DÜNYAManşet

Geçiş hükümetinden çekilen Sudan Komünist Partisi’nden Hamduk Hükümeti’ne ültimatom: Düşürürüz

Sudan Komünist Partisi, Hamduk Hükümeti’ni uluslararası finans kurumlarına boyun eğmek ve İsrail ile ilişkilerin normalleşmesi yolunda ilerlemekle suçladı.

Sudan Komünist Partisi, geçiş hükümetinden çekildiğini duyurmasının ardından, ‘Aralık Devrimi’ne ihanet ve ‘asalak kapitalist politikalara’ yönelimle suçladığı Dr. Abdullah Hamduk başbakanlığındaki geçiş hükümetini bu politikalardan vazgeçmediği durumda düşürmekle tehdit etti. Parti, Hamduk Hükümeti’i uluslararası finans kurumlarına boyun eğmek, ‘yumuşak geçiş politikasını’ benimsemek ve İsrail ile ilişkilerin normalleşmesi yolunda ilerlemekle suçladı.

Sudan’da devrim, ordu başta olmak üzere karşı devrim güçleri eliyle çalınmak isteniyor. Sudan Komünist Partisi ve çeşitli meslek örgütlerinin sokağı terk etmeyen tutumuna rağmen, bırakın devrimin sosyalizm (proletarya diktatörlüğünün ilanı) ile taçlandırılmasına dönük adım atmayı, farklı sınıf temsilcilerinin koalisyonu üzerine kurulu ‘geçiş hükümeti’ ile oyalanmanın ortaya çıkardığı sonuçlar kendisini daha fazla göstermeye başladı. Suudi Arabistan gibi bölge gericilikleri ve emperyalist güçlerin kuşatması devrimin içini boşaltmaya dönük adımların yolunu açtı. 30 yıllık gerici El-Beşir diktatörlüğünün devrilmesine yol açan sokak hareketinin ve devrimde önemli bir rol oynayan kadın dinamiğinin basıncıyla kadın sorunu, laiklik gibi konularda çeşitli ileri adımlar atıldı. Fakat ülkede, emperyalist odakların ihtiyaç ve beklentileri temelinde ‘geçiş’ oyalanmasıyla kapitalist restorasyon hamlelerine girişildi.

Bunun üzerine Sudan Komünist Partisi, geçtiğimiz Cumartesi günü Özgürlük ve Değişim Güçleri Bildirgesi Güçleri’nden (ÖDBG) ve iktidar koalisyonundan çekildiğini açıkladı. Yoluna ‘Devrim ve Değişim Güçleri’ olarak bilinen oluşumla devam edeceğini belirten Sudan Komünist Partisi, “kitlelerin ve davalarının” arkasında durma, yanıltıcı ve aldatıcı sahte umutlarla mücadele etme kararı aldığını duyurdu.

Komünist Parti Genel Sekreteri Muhammed Muhtar El-Hatib, 11 Kasım’da Hartum’da düzenlediği basın toplantısında yaptığı açıklamada, partisinin, Bakanlar Kurulu’nun yürütme görevlerini yerine getirmesine müdahale edilmesini, Anayasa Bildirgesi’nin ihlali olarak gördüğü için iktidar koalisyonundan ayrıldığını belirtti.

Partisinin iktidar koalisyonunda kaldığı süre boyunca devrimin hedeflerine yönelik her adımı desteklediğini ve ‘yumuşak geçiş politikası’ savunucularına karşı olduğunu söyleyen Hatib, son olarak ÖDBG’nin Ulusal Ekonomi Konferansı kararlarını boşa harcaması sonrası iktidardaki koalisyondan ayrılmasını gerektiren bir aşamaya geldiğini söyledi. Hatib, geçiş hükümetinin İsrail ile ilişkilerin normalleşmesini ve ABD şantajına boyun eğmeyi kabul ederek Anayasa Bildirgesi’ni ihlal ettiğini belirterek devrime ihanet ettiğini söyledi.

GEÇİŞ HÜKÜMETİ İLE İLİŞKİDE ÜÇ AŞAMA

Partisinin geçiş hükümeti ile ilişkisinin “Devrime hizmet eden her şeye destek, gidişatta herhangi bir sapma olmaması için mücadele ve hükümetin ciddi bir şekilde yoldan sapmaya başladığını görünce ayrılma” olmak üzere üç aşamadan geçtiğini söyleyen Hatib, partisinin ÖDBG’den ve iktidar koalisyonundan çekilmesinin geçiş hükümeti için siyasi bir uyarı olduğunu belirtti.

İktidar koalisyonundaki siyasi güçleri kapitalist barbarlığın esaslarına bağlı kalmakla eleştiren Hatib, “Eski rejimin yetkililerini devlet kurumlarından uzaklaştırmak ve onları devlet içinden sökmek bir işe yaramadı. Devrik rejimin yozlaşmış üyelerinin uzaklaştırılması ekonomik kurumlarda herhangi bir etki yaratmadı. Adalet sağlanmadı ve yaşamını yitirenlerin katilleri adalet önüne çıkarılmadı. Darfur’da işlenen suçların failleri, ancak uzun bir sürenin ardından mahkeme karşısına çıkarılabildi” şeklinde konuştu.

Hatib, geçiş hükümetinin çoğunluğunun yurtdışından dönen “emperyalist çıkarlarla bağlantılı” teknokratlardan ve ‘darbeyi’ gerçekleştiren ordunun temsil ettiği Yüksek Güvenlik Komitesi üyelerinden oluştuğunu söyledi. Juba Barış Anlaşması güçlerinin üçüncü bileşeni olan ‘yumuşak geçiş güçlerinin’ ve ordu üyelerinden oluşan siyasi cephenin, düzenli ordu ve milislerden oluşan askeri gücün koruması altında yeni bir ittifak kurmalarının beklendiğini söyleyen Hatib, “Hepsi, Yasama Konseyi’nin oluşturulmasını baltalamaya çalıştı” dedi.

