DÜNYAKADINManşet

Clara Zetkin: “Yaşamın olduğu yerde savaşmak istiyorum”

“Yaşamın olduğu yerde savaşmak istiyorum” Bu sözler, sosyalizm ve kadın özgürlük mücadelesinin ayrılmaz bir bütün olduğunu söyleyen Clara Zetkin’e ait.

Clara Zetkin 5 Temmuz 1857’de Almanya’nın Saksonya eyaletinde dünyaya gelir. 2o Haziran 1933’de Moskova yakınlarındaki Arkhangelskoye’de ölümsüzleşti. Bir köy öğretmeninin kızıydı. Temel eğitimini yaşadıkları köyde babasından alan Clara, ardından Kız Öğretmen Okulu’nda eğitim gördü. Leipzig Kız Öğretmen Okulu’nda öğrenim görürken, Almanya Sosyal Demokrat Partisi’ne (SPD) katıldı. Partiye girerken ilişkiye geçtiği Rus göçmenlerinden Ossip Zetkin ile evlendi.

Önce burjuva kadın hareketlerinden etkilenir. Oysa O hem erkek egemen sistemi hem de burjuvaziyi reddediyordu. Ve mevcut sistem içerisinde kadınların tam anlamıyla özgürleşmesi mümkün değildi. Bu gerçeklikle yoğurdu politik bilincini.

8 Mart’ın doğuşu

1889’da Paris’teki İkinci Uluslararası Kongreye katılan sekiz kadın delegeden biriydi. Ve burada kurucu kongrede kadın hakkındaki görüşlerini sundu. Rosa ile birlikte yoldaşlık etti.

27 Ağustos 1910’ta Kopenhag’da  düzenlenen 2. Enternasyonel’e bağlı kadın toplantısında Clara Zetkin, dokuma fabrikası yangınında ölen işçi kadınlar anısına 8 Mart’ın Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak anılması önerisini getirdi ve bu öneri oy birliği ile kabul edildi.

Clara, Sosyalist Enternasyonal’in 1 Mayıs Uluslararası İşçi Bayramı’nı nasıl yaptığıyla ilgili referans verdi ve işçi sınıfı kadınları tarafından organize edilen militan gösterilerden ilham aldığını söyledi.

Kadınların sosyalist bir harekette dahi erkek egemenliğine karşı mücadele etmek zorunda kaldığını çok iyi bilen Clara, bunu şu sözlerle anlattı:

“Erkeğin desteği olmadan. Evet, hatta genellikle erkeklerin iradesine karşın, kadınlar sosyalist bayrak altına girmişlerdir… Fakat onlar şimdi bu bayrak altında duruyorlar ve burada kalacaklar! Burada özgürlükleri için, eşit haklara sahip insan olarak kabul edilmeleri için savaşıyorlar. Sosyalist işçi partisi ile el ele yürüyerek savaşın tüm zorluğuna ve gerektirdiği özverilere katılmaya hazır oldukları gibi, zaferden sonra da elde ettikleri tüm hakları korumaya kesin kararlıdırlar.”

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği

Toplumsal cinsiyet eşitsizliğini ekonomik sömürünün bir sonucu olarak gören Clara, bir konuşmasında şunları söyledi:

“Kadın işçiler kadının özgürlüğünün ayrı değil, büyük sosyal sorunun bir parçası olduğundan tamamen emindirler. Bu sorunun bugünkü toplumda hiçbir zaman çözülemeyeceğinin, ancak toplumun köklü değişiminden sonra bunun mümkün olabileceğinin de bilincindedirler… Kadının özgürlüğü, tüm insanoğlunun özgürlüğü gibi, yalnızca emeğin sermayenin boyunduruğundan kurtulmasıyla olacaktır. Sadece sosyalist toplumda, kadınların işçiler gibi haklarının tam sahibi olması mümkündür.

Sosyalizm ve kadın

Lenin ve Rosa Luxemburg ile dost olan Clara, Lenin ile 1920’de “Kadın Sorunu” üzerine bir görüşme gerçekleştirdi. Bu görüşme notları Lenin’in kaleme aldığı kitapta okuyucu ile de buluştu. Ayrıca Rosa ile birlikte Birinci Dünya Savaşı’na karşı ilk Uluslararası Kadın Konferansı’nı düzenledi.

Almanya’daki sendikaları uluslararası örgütlerle ilişkilendirmeye ve yüzlerce konuşmaya ek olarak grev fonları düzenlemeye yardımcı oldu. Kadın işçilerin sorunlarını dinledi, onlarla birlikte bir mücadele ağı ördü.

Devrim savaşçısı Clara ile Rosa

Revizyonist bir çizgi izlemeye başlayan SPD ile yolunu ayıran Clara, Rosa Luxsemburg ile beraber ilerde Almanya Komünist Partisi’ne dönüşecek Spartaküs Birliği’nin kurulmasında rol oynadı ve mücadelesini burada sürdürdü.

Clara, erkeklerden daha düşük ücretler ile çalıştırılan kadın işçiler için de mücadele etmiş, bu sonucun kapitalizm ile ilişkisini şöyle açıklamıştı:

“Kadın işçiliğini özellikle kapitalistlere çekici kılan şey, yalnızca düşük fiyatı değil, aynı zamanda kadınların daha fazla boyun eğmesiydi. Kapitalistler, aşağıdaki iki faktör üzerinde spekülasyonlar yaptılar: Kadın işçinin mümkün olduğu kadar kötü bir şekilde ödenmesi ve kadın işçilerinin rekabetinin mümkün olduğu kadar erkek işçi ücretlerinin düşürülmesi için kullanılması gerektiği gibi, kapitalistler de çocuk işçiliğini kadın ücretlerini ve makinelerin işlerini baskı altına almak için kullanıyorlar.”

Sovyetler’de yeni hayat

Alman Komünist Partisi’nin yasaklanmasını takiben, 1933 yılının Şubat ayında Rusya Parlamento binasının yakılmasının (Reichstag Yangını olarak bilinir) ardından, Clara Sovyetler Birliği’ne taşındı.

Uluslararası devrim ve kadın özgürlük hareketinin bir simgesi haline gelen Clara, faşist ideolojinim tüm sınıf çelişkilerinin ve sınıf çıkarlarının üzerinde ulus ve devleti yükselttiğini vurguladı.

Clara bu konuşmasından 1 yıl sonra kalp krizi geçirerek Rusya’da yaşamını yitirdi.

Clara’nın öncülük ettiği 8 Mart başta olmak üzere kadınların mücadelesine kattıkları, mücadeleci dünya kadınlarının bilincindeki canlılığını korumaya hala devam ediyor.

Daha fazlası

İlgili

Close