DÜNYAManşet

Üç yüz Elli beş Kurşunla Ölmek

Filistin’le ilgili filmlerde diğer yapıtlardaki seçiciliğimiz flulaşır. Senaristi, sanatçısı yönetmenini beğenelim ya da beğenmeyelim halkın acıları kadar direngenliğini, küllerinden yeniden doğmasını ne kadar yansıtmış diye merak ederiz.

Kaouther Ben Hania’nın Hind Rajab’ın Sesi filmi bunlardan biridir. Üstelik o bir kurgu ya da senaryo değil. Daha önceleri altı yaşında bir kız çocuğunu kurtarmaya giden ambulansa sıkılan 355 kurşunu vücudumuza saplanmış hissetmiştik bir kere. Meyvenin sert kabuğundaki direnç, çekirdekteki acıyı korumak içindir denir. Acıyı bilmeyen hissetmeyen o sert kabuktaki direncin neden var olduğunu asla kavrayamaz.

Gazetelere düşen bir haber bu duyguları bir çoğumuza yaşatmıştır. Altın Küre’ye aday gösterilen, bu yıl En İyi Uluslararası Film dalında Oscar için beş filmlik kısa listeye giren, geçen yıl Venedik Film Festivali’nde rekor kıran 23 dakikalık ayakta alkışla prömiyer yapan ve ardından Jüri Büyük Ödülü olan Gümüş Aslan’la ödüllendirilen film Hindistan’da yasaklanmış!

Oscar adayı Dört Kız Kardeş ve Derisini Satan Adam filmleriyle tanınan yönetmen Kaouther Ben Hania’nın, Hind Rajab’ın Sesi (The Voice of Hind Rajab) Tunus yapımı bir film. Gazze katliamı sırasında altı yaşındaki bir kız çocuğunun ölümünü konu alıyor.

Hindistan derecelendirme kurumu olan Merkez Film Sertifikasyon Kurulu (CBFC) tarafından gösterimin engellenmesinin gerekçesi neymiş? “Filmin gösterime girmesi halinde Hindistan-İsrail ilişkilerini bozacağı” Mumbai merkezli Jai Viratra Entertainment yetkilisi Manoj Nandwana’ya, bu gerekçe bildirildiğinde buna karşı çıkar. Filmin ABD, İngiltere, İtalya ve Fransa gibi, İsrail’le sıkı ilişkileri bulunan pek çok ülkede zaten gösterime girdiğini hatırlatır. Ve tanrıları para olan ülkelerin siyonist İsrail ile ilişkilerini çarpıcı bir tarzda şu sözlerle anlatır. “Onlara şunu söyledim: Hindistan-İsrail ilişkisi o kadar güçlü ki, bu filmin onu bozacağını düşünmek aptallık”

Tanıklık olgusuyla örülen film

Film yaşanmış bir olaydan yola çıkarak, Filistin’de yıllardır süregelen katliamları bu kez tek bir çocuğun hikayesi üzerinden ele alır. Gerçek ses kayıtlarını kullanan film, görsel yoğunluk yerine tanıklık olgusu etrafında örülerek ilerler.

29 Ocak 2024’de Kızılay gönüllüleri bir acil durum çağrısı alır. Gazze’de ateş altındaki bir arabada mahsur kalmış altı yaşındaki bir kız çocuğu, kurtarılmak için telefonda yalvarır. Kızılay gönüllüleri küçük kızın telefonu kapatmaması için uğraşırken, ona bir ambulans yetiştirebilmek için ellerinden geleni yaparlar. Bu küçük kızın adı Hind Rajab’dır. Filmdeki telefon kayıtlarında yer alan ses, onun gerçek sesidir.

Rajab akrabalarının cesetleriyle birlikte bir arabanın içinde sıkışıp kaldığını anlatır. İsrail Savunma Kuvvetleri’nin (IDF) tankları yaklaşırken, Filistin Kızılayı gönüllüleri onu sakinleştirmeye ve bulunduğu yere ambulans göndermeye çalışır.

Kurtarma girişimi başarısız olur. Akdeniz İnsan Hakları Gözlemevi’nin teyit ettiği belgelere göre, IDF aracı 355 kurşunla delik deşik etti ve küçük kızı kurtarmaya giden iki sağlık görevlisini de katletti.

Yaralarımızın üzerinde tepinilmesindendir Hindistan’daki yasağa tepkiler çok sert oldu. Birçok kişi, kararı “utanç verici” olarak nitelendirirken, Başbakan Narendra Modi’nin İsrail’in kuklası olduğunu söyleyerek öfkesini dile getirdi.

Daha fazlası

İlgili

Close