DÜNYAManşet

Dünyada korona (14-15 Nisan)

Merkel oy oranını yüzde 68’e çıkardı; yaklaşık bin 500 bilim adamının çalıştığı Leopoldina Bilim Akademisi rapor yayınladı

Almanya: Leopoldina Bilim Akademisi’nin raporu

Almanya’da 1652 yılında kurulan ve Einstein, Goethe, Maria Curie, Humboldt, Darwin gibi yaşadıkları döneme damga vurmuş görüş ve buluşlarıyla öne çıkan bilim insanlarının mesai harcadıkları Leopoldina Bilim Akademisi, karantina sürecine ilişkin öneri raporu yayınladı.

Merkel daha önce yaptığı açıklamalardan birinde, alınacak kararlarda Alman bilim kurullarının önerileri doğrultusunda hareket edileceği ve bunda şeffaf davranılacağını söylemişti. Her sabah düzenli olarak Robert Koch Enstütüsü Başkanı Prof. Wieler canlı yayında gazetecilerin sorularını da cevaplayarak günlük rapor veriyor.

Yaklaşık bin 500 bilim adamının çalıştığı Leopoldina Bilim Akademisi yayınladığı raporda;

Küçük çocukların temizlik kitaplarını algılayacak ve uygulayacak yeterliliğe sahip olmadığından bütün yuvaların hemen açılamayacağını zorunluluk dahilinde sadece kısmi olarak hizmete girebileceklerini,

İlkokul ve liselerin 9-10. sınıflara kademeli açılması,11 ve 12 sınıfların halihazırda işlevli olan online ders programına devam edebilecekleri, şimdiye kadarki uygulamada başarılı olunduğu, üniversitelerin de online ders programına devam edebileceği,

Otel ve küçük pansiyonların, devlet dairelerinin, perakendeci küçük esnafın ve işletmecilerin kademeli olarak açılabileceği,

Toplu taşıma araçlarını kullanacakların ve kalabalık alanlarda bulunanların maske kullanmasının zorunluluğa tabi tutulması,

Hastanelerde şu anda sadece covid-19 ve ölümcül acil vakalar tedavi edildiği için diğer hastaların tedavi hakkından yararlan(a)madığı ve bunun insan sağlığı için ciddi bir problem olduğu, bu nedenle tüm hastanelerde bu hastalar için acilen yer açılması ve hastane kapasitelerinin hem personel hem ekipman olarak arttırılması gibi konulara değinildi.

Merkel oy oranını yüzde 68’e çıkardı

19 sayfalık raporda sunulan görüş ve önerilerin, Merkel’in Çarşamba günü eyalet başkanları ve ilgili federal bakanlarla yapacağı toplantıda alınacak kararlarda belirleyici olacağı kesin. Son seçimlerde oy yüzdesi yüzde 30’ları geçemeyen ve SPD’yle koalisyon hükümeti kuran Merkel, covid sürecinde de, bilim insanlarının önerileri doğrultusunda aldıkları kararlar ve süreci şeffaf yürütmesi sayesinde eriyen oylarını yüzde 68’e çıkardı.

Almanya krizi birçok kapitalist ülkeden kuşkusuz daha iyi yönetti. Kirli tarihine rağmen bilim kurumlarına özerklik tanıyan ve destekleyen, bırakın kapatmayı bu süreçte mali yardımı öncelikli olarak bilim kuruluna aktaran, üretime dayalı ekonomisi güçlü olan Almanya, işçi sınıfı ve emekçiler söz konusu olunca aynı tutumu göstermiyor.

1 trilyon ayırdığı bütçeden, tek geliri sosyal yardım olan, temel ihtiyaçlara yapılan zamlarla alım gücü açlık sınırına doğru çekilen ailelere ek ödenek ayırmıyor. Yeni çıkardıkları kriz yasasıyla, stratejik alanlarda çalışan işçi ve memurların çalışma koşullarını ağırlaştı. Kısa çalışma ücreti olarak çocuksuzlara daha önceki ücretlerinin yüzde 60’ı, çocuklulara yüzde 67’si veriliyor. Bu oran düşük bulundu çocuk yardımlarıyla yüzde 85’e çıkarılması istendi, sendikalar bir iki üsteledi, ama arkası gelmedi. Binlerce çalışanın işini kaybetmesi, büyük üretici firmalara yapılan ve büyük oranda bu şirketlere aktarılan paraların şeffaflıktan uzak dağıtımını, vs. ötelemek ise mümkün değil.

“Bilim Kurulu” ne ola ki?!.

Bu vesileyle vurgulanması gereken Türkiye’deki durumdur. ’80 sonrası Özal’la başlayan serbest piyasa ekonomisi, Erdoğan’la azgınlaştı. Geriye kalan kamu malları ve fabrikalar, kabile devletine dönmüş Türkiye’de tekellere ve holdinglere peşkeş çekildi. Türkiye’de işlevli tek bir bilim kurumu bırakılmadı; varolanlar da ‘gereksiz’ diyerek sessiz sedasız kapatıldı.

Bu süreçte göstermelik oluşturulduğu aşikar olan Bilim Kurulu’nun, bırakın görüş ve önerilerinin dikkate alınmasını, kurula dahil olan bilim adamlarının susturulması, özel ya da kamu kuruluşlarında görev yapan profesörler hakkında el altından açılan soruşturmalar vaka-i adiyeden oldu. Yandaş havuz medyasında her dönemin her şeyi bilen uzmanları pozundaki şarlatanların bitmez bilmek kof tartışmalarına boğulduk kaldık.

Kötünün iyisini seçmek zorunda mıyız?

Leopoldina Bilim Akademisi’nin 19 sayfalık raporunu okuyunca görüş ve önerilerinde ne kadar bağımsız olduklarını sorgulamadım, diyemem. Özellikle istisnai durumlar dışında risk grubuna girmeyen ama covid-19’un en tehlikeli taşıyıcı grubuna giren çocuk ve ergenleri sadece psikolojik kaygıları asgari düzeye çekmek için mi yoksa okulların açılmasıyla ebeveynlerin işe dönmesi mi garantilenmek isteniyor, bilmiyorum. Ama kesin olan bir şey var, o da bilim insanlarında da dejenere olmuş sistemin parçası olanlar ve kurumlar var. Kartelleşmiş medikal sektörlerdeki cinayetler, kirli oyunlar, mafyatik olaylar tamamen üstünü kapatabildikleri Hollywood senaryoları değil artık.

Halkın sağlığı için hangisi daha tehlikeli diye sorarsanız; eğitim seviyesi tartışmalara açık, kendini Sultan sanan, ailesinin ve palazlandırdığı çevresinin bekasını ülke bekası diye yutturan, kindar ve dindar nesil yaratmak için baytarı Bilim Kurulu’nun tepesine, hayvanat bahçesi müdürünü Araştırma Kurumu’na başkan yapan, 2 saatte virüsün yayılma hızını artırmayı ‘başaran’ AKP-MHP-Ergenekon kliğinin doymak bilmez kar hırsıdır derim.

Etiketler
Daha fazlası

İlgili

Close