
İsviçre Federal İltica Merkezi SEM, Türkiye ve Kürdistan’dan gelen politik mültecilerin dosyalarında artık “idari karar” görüntüsünü aşan, doğrudan siyasal bir tercih uyguluyor.
Bu tercih, yıllardır göçmenleri kriminalize eden, yabancıları iç güvenlik tehdidi olarak kodlayan SVP’nin çizgisiyle birebir örtüşüyor. Ülkedeki sağ gerici baskı federal kurumların iliklerine kadar işlemiş durumda; SEM’in kararları bu iklimin ürünü.
Bugün İsviçre’de politik mülteci dosyaları hukuki değerlendirmeler yerine “şüpheyi esas alan”, “risk yoktur” diyerek geri göndermeyi kolaylaştıran bir devlet refleksiyle ele alınıyor. Bu refleks kağıt üzerinde “prosedür” olarak geçiyor ama sahada insanların hayatını parçalayan çıplak bir devlet pratiğine dönüşmüş durumda.
Son aylarda çok sayıda mülteci kaldıkları yerlerden zorla alınarak ya da sokak kontrollerinde gözaltına uğrayarak Türkiye’ye gönderildi. Bu insanların bir kısmı Türkiye’ye iner inmez tutuklandı, kötü muamele gördü. İşkence riski bulunan bir ülkeye zorla geri gönderme uluslararası hukukta tartışmaya açık bir alan sayılmıyor; yasak olmasına rağmen bu uygulamalar hız kazandı.
Açıklamada adı geçen Mehmet Toprak hakkında verilen ret kararını imzalamadığı halde apar topar gözaltına alınarak Türkiye’ye gönderilen mültecilerden biri. İstanbul’da tutuklanıp Silivri Hapishanesi’ne konuldu. Bu durum tekil bir vaka sayılmıyor; “tutuklanma riski yoktur” gerekçesiyle geri gönderilen pek çok kişi aynı kaderi yaşadı.
Burada mesele bireysel hatalar üzerinden açıklanmıyor; devletin kurumsal yönelimi belirleyici. SEM’in keyfi kararları, itirazları otomatik olarak reddeden mahkemeler ve mültecileri savunmak yerine dosyayı kapatmaya çalışan avukatlar aynı zincirin halkaları. Bu zincirin siyasal kaynağı açık: SVP’nin ırkçı faşist hattı bugün federal kurumların karar mekanizmalarını da belirliyor.
IGIF ve başkaca göçmen işçi ve devrimci kurumlar İsviçre devletini insan haklarına, mülteci hukukuna ve kendi imzaladığı uluslararası anlaşmalara uygun davranmaya çağırıyor. Çünkü hiçbir devlet işkence riski bulunan bir ülkeye insan göndermeyi “idari karar” başlığı altında meşrulaştıramaz.
Açıklamada şu sözleşmelere atıf yapılıyor:
İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi (Madde 3, 5, 14)
1951 Cenevre Sözleşmesi (Madde 33)
Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme (Madde 7, 9, 14)
Bugün İsviçre’de yaşanan şey hukuki bir tartışma başlığı taşımıyor; devletin siyasal yönelimi ile uluslararası yükümlülükleri arasındaki çıplak çelişki görünür durumda. SEM’in politik mülteci dosyalarında izlediği çizgi bürokratik bir süreç görüntüsü taşımıyor; sağ popülist baskının kurumsal dile dönüşmüş hali.



