GENÇLİKManşet

Gezi 6 yaşında: Onlar hep genç kalacak!

Onlardan önce yıldızlaşan ve hep 15′inde, 18’inde, 20’sinde, 25’inde kalanların birbirine karışmış anıları…

ALINTERİ– Ethem’in nasırlaşmış proleter elleri ile hep çocuk kalacak bakışları, Ali İsmail’in su damlası kadar berrak yüreğini yansıtan gözleri… Ahmet Atakan’ın önünde durduğu “Ne oldu lan büyük adam olmadıysak… Hayallerimizi satmadık ya!” duvar yazısıyla özdeşleşen gencecik yaşamı, Abdullah’ın devrim düşüne tutkuyla bağlı olduğunu anlatan tarihe düşmüş içten sözleri… Mehmet’in emekçi çocuklarına mahsus o tevazu dolu duruşu, Medeni’nin Kürt halkının cesaretini bebeklerine taşıdığı kömür karası ışıltılı gözleri… Emekçilerin kalelerinden birinde çetelere karşı dururken yıldızlaşan Ferit’in tevazu ile tutkuyu harmanlamış duruşu. Ya Berkin’e ne demeli?!

Onlardan önce yıldızlaşan ve hep 15′inde, 18’inde, 20’sinde, 25’inde kalanların birbirine karışmış anıları…

Ellerindeki o işçi halatıyla yıldızları yakalayabileceklerini hayal eden o uslanmaz çocuklar, kendilerini de o yıldızların yanına koyarak geçip gittiler bu dünyadan.

Yıldızlara varmak için yüreklerindeki hayalleri-aşkı-tutkuyu birbirine ekleyerek, ellerini, ayaklarını, dizlerini kanırta kanırta tırmandılar ölümsüzlük mertebesine…

Hepsi emekçiydi, emekçi çocuğuydu.

Mehmet Ayvalıtaş 

Haziran İsyanı’nının antifaşist direniş kalelerinden biri olan 1 Mayıs gibi bir mahalleye teğet geçmesi imkansızdı. Taksim’de dövüşenlere kalkan oldu binlerce 1 Mayıslı. Günlerce sokakları terketmediler. Haziran’ın isyan ruhuyla onlarca yıllık direniş kültürünü harmanlayarak… Memet, o on binler arasında, daha 20’sinde bir delikanlıydı. Bir işçiydi. Yoksul bir ailesinin evladı olarak kardeşleri üniversite okuyabilsin diye kendisi liseden sonra pazarcılık yapan babasının yanında çalışmaya başlamıştı.

1 Mayıs Mahallesi’nin kapitalist barbarlık tarafından halen tüketilemeyen sıcak, dayanışmacı ve samimi ortamında büyümüştü. Afacan, ele avuca sığmazlığıyla bilinen Memet tüm mahallenin çocuğuydu. Kendisinden sonra olanlara dayanamayıp hayatını kaybeden Fadima Anne onun en yakın dostu, sırdaşıydı.

İsyanın 1 Mayıs Mahallesi’ndeki ayağında 2 Haziran günü 10 bin emekçiyle otobanı kestiklerinde hızla gelen sivil bir araç, önündeki araca çarpıp Memet’in ölümüne neden oldu. En son görülen duruşmada Memet kendi ölümünden sorumlu kılındı. Mahkemenin hazırlattığı bilirkişi raporu öyle diyordu: “Ne işi vardı orda?” Tıpkı iş cinayetlerinde katledilen binlerce işçi için söylenen “Ama onlar da…” tekerlemesinde olduğu gibi.

Ali İsmail Korkmaz

Devletin kiralık katilleri ve eli sopalı Alperen esnafı tarafından öldüresiye dövülüp, beyin kanaması geçiren Eskişehir Anadolu Üniversitesi öğrencisi Ali İsmail, ölümsüzleştiğine henüz 19 yaşındaydı. “Özgür bir dünya” düşlerini kuşanmış 19 yaşındaki bir delikanlı…

Haziran İsyanı günlerinde Eskişehir’de yapılan eylemlere katılan Ali İsmail, polis saldırısı sonrasında girdiği bir ara sokakta polis tarafından öldüresiye dövüldükten sonra eli sopalı esnaf ve sivil polislerce iki defa daha dövüldü. “Vurmayın, ölüyorum!” diyen Ali İsmail’i hastanedeki doktor müsvettesi de “Bir şeyin yok” diye eve yollamıştı. 20 saat sonra artık komaya girme noktasındayken tedaviye alınan İsmail, 38 gün boyunca komada kaldıktan sonra 10 Temmuz 2013′te ölümsüleşti. Geride “Özgür dünya” düşünü kuşanacak sayısız Ali İsmail doğurarak…

