeniyle 9 Eylül 1984’te yaşamını yitirdi. Paris’te bulunan Père Lachaise gömüldü. Ölümsüzleşene dek „Sosyalizm“ “Bizim kimseye, eğecek başımız yok! Umudumuzun bittiği yerde, inadımız başlar!” “Bir tek kurtuluş vardır, o da Devrim!” diyen, umudundan ve sevdasında taviz vermeyen duruşuyla O hep aramızdaydı, olmaya da devam edecek.

Daha fazlası

İlgili

Check Also

Close
Close