
Bugün liseli gençlerin başlattığı ve 17 Ekim’de Sarı Yeleklilerle birleştirilen eylemlerin dördüncüsü yapıldı.
Yüz binlerce kişi, devletin bütün terörüne rağmen yine sokaklardaydı, yine eylemdeydiler.
Başta Paris olmak üzere birçok şehirde Yeni Dünya Müzik Orkestrası etrafında toplanıyor, bütün çağların devrimci marşlarını; “Birleşen bir halk yenilmez”, “Enternasyonal”, “Çav Bella”, “İki şey istiyorum; bando ve devrim” şarkılarını hep birlikte söylüyor, dans ediyor, coşkuyla sloganlar atıyorlar. “Siamo tutti antifascisti”, “Sokaklar bizim”…
Anlamlı ve rengarenk dövizler…
Eylemlerde taşınan yaratıcı dövizlerle derdini anlatıyorlar. Herkes kavradığı yerden anlatıyor kendini. Neyi reddettiğini, nasıl bir dünya istediğini, neye öfke duyduğunu özetle basit bir kartona yazıp herkese duyurmaya çalışıyor.
Dövizlerden sadece birinde yer alan talepler şöyle sıralanmıştı:
- Sistemi değiştirmek istiyorum.
- Eşitliğin daha fazla değer görmesini istiyorum.
- Kamu parasının doğru yerlere harcanmasını istiyorum.
- Kendini savunan canlılardan yanayım.
- Bizi bölmeyi bırakmalarını istiyorum.
- Irkçılığın bir hastalık hâline gelmesini reddediyorum.
- Sağlığa, eğitime, kültüre ve adalete yatırım yapılmasını istiyorum.
- Zenginlerin vergi ödemesini istiyorum.
- Sınıf mücadelesinin kazanmasını istiyorum.
- Hayvanlara saygı gösterilmesini istiyorum.
- Devletin yerel ve organik tarımı desteklemesini istiyorum.
- CNRS’nin (Fransa Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi) kapatılmasını istiyorum.
- İnsanların şiddete başvurmasını istemiyorum; halk için tek bir cephe olmasını istiyorum.
Film kahramanlarına bürünenlerden, canavarlaştırılan polis maketleri ve Macron’un kellesine kadar görsel yaratıcılıklar sahneleniyor eylemlerde.
Diğer taraftan devlet bütün gücünü, kuvvetini ve olanaklarını seferber ediyor eylemleri sönümlendirmek için.
“Kiran Oder” yasası yetmedi, şimdi bir de eylemlere katılan eğitimcilerin ücretlerini ödemeyeceğini, öğrencilerin eğitim yılını sileceğini açıkladı. Daha önce Sarı Yeleklilere de uyguladığı gözaltılara, fiziksel ve psikolojik baskılara ek olarak “terör yasaları” ile yargılıyor. Bu kişilerin eyleme katılmasını yasaklıyor, her gün karakola gidip imza atması isteniyor…
Devletin acizliği
Devlet, 17 Ekim’de yapılan kitlesel eylemin altından kalkamayınca faşist çeteleri devreye soktu. Daha sonrasında da jandarmanın yardımına başvurdu. Ve Fransa sokakları eylemlere yasaklandı; bütün şehir girişleri polis ve jandarmanın araçlarıyla kapatıldı. Şehirler, filmlerde gördüğümüz savaş görüntülerine sahne oldu.
Perşembe günü Strasbourg’da eyleme katılan liseliler otobüslere tıkılarak karakola götürüldüler.
Paris’te kitleler polis ve jandarmanın kuşatmasıyla sıkıştırıldılar.
Devletin bizzat faşistlere, göstericileri yakalamaları, ölüme kadar gidebilecekleri yetkisi verdiği söyleniyor. Kaldı ki bunun birçok yerde örnekleri görüldü. Nice, Marsilya ve daha birçok ilde faşist çetelerin polisle iş birliği hâlinde görüntüleri paylaşıldı.
Yetkililer gençliği sokaklardan geri çekmek, hareketi sönümlendirmek için her şeyi deniyor. Gençlerle görüşmeler yaptı. “Kırıntı değil, bütün taleplerimiz karşılanmadıkça geri adım yok!” cevabı aldı.
Cuma günü yapılan kitlesel grev ve gösterilerin ardından bir kez daha Élysée’yi korku sardı. Sırada sendikalar üzerinden eylemlerin seyrini değiştirme, bölme, birleşme ve genel greve doğru giden sürecin önünü kesme gayretinde.
Şimdi gözler pazartesi günü devlet yetkilileri ve çoklu sendikalarla yapılacak görüşmede olacak.



