
Filistin’le dayanışma için Özgürlük Filosu’na katılan Zora sözcüsü Anna Liedtke’nin, İsrail cezaevinde cinsel saldırıya uğramasına ilişkin basın açıklaması yapıldı.
İsrail, Filistinli tutuklulara her gün cinsel işkence uyguluyor. Ekim 2025’teki Özgürlük Filosu’nda, Zora Almanya’dan bir yoldaşımız da bu işkenceye maruz kaldı. O, tüm tutuklulara uygulanan şiddetin sona ermesi ve uluslararası dayanışma örgütlenmesinin öncülüğünü yapmak için bu filoya katılmıştı.
Filistin’in Özgürlüğü İçin Uluslararası Filolar
Neredeyse bir asırdır Filistin halkı benzersiz bir baskı ve sömürgeleştirmeye maruz kalıyor. 7 Ekim 2023 tarihi, dünyayı bu gerçekle yeniden ve daha önce hiç görülmemiş bir şiddette yüzleştirdi. Dünya çapında milyonlarca insan, vicdanları ve insani sorumlulukları gereği Siyonist İsrail’in saldırılarına ve baskılarına karşı dünyanın dört bir yanında direnirken; emperyalist bloklar ile bölgedeki gerici ülkelerin Filistin direnişine verilen desteği kesmeye yönelik tüm karşı hamlelerine rağmen, ABD emperyalizminin Vietnam Savaşı’na karşı yükselen kitle hareketini dahi aşan, kitlesel ve uluslararası bir dayanışma hareketinin parçası hâline geldi.
Genç kadın örgütü Zora olarak, ezilen bir ulusun, özellikle de kadınlarının yaşadığı acılara asla kayıtsız kalamazdık. Enternasyonalist sorumluluğumuz, Gazze’de yaşanan soykırımı ve uzun süredir devam eden acıları durdurmak için güçlerimizi birleştirmeyi gerektiriyordu. Bu tutumun doğal bir sonucu olarak, soykırıma maruz bırakılan bir halkın siyonist-emperyalist kuşatmasını kırmak amacıyla diğer uluslararası dayanışma örgütleri ve Filistin dostları aktivistlerle beraber Filotilla girişimine katıldık.
Sömürgeci işgali henüz sona erdiremesek de, Filistinlilerin acılarını paylaşmak ve onların yanında olmamız devrimci sorumluluğumuz gereğiydi. Filo eylemleri, bu ölçekte enternasyonalizm tarihinde yeni ve çığır açan bir deneyim olarak yerini aldı. Bu eylemin bir parçası olmaktan onur duyuyoruz.
Cinsiyetçi Şiddete Karşı Sessizliği Bozmak
21 Aralık’ta Paris’te Tutsakların Sesi Platformu tarafından düzenlenen Siyasi Tutsaklarla Uluslararası Dayanışma Konferansı’nda, yoldaşımız ve sözcümüz Anna deneyimlerini tüm konferans salonundakilerle paylaştı. Freedom Flotilla Coalition’ın sağlıkçı ve gazetecilerden oluşan gemisinde gazeteci olarak yer alan Anna, siyonist işgalci güçlerinin kendisine uyguladığı tecavüz işkencesini anlattı.
İşgalci güçlerinin uluslararası sularda gerçekleştirdiği hukuksuz saldırının ardından filodaki aktivistler önce Ktzi’ot işkence hapishanesine, ardından Givon Gözaltı Merkezi’ne götürüldü. Yoldaşımız Anna, burada aralıksız cinsiyetçi küfürlere, tehditlere, aşağılamaya ve şiddete maruz kaldıklarını aktardı. Ağır silahlı ve maskeli askerlerin gözü önünde, zorla çıplak aramaya işkencesine direndiği için siyonist kadın gardiyanlar tarafından tecavüze uğradığını açıkladı.
Yoldaşımız Anna kararlılığını şu sözlerle ifade etti:
“Her kadın özgür olana kadar mücadele edeceğim. Erkek egemenlik yıkılana kadar vazgeçmeyeceğim.”
İsrail Hapishanelerinde Cinsel İşkence: Tekil Bir Vaka Değil
Siyonizmin sınırsız zulmü, iki yılı aşkın bir süredir tüm dünyanın gözleri önünde sergileniyor. İsrail işgal devletinin temel yapı taşlarından biri, ataerkil ve cinsiyetçi yapısıdır. Filistin halkına, özellikle de kadınlara yönelik cinsel şiddet ve terör, tüm Filistin halkını daha da baskı altında tutmak ve insanlıktan çıkarmak için kullanılıyor. 7 Ekim’den bu yana, cinsel şiddet yeni bir tırmanma aşamasına ulaştı.
İnsan hakları örgütlerinin raporları ve sayısız tutuklunun ifadeleri, siyonist erkekler ve toplumsal özgürlüğe düşman Siyonist kadınlar tarafından Filistinli tutukluların insanlık onuruna ve fiziksel bütünlüğüne yönelik saldırıların sistematik ve acımasız olduğunu ortaya koymaktadır. Neredeyse sınırsız kaynaklara sahip bir işgal gücü, çocukların korunması gibi temel toplumsal değerleri bile hiçe sayan ahlaki uçurumunu ortaya koymaktadır. Filistinli tutuklulara karşı günlük olarak uygulanan cinsel şiddetin sistematik şekilde yüceltilmesi, siyonizmin ahlaksızlığının boyutunu ortaya koymaktadır.
Genç kadınlar olarak, erkek egemen kapitalist savaş makinesinin cinsiyetçi saldırıları bizi yıldıramaz. Siyonist şiddete karşı onurlu bir duruş sergileyen Rachel Corrie ve Ayşenur Eygi gibi vicdanlı kadınların aklı ve iradesi, mücadele kararlılığımızı perçinliyor; direnişimizi geleceğe taşıyor. Hepimizin özgürlüğü için mücadelemizi daha da güçlü bir şekilde sürdüreceğiz. Filistinli tutsakların, hapishanelerde vahşete, tecrit işkencesine ve her türlü hak yoksunluğuna maruz bırakılan tutsaklarının sesi olacağız. Politik Tutsaklarla Uluslararası Dayanışma Konferansı’nda paylaşılan değerli deneyimler ve perspektifler, tecavüzcü İsrail devletine karşı devrimci pratiği yükseltme ve Filistinli tutsaklar adına acilen harekete geçme konusunda bizim için bir eylem kılavuzu niteliği taşımaktadır.
Emperyalist barbarlığın ve destekçilerinin çoklu şiddet mekanizmalarını her yerde teşhir etmenin günün en acil görevi olduğunu ve ezilen, sömürülen, cinsel şiddet ve tacizin her türlüsüne maruz bırakılan Filistin halkına karşı sorumluluğumuz olduğunun bilincindeyiz. Damon Hapishanesi’ndeki kadın tutsaklardan başlayarak, her türlü insan hakkından mahrum bırakılmış ve insanlık dışı muameleye maruz kalan on binlerce erkek, kadın ve çocuk tutsaklar için, her gün siyonist teröre karşı isyan etmek, en meşru hakkımızdır.
Kadın devrimi için verdiğimiz mücadele, tüm direnişçi özgürlük güçleriyle birlikte cinsiyetçi işkence mekanizmasını parçalayacaktır.
Tüm Filistinli Tutsaklara Özgürlük!
Cinsiyetçi Siyonizm Cezasız Kalmayacaktır!
Filistin’e Özgürlük ve Kendi Kaderini Tayin Hakkı!



