ALINTERİManşet

Şaban Eğilmez: Değişmeyen Tek Şey Değişimdir

Seni sonsuzluğa uğurlarken Türkiye’de ve kızının sürgün yaşamı nedeniyle Avrupa’da bir biçimde temas ettiğin tüm oğulların ve kızların olarak, anılarımızda hep canlı ve dipdiri yaşayacağını biliyoruz.

 

Çiğdem Devran

Telefonlar, bir süredir yoğun bakımda olan Şaban amcayı kaybettiğimiz haberiyle çalmaya başladı. Yoldaşımız Ayşe Eğilmez’in babasıydı ama aynı zamanda hepimizin Şaban amcasıydı. Onunla ilgili söze nereden başlanır denilirse, duyulan yoğun acıdan bir nebze uzaklaşmaya çalışırken insanın aklına önce değişim sözü geliyor.

Öyle ya, Yunanistan doğumlu, Türkiye’ye üniversite okumaya gelip evlenen, ardından buraya yerleşen kendi halinde bir göçmen mühendisken, kızından dolayı yolu devrimcilerle kesiştikten sonra adeta bambaşka bir dünyayla tanışması ve ona uyum sağlaması başka nasıl anlatılabilirdi ki?

Bu sürece kadar sağ partilere oy vermiş, özelleştirmelerin daha iyi hizmet verdiğini dahi savunmuş, polis karakolunun önünden bile geçmemiş bir insan için bu dönüşüm kolay yaşanmış değildi. Yaşamının önemli bir bölümünü zorlanarak, sorgulayarak geçen bir değişim süreciydi bu.

Bu yolu, anılarını yazmaya karar verip kaleme aldığı Kızımla Büyümek kitabında en iyi kendisi anlatıyor. Çalıştığı büyük projelerde, inşa ettiği köprülerde dönen rüşvetlere, yolsuzluklara ve bunlara göz yumması için yapılan baskılara boyun eğmeyen insani özellikleri, bu dönüşümün belki de temel dayanaklarından biri olmuştur.

Çok konuşkan biri olmayan Şaban amca, bütün bu süreci ve bu süreç boyunca yaşadığı sorgulamaları, bir babanın gözünden yazdığı kitabında aktardı. Onu tanıyanlarımız bile yaşadıklarının onda bıraktığı etkileri bu satırlardan daha iyi kavrayabildik.

Yazılanlarda belki de en çarpıcı bölüm, kitabın sonuna eklenen “İtiraf ve Özür” kısmıdır:

1990’da ilk gözaltına alındıktan sonra, kızımın bu gruplardan birinde olmasını büyük bir tehlike olarak algıladık. Yakınlık duyduğu sol gruptan koparmak için çok uğraştık. Ancak kızımın ve arkadaşlarının hayatlarını ortaya koyarak yürüttükleri mücadeleyi gördükçe düşüncelerimiz değişmeye başladı. Bu yaşadıklarımız sırasında, kızımla birlikte mücadele veren gençlerin hepsinin düzgün, namuslu ve saygılı insanlar olduklarını görünce, daha önce haklarındaki yanlış düşüncelerimden dolayı kendilerinden özür dilerim.

Seni sonsuzluğa uğurlarken Türkiye’de ve kızının sürgün yaşamı nedeniyle Avrupa’da bir biçimde temas ettiğin tüm oğulların ve kızların olarak, anılarımızda hep canlı ve dipdiri yaşayacağını biliyoruz. Bu anlamda bir ‘güle güle’miz, ‘uğurlar olsun’umuz yok sana…

Alınteri Gazetesi

Daha fazlası

İlgili

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ayrıca bak..

Close
Close