Manşet
Almanya: ‘Yeşiller’ savaş ve katliam savunuculuğunda sınır tanımıyor

Alman devleti militarizmde ve savaş kışkırtıcılığında vites büyütürken, “sol” görünümlü burjuva liberaller de gerçek sınıf karakterini açık ediyor
Almanya’da, Başbakan Scholz’un Sosyal Demokrat Partisi (SPD) ve liberal Hür Demokrat Parti (FDP) ile birlikte iktidardaki üç partili koalisyon hükümetinin bir parçası olan Yeşiller, federal hükümete girdiğinden beri, gerçekte Alman tekelci sermayesini temsil eden partilerden biri olduğunu açık bir şekilde göstermeye başladı. Alman emperyalizmi ve mali sermayesinin çıkarlarını doğrudan savunan sınıfsal karakterini Rusya-Ukrayna savaşıyla birlikte militaristleşmeye ve savaş kışkırtıcılığına verdiği destekle, sonrasında, Gazze‘yi yerle bir ederek Filistin halkını katleden İsrail’in yanında “militanca” duruşuyla ortaya sermeye devam ediyor.
En son, Yeşiller’in Tarım Bakanı Cem Özdemir’in, İsveçli iklim aktivisti Greta Thunberg hakkında söyledikleri bu açıdan tipik bir örnek. Alman televizyonu ARD’de katıldığı programda, Thunberg’in Filistin için Berlin’deki dayanışma gösterisine katılmasına tepki göstererek “Thunberg hakkındaki düşüncelerin yeniden değerlendirilmesi gerekir. Bence bu korkunç ve berbat bir şey” deyiverdi! Böylece, süren tartışmalarda Thunberg’in bir dahaki sefere “Almanya’ya girişinin yasaklanması” dahi konuşulur oldu!
Özdemir’in açıklamalarına sosyal medya kullanıcılarından büyük tepki geldi. Bir kullanıcı, Özdemir’in kullandığı dilin “Aşırı sağcı Almanya için Alternatif Partisinin söylemiyle aynı olduğu”nu yazdı.
Bir başka kullanıcı, “Bunu Yeşillerden birisi söylüyor. Bir bakan. Bu korkunç ve kötü. Herkesi Yeşiller’e ilişkin önceki görüşlerini yeniden gözden geçirmeye teşvik etmeli” ifadesini kullandı.
Tekelci sermayenin partisi olarak “Yeşiller” rolünü oynuyor
Son yıllarda, Almanya’nın emperyalist çıkarları doğrultusunda ırkçı-faşist-militarist bir atmosfer oluşturulmaya çalışılırken, bu sürecin, SPD, Yeşiller ve FDP’nin ortak olduğu koalisyon döneminde ilerletilmesi ise ayrıca manidar. Özellikle SPD ve Yeşiller, savaş kışkırtıcılığında ve silahlanmada devletin elini rahatlatan roller oynuyor. Alman ordusu ilk kez bu iki partinin iktidarda olduğu bir dönemde Kosova ve Afganistan savaşlarına asker gönderdi. Yine ülke tarihinde en büyük sosyal yıkım olan Ajanda 2010 paketi de bu partiler tarafından çıkarılarak hayata geçirildi. Alman tekelci sermayesi değişik alanlardaki en gerici politikalarını bu iki parti eliyle yapmaya devam ediyor.
Tekelci kapitalizmin yarattığı ekonomik-siyasi-toplumsal krizler ortamında yükselen çevreci dalgayı da arkasına alarak hızla semirerek bugünlere gelmiş olan Yeşiller, “siyasi kariyerini yok etme” pahasına bu gerçek rolünü oynuyor.
Çözülme hali
Bunun sonuçlarına da “katlanmak zorunda” emperyalist savaşı ve militarizmi savunurken cengaverlik yapan Yeşiller.
Nitekim, son Avrupa Parlamentosu ve yerel seçimlerde aldığı tarihsel yenilgilerin ardından, deprem üstüne deprem yaşadı Yeşiller. Önce partinin eş başkanları Ricarda Lang ve Omid Nouripour istifa etti. Ardından bütün yönetim istifa ettiğini duyurdu. Bu gelişmelerden sonra partinin gençlik örgütü Grüne Jugend yönetimi de topluca istifa ettiğini açıkladı. Ancak gençlik yönetimi sadece partiden istifa etmekle kalmadı, partiden de ayrıldığını kamuoyuna ilan etti. Bütün yönetim kurulu üyeleri partinden ayırılırken “yeni bir örgüt kurmak üzere çalışmalar başlattığını” duyurdu.
2022’den bu yana eş başkanlar olan Ricarda Lang ve Omid Nouripour, “Avrupa’da öncü olan ve ulusal parlamentoya milletvekilleri seçilen ilk yeşiller olduklarını ancak pazar günü Brandenburg eyalet seçimlerinin sonucundan sonra on yılın en derin kriziyle karşı karşıya olduklarını” belirtti.
Nouripour, “Sevgili partimizin kaderini başkalarının ellerine bırakmanın zamanı geldi” dedi.
Bu açıklama, Almanya’daki burjuva siyasi ortamın ırkçı-faşist Almanya İçin Alternatif (AfD) partisinin yükselişi ve yeni “popülist sol-muhafazakar parti” Sahra Wagenknecht İttifakı‘nın (BSW) büyük başarısıyla sarsıldığı bir dönemde geldi. Yani burjuva geleneksel “sol” ve “sağ” partilerin biçim değiştirerek, birbirlerinden roller de çalarak post-modern bir kolajı andırır şekilde birer ucubeye dönüştüğü, daha uç söylemlerle yeniden dizayn edildiği bir kesitte…
Son eyalet seçimlerinde ortaya çıkan sonuçları değerlendiren anket çalışmalarında, Yeşiller’in 16-24 yaş aralığındaki desteğinin yüzde 24 oranında düştünü de not düşelim. Bunun, diğer tüm yaş aralıklarından daha büyük bir düşüş olduğu söyleniyor…



