
İran’da Riyal’in rekor düşüşünün tetiklediği isyan giderek siyasi bir boyut kazandı. Protestolar Tahran’dan ülkenin diğer şehirlerine doğru uzandı.
Birbirimize “Mutlu yıllar dilemek yetmez, mücadeleyi büyütmek gerekir“ mesajları yolladığımız saatlerde İran Halkı bunu gerçekliğe çevirdi. 2025 yılını İran’daki halk isyanı ile uğurladık.
2025’e sadece bizlerin mesajlarıyla el sallanmadı. Ortadoğu’nun yeni dizaynı hedefli emperyalistlerin mesajlarının savrulması ile gitti eski yıl. Florida’da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile bir araya gelen ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu genelinde savaşı tırmandırma yönünde tehditler savurdu. Trump, ABD’nin Gazze’deki her direnişi “Ortadan kaldıracağını” ilan etti ve “İran yeniden güç toplamaya çalışıyorsa onların canına okuruz,” diye ekledi.
İran’ın ulusal para birimi Riyal’in birkaç saat içinde yeni bir rekorla düşmesinin ardından Tahran’da başlayan kepenk kapatma ve protesto gösterileri kısa sürede ülkenin büyük kentlerinden İsfahan, Kerman, Gişm Adası, Kerec, Hamedan, Keşm, Malard, Kirmanşah, Şiraz ve Yezd’e ulaştı. İsyan bayrağını ilk esnafın yükseltmesi son derece doğaldı zira değişen fiyatların ciddi bir belirsizliğe yol açması, bu durumun özellikle ithal ürünlerin satışını olumsuz etkilemesi ile can çekişen Tahran çarşısı yeni bir iflas dalgasına itildi. İran ekonomisi, yüksek enflasyonun yanı sıra hükümetin nükleer programı bahanesiyle uygulanan emperyalist yaptırımlarının baskısıyla dünyada olduğu gibi ağır bir krizi zaten yaşıyor.
Buna tepki olarak yılın son iki günü Tahran’da esnaf iş yerlerini kapattı. Protestolar Tahran’ın en büyük cep telefonu pazarında başladı ve buradan diğer işletmelere yayıldı. Esnaf, dükkanlarını kapalı tutarak başkentin merkezinde gösteriler düzenledi. İran gençliği de sözünü söylemekte gecikmedi. Öğrenci toplulukları da protestolara katılacaklarını açıklarken, protestoların yalnızca kötüleşen ekonomik durumla ilgili olmadığı, aynı zamanda ‘temel siyasi konular’ üzerine odaklandığı belirtildi.
“Korkmayın, birlikteyiz”
Ekonomik sorunlar nedeniyle başlayan protestolar, giderek İktidar karşıtı kimliğini belirgin biçimde ortaya koydu. Güneydoğudaki Kerman şehrinde İslami rejim karşıtı sert sloganlar atıldı ve köklü siyasi değişiklikler talep edildi. Polis ve güvenlik birimlerinin yoğun şekilde konuşlandığı protestolarda “Korkmayın, hepimiz birlikteyiz” sloganının yanı sıra “Diktatöre ölüm” gibi İslami rejim karşıtı sloganlar atıldı.
Pezeşkiyan’dan diyalog çağrısı
Devletin protestoların yayılması karşısında manevra adımı gecikmedi. Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan sağduyu çağrısı ile devlet ile göstericiler arasında diyalog çağrısında bulundu. Pezeşkiyan, X üzerinden yaptığı paylaşımda, “İçişleri bakanına, protesto hareketinin temsilcileriyle diyalog kurması ve taleplerini değerlendirmesi talimatını verdim” dedi.
Mesajında ekonomik reform sözü veren Cumhurbaşkanı, para ve bankacılık sisteminde reformlar yapılacağını ve halkın alım gücünü korumaya yönelik önlemler alınacağını “taahhüt etti.“ Ancak gözlemciler, protestocuların muhtemelen bu diyalog çağrısını reddedeceğini, çünkü Pezeşkiyan’ın politikasını ekonomik krizin nedeni olarak gördüklerini belirtiyor.
Geçen yıl bin 500 kişi idam edildi
İran ekonomisi, ABD ve diğer emperyalist ülkelerinin Tahran’ın nükleer programı bahanesiyle uyguladığı yaptırımların derinleştirdiği yıllardır boyutlu kriz yaşıyor. Haziran ayında İsrail ve ABD’nin saldırısı, 12 gün süren savaş da İran ekonomisinin daha da dibe vurmasına neden olmuştu. İran burjuvazisi tüm bu faturanın halktan kesilmesini isteyen ekonomik ve siyasal saldırganlığı ile bir kez daha isyanın pimini çekti.
Gösteriler yayılarak sürerken, Norveç merkezli İran İnsan Hakları (IHR) örgütü, rejimin geçen yıl en az bin 500 kişiyi idam ettiğini bildirdi. Örgüt bu durumu, idam cezasını uygulanmasında “benzeri görülmemiş bir artış” olarak nitelendirdi. Özellikle 12 gün savaşı sonrası rejim, çok sayıda kişiyi “İsrail ajanı” olmakla suçlayarak idam etmişti.
Yaşananların ardından gerici rejim, soğuk havayı gerekçe göstererek ülke genelinde tatil ilan etti.
İran resmi haber ajansı IRNA’ya göre hükümet sözcüsü Fatemeh Mohajerani, yaptığı açıklamada, yetkililerin sendika ve esnaf temsilcileriyle doğrudan bir diyalog yürüteceğini söyledi, İsyanın büyümesi üzerine ise; “Protestoları, krizleri ve zorlukları görüyoruz, duyuyoruz ve resmi olarak tanıyoruz.” ifadelerini kullandı. Halkın geçimini sağlamakta zorlandığını ve hükümet olarak bu durumun farkında olduklarını dile getiren Muhacerani, “Hükümet sert sesleri bile sabırla dinleyecektir. Çünkü halkımızın yeterince sabırlı olduğuna inanıyoruz. Çünkü seslerini yükselttikleri zaman bu üzerlerine uygulanan yüksek baskıyı göstermektedir.” diye konuştu. Protestoları, geçim sıkıntılarına karşı verilen doğal bir tepki olarak nitelendiren Muhacerani, “Protesto meşru ve anayasamızda tanımlanmış barışçıl bir haktır. Hepimiz ülke bütünlüğü için katkı sunmalıyız.” şeklinde konuştu. Gerçekler ise diyalog demiyor. Rejimin kolluk güçlerinin saldırganlığı sonucu en az iki göstericinin öldüğü söyleniyor.
İran rejimi protestoları baskılamak yerine “meşru talepleri dinleme” mesajı vererek politik bir strateji izliyor. Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın “Halkın sesi duyulmalı” diyerek diyalog çağrısında bulunması, idam ve katliamdan başka yöntem tanımayan gerici rejimin bu yaklaşımı, hem isyanı sönümlendirme, hem de uluslararası dayanışmanın önünü alma çabası olarak okunuyor.



