DÜNYAManşet

AfD eyleminde kadın yoldaşlığı

Köln’de faşist AfD’yi protesto eylemine gidiyorum. Alanda yoldaşlarla buluşacağız. Fakat Neumarkt merkezine geldiğimizde oradan trenlerin daha ileriye gitmediğini görüyoruz.

Nehrin ikiye böldüğü kentin öbür yakasında da aynı şeyler olduğunu o taraftan gelen yoldaşlardan öğreniyoruz.

Bin kadar insan 100 metre yürüdük yürümedik, her sokaktan insan seli akıyor. Ağırlıklı olarak gençler var. Çocuklu ve bebekli aileler de spor kulüpleri de Türkiyeli devrimcilerin bayrakları da…

Katılan her sokak, Almanca “Yaşasın enternasyonal dayanışma!” sloganıyla ana caddeye ekleniyor. Her katılımda coşku yükseliyor. Faşist parti karşıtlığının kitleselliği herkesi epey mutlu ediyor. Nasıl etmesin ki, bu kent son yıllarda Türkiye’de Gezi direnişine destek eylemi ve George Floyd’un katledilmesini protesto eylemlerinde gördü bu denli insan selini.

İnsanlar kırk yıllık dostmuş gibi sıcak, birbirine saygılı. Sloganlarımızı atıp köprüye doğru yaklaşırken herkes birbiriyle sohbet de ediyor. Polis kaldırımdan yürümemiz için anons yapıyor. Kaldırım karlı ve buzlu, kaygan. Kimse aldırmıyor. Caddenin ortasından yürüyoruz. Sokaklar alabildiğine özgür. Sendikalar sendika olarak yoklar ama Verdi, DGB bayraklarıyla katılan tek tek emekçiler var. Büyük çoğunluk dövizini kendi hazırlamış. Trenlerde otobüslerde caddelerde dövizleri ellerinde ilerliyorlar. “Faşistlere geçit yok!” yazan da var, “Köln’de AfD’ye geçit yok!” diyen de “Faşist parti yasaklansın!” diyen de…

Yürürken bir grup kadın yaklaşıp “İranlı olup olmadığımı” soruyorlar. Değilim diyorum. İranlı hemşire kadınlarmış. İçlerinden biri daha konuşkan. Adının Cemile olduğunu söyleyip benim adımı soruyor. Söylüyorum, anlamı ne diyor. Çiçek ismi diyorum. Gülüşüyorlar. Meğerse ismim Persçe’de “Çiçek koparmak” demekmiş.

Sohbetimiz Almanya’da hemşirelik mesleğinin ağır koşullarından başlıyor, İran kadın direnişi, Filistin’deki katliam, Almanya’daki faşist parti ekseninde gelişiyor. Cemile Türkiye’yi de biliyor, tatillerde Türkiye’ye gidiyormuş. Hatta seçim döneminde Türkiye’deymiş. Birkaç seçim mitingi görmüşlüğü de var.

Hemşirelerin aç geldiklerini, hastahanelerde kahvaltı dahi yapamadıklarını, kahvaltı sırasında baş hemşirenin seslenip işe gönderdiğini anlatıyorlar. Sohbeti ara ara kesintiye uğratıp slogan atıyor sonra devam ediyoruz. Filistin katliamına ses etmeyen Avrupalı devletlerin kendi faşistlerinin ipini de kısa tuttuklarını anlatıyorlar kendi kelimeleriyle. İranlılar arasında Erdoğan’ın ikiyüzlü Filistin destekçisi politikasına da müthiş tepki olduğunu anlatıyorlar.

“Faşistler her yerde faşist işte…” diye İran’a geliyorlar. İran’a son gidenler oradaki gözlemlerini anlatıyorlar. Eylemlerin çok cılız da olsa var olduğunu ama genel bir korku iklimi ve sessizlik olduğunu söylüyorlar. Ama bunun daha büyük fırtınaların sessizliği olduğunu da ekliyorlar. En çok öfkeleenerek anlattıkları bölüm cezaevlerinde kadın tutsaklara yapılanlar. Fiziki ve bedensel iki tür işkence ile asıl dışarıya korku salmak istediklerini söylüyorlar. Tutsak kadınların bir çoğuna çeşitli işkencelerin yanı sıra tecavüz edildiğini söylüyorlar.

AfD gibi faşist partilere karşı burjuva partilerin hiçbir şey yapmadığını, buna Die Linke ve Yeşiller’in de dahil olduğu sohbeti ile alana ulaşıyoruz. Asıl geniş kesimlerin mücadelesi ile faşistlerin gerileyeceğini konuşuyoruz ki dur kalk bir saat kadar sonra alana ulaşıyoruz. Sığmak ne mümkün gelene kadar onbinler olmuşuz… Caddeden eylem alanı köprünün altına bir milim dahi ilerleyemiyoruz.

Sarılarak ayrılıyoruz. Herkes kendi arkadaşını ya da yoldaşlarını bulacak

Daha fazlası

İlgili

Close