Berkin Elvan

Emekçi bir ailenin evladı, antifaşist mücadelenin kalelerinden biri olan Okmeydanı’nın çocuğuydu. 15 yaşındayken polisin attığı gaz kapsülüyle başından yaralanan Berkin 16 yaşına uyutularak girdi. Tam 269 gün yoğun bakım ünitesinde kalan Berkin, 11 Mart 2014′te ölümsüzleştiğinde tüm Türkiye ayağa kalktı. Cenazesi yüzbinlerle kaldırılan Berkin hepimizin evladı, kardeşi, yoldaşıydı. Ölümsüzleşmemiş olsaydı bugün adı Ethem Berkin olacaktı…

Abdullah Cömert

Haziran İsyanı’nın tarih boyunca etnik ve mezhepsel ayrımla yüz yüze kalan, Suriye’deki kirli savaş politikalarıyla bunu daha da derinden yaşayan Antakya’ya sıçramaması mümkün müydü?! Antakya günlerce süren kararlı ve militan halk isyanına tanık oldu. Bu isyanın öncü gücü yoksul-emekçi halk çocukları, gençlerdi. Abdullah da onlardan biriydi. Daha 22 yaşında, genç bir işçiydi. En öndeydi. 4 Haziran’da Armutlu Mahallesi’ndeki eylemlerde polisin attığı gaz fişeğiyle kafasından vuruldu ve oracıkta can verdi.

Her açıdan ortada olan bu gerçek uzun süre “saklanmak” istendi. Ailesinin inatçı çabası ve kamuoyu basıncıyla en sonunda ölümünün gaz fişeğinden olduğu kabul edildi. Çanakkale’ye kaçırılan davası tüm sürüncemelerden sonra 14 Mart 2016’da sonuçlandı. Onu vuran polis Ahmet Kuş’a kamu malıyla ağır yaralamaya sebebiyetten sadece 13 yıl 4 ay ceza verildi. Annesinin “Abdullah’ın canı o kadar ucuz mu?” isyanı kaldı bize.

Medeni Yıldırım

Haziran İsyanı’nın öne çıkan temalarından biri ‘Penguen Medya’ydı. Binlerce insan Kürdistan’da yaşananları kastederek, ‘yıllarca böyle izlettiler bize’ diyor, yıllar sonra Kürt halkının acılarıyla empati kuruyordu. Haziran bir arınmaya, sorgulamaya atılan ilk adımların adı oluyordu.

İsyan polis zoruyla bastırıldıktan günler sonra, 28 Haziran’da Lice’deki kalekol yapımına karşı yapılan eylemde sırtından kurşunlanan 18 yaşındaki Medeni’nin ölümü bu yönelimin ilk izdüşümü oldu. Henüz zayıftı belki ama yüzbinlerce insan “Her yer Lice, her yer direniş!” diyerek alanlara çıktı. Onu vuran askerle ilgili dosyaya gizlilik kararı kondu. 2 yıl sonra vurulduğu yerde keşif yapıldı. Davanın ilk duruşması sadece 15 dakika sürdü. 18 yaşındaki Medeni’nin “Barış istiyoruz!” pankartıyla karşı çıktığı o kalekollar bugün sayısız Medeni’nin katli ve direnişinin adresi.

Ahmet Atakan

Haziran İsyanı’nın yalımları Eylül’de ODTÜ arazisinin yağmalanması, binlerce ağacın katledilmesine karşı başlayan inatçı direnişle yeniden kıvılcımlandı. Hemen tüm illerde yapılan sokak eylemlerinin en inatçısı Suriye savaşının gölgesi altındaki Antakya’da yaşandı. Direniş kalesine dönen Armutlu Mahallesi 21. yüzyıldaki Komün görüntülerine sahne oluyordu. 10 Eylül 2013’te katledilen 22 yaşındaki Ahmet Atakan bu direnişlerin en önündeydi. İşçiydi, delikanlıydı, hayallerini paraya satmayacak kadar yiğit ve gözüpekti. Ahmet’in nasıl katledildiğiyse diğerlerinde olduğu gibi hasıraltı edilmeye çalışıldı.

Hasan Ferit Gedik

Antifaşist direniş geleneğinin sembollerinden biri olan Küçük Armutlu’da doğup büyüyen Hasan Ferit, ismini aldığı devrimciler gibi devrimciydi. Emekçi mahallerinde cirit atan polis bağlantılı uyuşturucu çetelerine karşı verilen mücadelede bu çetelerin 4 kurşunuyla katledildi.

29 Eylül 2013′te vurulup 30 Eylül’de ölümsüzleşen Hasan katledildiğinde henüz 21 yaşındaydı. Katillerinin yargılandığı dava onun neden ve kim tarafından katledildiğinin açık fotoğrafı oldu. 22 tutukludan bugün sadece beşi kaldı. Duruşmalarında çetelerin ve polisin saldırısı eksik olmadı.

Etiketler
Daha fazlası

İlgili

Ayrıca bak..

Close
Close