DÜNYAManşet

Fransa Manifestoculara Savaş Açıyor, Eylemciler İse Meydan Okuyor

17 Ekim’de liseli gençler ve Sarı Yeleklilerin çağrısıyla yapılan gösterilere, her yerden, her sektörden cevap veren kitleler sokakları doldurmuştu.

Eylem boyunca uygulanan polis şiddeti, atılan gaz bombaları sonucu ağır yaralananlar, gözünü, elini, çenesini ve yaşamını kaybedenler oldu. Yüzlerce gözaltı yaşandı. Karakollarda 13 ila 17 yaş arası çocuk yaştaki gençler, insanlık dışı muamelelere maruz kaldı. Eylem günü yaşamını yitiren 59 yaşındaki Christophe M.’nin otopsisi yapılmadığı gibi aileye, ölüm nedenine dair hiçbir bilgi verilmedi. (Oysaki eylem öncesine kadar hiçbir sağlık problemi yoktu.)

Bunlar burjuva ve faşist medya tarafından konuşulmadı. Ancak 17 Ekim’den bu yana kırılan camlar, yaralanan polisler, yakılan devlet binaları, mağazalardan alınan ufak tefek eşyalar ekranlardan hiç düşmedi.

Uzunca bir süredir daha iyi bir yaşam isteyenlere karşı savaş hâlinde olan Fransa devleti, bunu daha da ileri taşıyor.

Gösteriler sırasında kırılan vitrin camları vb. üzerinden sürekli bir biçimde, “Güvenlik elden gidiyor, yapılan onca güvenlik önlemine rağmen bu işe yaramaz çapulcular yaşamımızı tehdit ediyor, Fransa’nın imajını, düzenimizi bozuyorlar. Bunlara pabuç bırakmayacağız. Onlara yaptıklarının bedelini ödeteceğiz. Esnafların camlarını kıranlara bedelini ödeteceğiz. Devlet kurumlarımızı ateşe verenleri affetmeyeceğiz. Cumhuriyeti indirmek isteyenleri cezalandıracağız.” vb. tehditlerine yenileri ekleniyor.

17 Ekim sonrası

Zaten sokağa çıkma yasakları, olağanüstü hal ilanı tehdidi, ordu ve özel güvenlik birimleri (GIGN, RAID, BRI) hakkındaki açıklamalar, “olay çıkaranları” ve “yağmacıları” ihbar etmek için oluşturulan platform ve hapis cezaları gündemdeydi…

Bunlara bir de gösteri yapma hakkı, bizzat Macron tarafından hedef alınıyor. Macron, dün gece yaptığı açıklamada önümüzdeki günlerde gösterilere yasak getireceğini açıkladı ve sendikalar tarafından düzenlenmeyen tüm gösterilerin yasaklanacağını duyurdu.

Lyon, Marsilya ve Lille gibi bazı şehirlerde bu cumartesi günü tüm gösteriler yasaklanacak. Rennes, Nantes, Paris, Saint-Étienne, Le Mans ve Le Havre gibi şehirlerde ise kısmi yasaklar uygulanacak.

Adalet Bakanı Gérald Darmanin ise aynı gün katıldığı bir televizyon programında, gösterilere katılımı engellemek için korkutmayı sürdürdü. “Kırıp dökenler”, “sivil itaatsizlikte” bulunanlar oy kullanamayacak, sosyal medya kullanımı engellenecek, kimi yardımlardan yararlanamayacak, iş ve okul süreçleri zorlaştırılacak mesajları verdi. Eylemcileri terörist ilan etti. Güvenlik önlemlerinin daha da artırılmasından dem vurdu. (Faşist RN) partisinin bunu zaten uzunca bir süredir haklı olarak istediğini belirterek faşist partinin propagandasını yaptı.

Ayrıca bütün bunların arkasında Insoumise (“Boyun Eğmeyenler”) partisinin olduğunu iddia ederek önümüzdeki seçimde kimlere oy verilip kimlere verilmeyeceğine de göndermede bulundu.

Sistemin Ötekileri ise,

“24 Ekim’de ve onların dünyası yıkılana kadar hep birlikte sokaklara!” diye çağrı yapıyor.

Fransa’da biriken öfke, sınıfsal bir temelde kalıcı bir kine dönüşüyor. “Bizi dinlemeyen, yok sayan, bastırmaya, korkutmaya çalışan sisteminize karşı yeniden sokaklarda olacağız.” 24’ünde daha örgütlü, daha çok sokaklarda olacağız denilerek genel grev, genel direniş çağrısı yapılıyor.

CGT Genel Başkanı Sophie Binet, 5 Kasım Perşembe günü yapılacak greve tüm kesim ve sektörlerin katılması yönünde bir çağrı yaptı.

Eylemler genel grev, genel direnişe doğru yönelirken Macron bugün liseli temsilcileri kabul edeceğini duyurdu.

Gençlik, “Kırıntı değil, taleplerimizin tümünün karşılanmasını istiyoruz.” şeklinde bir karşılık verdi.

Görünen o ki burjuvazi, giderek birleşik ve sınıfsal bir yön alan hareketi durdurmak, parçalamak için her yolu deniyor. Korku, yıldırma, marjinalleştirmenin yanı sıra bir kısım sendika ve gençlik içindeki çatlaklar üzerinden süreci bölmeyi hedefliyorlar.

Devlet, gelişmekte olanın önünü almak ve hem de yapmak istedikleri “güvenlik” yasalarına zemin oluşturmak için kimi provokatif eylemlerde de bulunabilir. 17 Ekim eylemlerinde sosyal medya üzerinden paylaşılan kimi videolarda polisin siyah blok kılığında kırma dökme eylemlerinde yer aldığı, hatta bu sırada yakalanan bir kişinin yargılanması sürecinde polis olduğu resmî olarak kanıtlandı.

Daha fazlası

İlgili

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close