Hatib, hükümeti ‘Ulusal Ekonomi Konferansı’ndan çıkan kararları baltalamakla, halkın yoksullaşmasına, yüksek enflasyon rakamlarına, Sudan para biriminin döviz karşısında düşmesine, temel ürünlerin fiyatlarında eşi benzeri görülmemiş bir yükselişe ve kıtlığa neden olan IMF politikalarına bağımlı kalmakla ve ülkenin siyasi iradesini ‘emperyalist güçlere’ mahkum etmekle suçladı.

Hatib, Komünist Parti’nin ayrıca geçiş hükümetini ‘ekonomik politikalarını tersine çevirmediği, Anayasa Bildirgesi’ni ihlal etmeye devam ettiği, devrimin taleplerini karşılamadığı ve İsrail ile ilişkileri normalleştirme anlaşmasını uyguladığı durumda onu düşürmeye ve bu politikalara karşı koymak için ‘devrimci kitleleri’ yeniden örgütlemeye çalışacağını söyledi.

NE OLMUŞTU?

Devrimin ilk kıvılcımı, 19 Aralık 2018 tarihinde Sudan’ın kuzeyindeki Nil Nehri Eyaleti’nin Atbarah şehrinde görülmüştü. Şehirde, kötüleşen ekonomik koşullar kınanmış, ekmek ve yakıt sağlanması çağrısı yapılmıştı. Protestolar, ikinci gün kuzeydeki Dongola, Kerime, ed-Damir, Berber, doğudaki Port Sudan ve el-Gadarif şehirlerine genişlemişti. Buralarda iktidar partisinin yönetim merkezi ve yerel yönetim binaları ateşe verilmişti. Durum karşısında yerel yetkililer olağanüstü hal ilan ederken, el-Gadarif ile Nil Nehri Eyaleti’nde 8 kişinin öldüğünü açıklamak zorunda kalmıştı. Devrimin başkent Hartum’a ulaşmasıyla 25 Aralık’ta halk hareketinde bir farklılık ortaya çıkmıştı.

El-Beşir’in devrilmesi sonrasında Sudanlılar, Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG) ile Askeri Geçiş Konseyi (AGK) arasında 17 Ağustos 2019 tarihinde imzalanan anayasal belgeye uygun olarak sivil-askeri ortaklık üzerinde uzlaşı sağladı. Bu çerçevede 21 Ağustos’ta başlayan ve seçimlerin gerçekleşmesiyle sonlanacak olan 39 aylık geçiş aşamasına liderlik etmek üzere bir askeri ve sivil konsey kurulmuştu.

Sudan halkı sivil bir hükümet kurulana kadar devrimine sahip çıkmış olsa da Sudan Hükümeti’nin yumuşak geçiş planları ve ABD ile Suudi Arabistan ilişkilerinde kendini yeniden konumlandırma çabasından hiç vazgeçmedi.

Abdullah Hamduk Hükümeti ile 1985’ten beri ülkede varlık gösteren Sudan Halk Kurtuluş Hareketi – Kuzey (SPLM-N) arasında barış antlaşması imzalandı. Söz konusu anlaşma hükümetin iç savaşa son verme amacıyla silahlı gruplarla barış anlaşması yapmak için geçtiğimiz ay somutlaşan girişiminin ardından yapıldı. SPLM-N örgütünün içindeki farklı fraksiyonlar laik sistemi garanti altına almayan bir barış anlaşmasını imzalamayı reddetmiş ve görüşmelere 2 hafta ara verilmişti. Bu gelişme sonrasında Ekim ortasında Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’da laiklik ilkesini benimseyen bir bildirge Hamduk Hükümeti ile SPLM-N arasında imzalandı.

Deklarasyona göre Sudan’ın tüm vatandaşlarının haklarının güvence altına alındığı demokratik bir ülke haline gelmesi için anayasa, halkın kendi kaderini tayin hakkına saygı göstermesi gereken ‘din ve devletin ayrılığı’ ilkesine dayanmalıdır. Aralık devriminde büyük rolü olan Meslekler Birliği ve Sudan Komünist Partisi deklarasyonu halkın devrimine sahip çıkmasının, hiçbir yumuşak geçiş planına izin vermemesinin başarısı olarak yorumladı. Sudan halkı El-Beşir’in devrilmesinin hemen ardından Mısır’da olduğu gibi devrimini eski rejim güçlerinin eline teslim etmemek konusundaki inadını sürdürdü. Sokak dinamiğini geçtiğimiz iki yıl içinde belli boyutlarda korumayı başardı. En son Temmuz ayında ülke içindeki silahlı güçlerle barışın ve güvenliğin sağlanması ve sokak eylemleri sırasında işlenen cinayetlerin yargılanması talebiyle sokak eylemleri yeniden başlamıştı.

Fakat Sudan Hükümeti emperyalist bloklar ile ilişkilerde ülkedeki sermayelerini güvence altında alacağı açılımlar yapma çabasına devam ediyor. ABD, Sudan’da “terör örgütlerini destekleyen ülkelere uygulanan ambargo”yu kaldırdı ve İsrail ile Sudan ilişkilerinin normalleşmesinde etkili rol oynayacağını açıklamıştı. Ardından Sudan hiçbir diplomatik ilişkisi bulunmayan İsrail’e hava sahasını açarak ilişkilerin normalleştirilmesi kararı almıştı.

Daha fazlası

İlgili

Close