GREV HABERLERİİŞÇİ SINIFIManşet

Köln’de Ford fabrikasında 24 saatlik grev

Almanya’nın Köln kentinde Ford işçileri, iş güvenliği ve tazminat haklarının korunması talepleriyle iş bıraktı

Köln kentindeki Ford üretim tesislerinde İG-Metall Sendikası, işçilerin greve “evet” demesiyle 24 saatlik iş bırakma eylemi başlattı. Bu sabahın ilk vardiyasıyla birlikte başlayan grev yarın sabah erken saatlerde sonlandırılacak.

Ford fabrikasında yapılan grev oylamasında işçilerin yüzde 93’ünden fazlası grev lehine oy kullanmıştı. Bu oylamanın arka planında, şirketin sadece Köln’de 2 bin 900 işçiyi işten atma planı ve ana şirketin Köln fabrikası için iflas koruma anlaşmasını feshetmesi yatıyor. 11 görüşmede Ford yönetimi tek bir adım bile geri atmadı. Tam tersine! Patronlar, 2032 yılına kadar olan iş güvencesi anlaşmasının da iptal edilmesini küstahça talep etti. Grev oylaması bunun üzerine geldi..

Sabahın erken saatlerinde Ford yerleşkesinde tüm kapılarda grev gözcüleri konumlandırıldı. Kapı 3’te sahne kuruldu, konuşmalar yapıldı, şarkılar söylendi. Sahneden, desteğe gelen işçilere, kurumlara teşekkür edildi. Alınteri ve Yaşanacak Dünya’nın yanı sıra MLPD, KPD’yi Yeniden İnşa İçin İşçi Birliği ve DİDF desteğe gelen kurumlardı. Toplanma alanında bildiriler dağıtıldı.

1973 yılında gerçekleştirilen Ford Grevi’ni sahiplenen pankart ve ’73 grevcileri arasında yer almış bir grup kişi de alandaydı. Bu tarihi greve katılmış olan Peter, kendisiyle ile yaptığımız sohbette şunları vurguladı:

’73 Grevi tarihi bir direnişti. O dönem yaklaşık 12 bin 500 işçi çalışıyordu. Sayıları az olmayan çoğunluğu Türkiyelilerden oluşan göçmen işçiler direnişte baş rolü oynadılar ve haklıydılar. Çok kötü koşullarda çalıştırılıyorlardı; son derece düşük ücretler söz konusydu; ve onlara adeta köle hatta “hayvan” muamelesi yapılıyordu. Ford patronları onlar için “biz misafir işçi istedik, insan çıktılar” diyordu küstahça! İnsan yerine konulmuyordu göçmen işçiler. İşte bu “misafir” işçiler tam 8 gün, işten atılma, sınır dışı edilme de dahil her türlü riski göze alarak direndiler. Görünürde fazla bir kazanımla sonuçlanmadı denilebilir fakat bu yanlış olur. Ücretlerin yükselmesi, çalışma koşullarının zaman içinde kısmen de olsa hafifletilmesi ve en önemlisi “biz artık misafir değiliz, buradaki işçilerin parçasıyız” anlayışını yerleştirmesi açısından önemli kazanımları oldu bence.”

İlerleyen saatlerde -grevin etkisiyle- Ford patronlarının sendikaya “yarın görüşelim” talebini ilettiği bilgisi geldi.

Alanda dağıtılan Alınteri ve Yaşanacak Dünya imzalı bildirilerde ise şu ifadeler yer aldı:

İşçi sınıfı olarak tarihsel bir saldırıyla kaşı karşıyayız

İşten çıkarmalar, sıfır zam dayatmaları.. Ford, VW, ThyssenKrupp, Daimler.. Kısa süreli çalışma, işten atma, fabrika kapatma saldırıları çoğalıyor.

Gerekçeler ise aynı: “Kriz” “resesyon” “rekabet”. Ortada bir kriz varsa, bu kapitalizmin, tekellerin krizidir. Bir avuç kapitalist, kar hacmindeki azalmayı, işçilerin ücretlerine, sosyal-sendikal haklarına saldırarak telafi etmeye çalışıyor. İşlerin “iyi gittiği” dönemlerde “iş barışı”ndan söz edenler, işler yolunda gitmediğinde ilk olarak işçilere saldırıyorlar ve hala “iş barışı”ndan söz ediyorlar. Onların yapmak istediği şey, biz işçileri daha da yoksullaştırarak karlarını tekrar azami seviyeye çıkarmak!

Ford fabrikasında yapılan grev oylamasının sebepleri de aynı değil mi? Bu oylamanın arka planında, şirketin sadece Köln’de 2.900 iş yerini ortadan kaldırma planı ve ana şirketin Köln fabrikası için iflas koruma anlaşmasını feshetmesi yatıyor. 11 görüşmede Ford yönetimi tek bir adım bile geri atmadı. Tam tersine! Yönetim kurulu üyeleri, 2032 yılına kadar olan iş güvencesi anlaşmasının da iptal edilmesini küstahça talep etti.

Saldırıyı durdurmak için uyarı grevleri yetmez!

“Küresel kriz” ve savaşlar ortamında sıfır zam dayatmaları, kitlesel işten çıkarmalar durmayacak, tersine artacak. “Fırtına geçecek, sıra bana gelmez” diye düşünüp, örneğin yanıbaşındaki işçi kardeşlerinin yaptığı greve destek vermeyenler fena halde yanılıyorlar!

Eğer ücretlerimizin daha da azalmasını istemiyorsak, eğer diğer ekonomik-sosyal haklarımızın yok edilmesini istemiyorsak, bir birimizin yanında olmak zorundayız.

Uyarı grevleriyle yetinemeyiz.

Daha uzun süreli grevler örgütleyelim ve direnişlerimizi birleştirelim. İrademizi sendika yönetimlerine bırakmayalım. Saldırılar karşısında titrek duran sendikalara aşağıdan baskı uygulayalım. Yan yana durmazsak, hepimiz kaybederiz!

Etiketler
Daha fazlası

İlgili

Ayrıca bak..

Close
Close