
Irkçı faşist AfD’liler kendi aralarındaki yazışmalardan 421 bin maili basına sızdırdılar.
Faşist zihniyetin gelecek planlarını yansıtan maillerdeki yazışmalarda; Noel tebriklerinde “Heil Hitler” ifadeleri, bir yargıcın “ Hitler hac yolculuğu” olması, mültecilerden el çantası ve çizme yapılması, bilgilendirme standlarında gamalı haç satışı, parti içinde nasyonal sosyalizmin yüceltilmesi, sınırdan giren yabancılara ateş açılması, yabancı kadınların pekala tecavüze uğrayabileceği, Hitler’in önemli bir Alman şahsiyet olduğu ve doğum günün kutlanabileceği gibi bir çok insanlık dışı, ırkçı ifadeler var.
AfD’nin oy oranı yüzde 30’a dayandı. Doğu eyaletlerde yüzde 40’ı aşan oy oranlarıyla birinci parti konumunda ve hükümet kurdular. Batı eyaletlerinde oy oranı yüzde 20’lerin üstüne çıktı. Ekonomik kriz, hayat pahalılığı, savaş ve silahlanma politikaları Merz hükümetinin AfD’yi aratmayan emekçi düşmanı yasaları ve tavrı faşizmin, ırkçılığın tarihsel birikimi olan Almanya da tersten ırkçı partinin yükselmesine neden oluyor.
Merz hükümeti; Ukrayna savaşına verilen maddi askeri destek, çıkartılan sosyal hakları budayan yasalarla sürekli oy kaybediyor. Buna rağmen AfD yi aratmayan uygulamalar, söylemler hükümetin ve sürecin ne yönde ilerleyeceğini gösteriyor.
Bir yanda da emekçilerin, öğrencilerin sokaklara çıkıp taleplerini dillendirmeleri giderek artan bir mücadele arayışının ifadesi.
Almanya genelinde iş yerlerinde, işten çıkarmalara, sıfır zamlara karşı kısa süreki iş bırakma eylemleri gerçekleşti. Onbinlerce işçi krizin faturasını biz ödemiyor dedi. Ardından savaşa, sosyal hak kesintilerine ve kapitalist düzene karşı Stuttgart ve Berlin’de onbinler sokaklara çıktı. Gençlik zorunluk askerlik yasasına karşı defalarca okul grevi ve blokaj eylemleri örgütledi ve devam ediyor.
Avrupa’nın sokakları ayakta ve giderek daha sert çatışmalara sahne oluyor. Emekçiler ve gençlik neoliberalizmin artık dibe vurmuş politikalarını kabul etmiyor.
Bir yandan güçlenen ırkçı partiler, yasalar, hükümetler, diğer yanda sokakları korkusuzca dolduran gençler, işçi emekçiler.
Kitlelerin taleplerini doğru yönde doğru politikalarla, birleşik, anti kapitalist anti faşist enternasyonal mücadele hattı geliştirmeliyiz.
Göçmen emekçiler bulunduğu her alanda bu mücadeleye katılmalı, “Alınterimle ve direnişimle burdayım“ demeli. Yaşanan hiç bir sorunun sorumlusu göçmenler değildir. Hayat pahalılığı, artan enerji fiyatları, savaşlar, işsizlik ve geleceksizliğin sebebi göçmenler değildir. Bizzat emperyalist kapitalist düzendir.
Bu perspektifle; Enternasyonal Mücadele Kollektiflerinde örgütlen !



